Vildan Atasever...
İlk sinema filmi '2 Genç Kız' ile Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Kadın Oyuncu' seçilerek kariyerine ödülle başladı.
Ardından da 'Kader'deki rolüyle Ankara Film Festivali'nde 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü kazandı.
19 yıllık kariyerinde gişe ve sanat filmlerinin yanı sıra çok izlenen diziler için de kamera karşısına geçti.
Vildan Atasever'in yeni filmi 'Dilsiz'...
Yönetmenliğini Murat Pay'ın üstlendiği, inzivadaki usta hattat ile genç ressamın yollarının kesişmesini anlatan 'Dilsiz'de Vildan Atasever'e başrollerde Ozan Çelik, Emin Gürsoy ve Mim Kemal Öke eşlik etti.

Yeni filmin 'Dilsiz'... Orada 'Selma Aksel' adında bir hattatı oynadın, karakterinden biraz söz eder misin? Teklif geldiğinde neden ben bu filmde olmalıyım dedin, hangi özellikleri seni etkiledi?
Aslında tamamen denk geldi. Okçuluk dersleri aldığım vakıfta da aynı zamanda hat dersleri veriliyordu. Ben de hocama 'hat dersleri de almak istiyorum, öğrenmek istiyorum' dedim. Amaç hattat olmak değildi tabii ama sonuç olarak oyuncuyum. Hat sanatını deneyimlemek istedim. Hocamla bunları konuştuğumuz dönem 'Dilsiz'in senaryosu geldi. 

Yapımcının senin hat dersleri alacağından haberi yoktu değil mi?
Hiç yoktu. Dediğim gibi hat dersleri alırken 'Dilsiz'in senaryosu geldi. Okuduğum zaman büyük bir tevâfuktu ve bunun içine girmek istedim. 'Selma Aksel' karakterini çok sevdim. Çünkü hem çok gizemli hem de kurduğu cümleler benim gerçekten peşinden gidebileceğim, düşünebileceğim cümlelerdi. Filmde oynarken de film çekimleri bittikten sonra da kurduğu cümleleri ben gerçek hayatımda çok düşündüm. 3 ay değerli hocamız Cavide Pala'dan hat dersleri aldım. Yeterli olmuyor tabii ki. Bir hattat olabilmek için, icazet alabilmek için 3 ay yeterli değil ama insanda bambaşka bir tavrın oluşmasına ve o kelimelerin derinlerine inilmesini sağlıyor. 'Dilsiz', 'iyi ki de olmuş' dediğim bir iş oldu.

Okçuluk merakı nereden geliyor?
Ben meraklıyım. Şu an da kaykay öğrenmeye çalışıyorum. Daha önce de buz pateni öğrenmeye çalıştım, onu da deneyimledim. Bu herhalde meslekle ilgili, oyuncu olduğum için sanırım. Deneyimlemek istiyorum, öğrenmek istiyorum. Sonuç olarak okçuluk Osmanlı kültüründen geliyor, bizim kültürümüzde var bu. Ve bir sünnet. Peygamber Efendimiz'in sünneti. Bunu deneyimlemek ve tarihle birlikte harmanlamak, neler yaşandığını bilmek istiyorum. Hem öncelikle Vildan olarak bunu deneyimlemek ve öğrenmek istiyorum, hem de bir oyuncu olarak hazır olmam gerektiğini düşünüyorum. At binmek, ok atmak... Hat sanatında ise kalemi nasıl tutmak değil de insanda nasıl bir tavır oluşturduğunu öğrenmek önemli. Mesleğim için çok önemli.

Günlük yaşamında da herhalde rahatlatıcı bir yönü vardır.
Kesinlikle. Çünkü o harfi çıkartmak kolay değil, onun bir hesabı var, bir boyutu var ve onu tam anlamıyla yapmanız gerekiyor. Tabii her harfin de kendi derinliğinde anlamı var. Örneğin Elif harfinin günümüzde ve hayatımızda çok derin anlamları var. Bize kılavuz olabiliyor. Kesinlikle büyük bir tekniği var ve onu aynı şekilde uygulamak zorundasınız.

Hat derslerinin canlandırdığın karaktere katkısı ne ölçüde oldu?
Hattatları tanımak, o harflerin derinliğine inmek, o harflerin hayatımızdaki karşılığını görmek hayatımda bir sürü şey oluşturmasına neden oldu.

Vildan Atasever, Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

Karakteri daha iyi analiz edebilmene neden olmuştur diye düşünüyorum.
Hem karakteri hem de Vildan olarak bakış açımı değiştirebiliyor, düşünmemi sağlıyor. Başka bir taraftan bakmamı sağlıyor.

Geçtiğimiz günlerde Saraybosna Film Festivali'ne katıldın. Orada nasıl bir tepkiyle karşılaştın?
İyi bir tepki vardı. Çünkü milli bir kültürümüzle oraya gidiyoruz ve bu benim için çok kıymetli. Saraybosna Film Festivali uluslararası bir festival. Çok sayıda yabancı konukların bulunduğu bir festival ve filmde de yabancı izleyicilerimiz vardı. Onların kendi kültürümüzü, milli kültürümüzü görmeleri, kendi cümlelerimizi düşünmeleri benim için çok önemliydi. Biz gerçekten oradan çok iyi tepkiler aldık, yorumlar gerçekten çok iyiydi. Ve sinemanın da bu anlamda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Kendi milli dilimizle bir yerlerde olmak, kendimizi bu şekilde ifade etmek benim için çok önemli.

