Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

“Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım” başlıklı sempozyum düzenlendi. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların öğrenme modellerinin farklı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, özel öğrenme güçlüğünde ilaç tedavisi değil, bireyselleşmiş eğitimin olduğunu vurguladı. Disleksili çocukların yaşamsal kaynağının eğitim olduğunun altını çizen Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf Tokar ise eğitimin ana unsurunun ergoterapi, ergoterapinin disleksili çocukların ilacı olduğunu kaydetti.

Bir vakıf üniversitesinin Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova koordinatörlüğünde, Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü, Ergoterapi Kulübü ve Disleksili Çocuklar Vakfı tarafından düzenlenen “Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım” başlıklı sempozyumda öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri konuşuldu.

“ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN KİŞİLERİN EN BÜYÜK İHTİYACI ÖZEL EĞİTİM"

Programın açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda öğrenme güçlüğü yaşayan büyük bir nesil olduğunu ve bu kitlenin eğitime ihtiyaç duyduğunu söyledi. Psikiyatri profesyonelleri olarak bu sorunla kendilerine danışan kişilerin bir dizi testten geçerek tanının konulduğunu belirten Tarhan, “Daha sonra 'özel eğitime gidilecek' deniliyor. Fakat sadece klasik özel eğitim yeterli olmuyor. Bu durumda birçok konularda yetersiz kalıyoruz. Bunu dünyada araştırdığımız zaman öğrenme güçlüğü olan çocuklarla ilgili yeni bakış açıları var. Bunlar neler diye araştırdığımızda karşımıza ergoterapi çıkıyor" diye konuştu.

“BU ÇOCUKLARIN ÖĞRENME MODELLERİ FARKLI"

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların öğrenme modellerinin farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Burada gördük ki, bu çocukların öğrenme modeli farklı. Bu çocukların elinde değil. Zihinleri farklı çalışıyor bu çocukların. Sınıfta otururken herkes gülerken bu çocuklar anlayamadığı için gülemiyorlar. Sınıfta yalnız kalıp, mutsuz oluyorlar. Sınıfta marijinal kalıyorlar, müthiş izole oluyorlar. Müthiş hırçın ve öfkeli oluyorlar, depresif oluyorlar. Bu çocuklara dereyi geçerken köprüyü kullanmayı öğretmek gerekiyor. Diğer çocuklar sosyal öğrenmeyle öğrenirken bu çocuklar bire bir yöntemlerle öğreniyor. Bu çocuklara sosyal katılımı öğreteceğiz. Eksik becerisi ne ise onu öğreteceğiz. Bunun için ergoterapistlerin geliştirdiği Duyu Bütünleme Bataryası var. Bunda da çocuklar denge, görsel algılama, dokunsal algılama konusunda taranıyor. Zayıf alanı bulunuyor ve o alanda kişiye özel eğitim veriliyor ve çocuk o kadar mutlu oluyor ki şaşırıyorsunuz. Çünkü öğrenince başarıyor ve mutlu oluyor" diye