Neredeyse çocuk yaşta başlamıştın oyunculuğa. Kariyerinde 20'nci yılına yaklaşıyorsun. Bugüne kadar oyunculuk adına edindiğin en önemli öğreti ne oldu?
Disiplin. Kesinlikle disiplinli olmak zorundasınız ve hep çalışmak zorundasınız.

19 yılda film ve dizi olmak üzere 27 yapımda yer aldın. Bu rakam sana ne hissettiriyor?
Geriye dönüp işlerime baktığım zaman 'çok şükür birbirinden farklı karakterler oynamışım, o karakterler beni kendi hayatımda da beslemiş ve bana bir sürü şey öğretmiş' diyorum. Gerçekten beni izleyen insanların oynadığım karakterlerle empati kuruyor olabilmesi ve sokakta yürüdüğüm zaman her insanın oynadığım her işi biliyor olması, biliniyor olması ve onlarla karşılaştığımda 'merhaba' dediğimde o karakterler üzerine konuşabilmek, onlara nasıl geçtiğini görebilmek benim için o kadar özel ve büyük bir servet ki. İzleyicinin oynadığım karakterler üzerine bu kadar düşünmesi ve empati kurması beni çok mutlu ediyor. Bir oyuncu başka ne ister ki? Ve bana duydukları saygı kadar ben de onlara çok saygı duyuyorum. Bu çok önemli. Geriye baktığında bunları kazanıyor olmak, insan kazanıyor olmak çok güzel.

Kariyerine baktığımız zaman gişe filmleri ve festival filmleri birbirini dengeliyor. Böyle olması bir strateji miydi yoksa denk mi düştü?
'Denk düştü' diyelim. Çünkü oynarken bir filmin gişe filmi mi yoksa bağımsız sanat filmi mi gibi konularla ilgilenmiyorum. Ben senaryo okurken, o senaryonun, o cümlenin, o hikâyenin ne ifade ettiği, benim oynayacağım karakterin beni heyecanlandırıyor olup olmadığı, ben bu karakteri araştırabilir miyim, bende araştırma, öğrenme, merak duygusu uyandırıyor mu? Daha önce oynadığım karakterlerle aynı olup olmadığına bakıyorum.

Biliyorum ki sen her yeni yapımda farklı karakteri canlandırmak istiyorsun, bir öncekilere benzesin istemiyorsun. Bu biraz seni bekletme sürecine almıyor mu?
Evet, alıyor.

Sayısal olarak geride kalmıyor musun?
Kalıyorum gibi görünüyor ama kalmıyorum.

Bu durum seni rahatsız etmiyor mu?
Hayır, rahatsız etmiyor. Kısmet yani bunun olması gerekiyormuş. Bir de ben teslimiyetçi bir insanım. Rakamların benim için çok bir önemi yok aslında. Hayatım boyunca da hiç olmadı. Benim için manevi anlamda bana ne kazandırdıkları daha önemli. Ben az ama öz olanın peşindeyim. Öz benim için önemli.

Hayattan beklentilerin nedir?
Huzur, sağlık, sevdiğim insanların mutlu olması, onlarla birlikte olabilmek. Rahat, huzurlu ve temiz bir vicdan diliyorum. Hayatımdan tek beklediğim bu.

Mesleki hırs?
Yaptığım işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum. Kendi üzerime düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmek istiyorum. Bütün hırsım bunların üzerine.

Şöhretle aran nasıl, şöhret sana ne ifade ediyor?
Sokakta yürürken insanlarla göz göze geliyorum ve birbirimize gülümsüyoruz. Ve bir selam veriyoruz. Bu o kadar güzel bir şey ki...

Kariyerinin hangi döneminde olduğunu düşünüyorsun?
Hiç plan yapamam, hiç düşünemem. Çünkü bence hiçbir şey bizim hesapladığımız gibi olmuyor. Bu hayatta her şey değişebilir. Kişi, çok zirvede olabilir ama bir gün başladığı yere de dönebilir. Ben hiç 'şuradayım', 'buradayım' diyemiyorum. Önemli olan şu an nerede olduğum. 'Dilsiz' diye bir film yaptım ve cümlesi çok güzel insanlara geçen, insanların cümlelerin arkasından gidebileceği, derinliği olan bir filmde oynadım. Film, Saraybosna Film Festivali'nde insanların düşünmesine vesile oldu. İşte bu benim için çok önemli.

'Dilsiz' ekibi, Saraybosna Film Festivali'ne tam kadro katıldı.

‘Dilsiz' filmini izlememizi hangi nedenlerden dolayı tavsiye edersin? 'Dilsiz' bize ne anlatacak?
En başta bir usta - çırak ilişkisini göreceksiniz. Ama şöyle; o çırağın dönüşümü ve ustanın gerçekten bu dünyada değişime, kendine izin veriyor mu vermiyor mu bunu göreceğiz. Artık usta - çırak ilişkisi de yok günümüzde, ne yazık ki kalmadı. Harflerin derinliğini göreceksiniz, o harflerin cümlelerini göreceksiniz, 'Selma Aksel'i göreceksiniz. Aşk ve meşk olacak. 'Aşk olmadan meşk olur mu? Eğer aşk varsa meşk niye yok?' Bunu göreceksiniz.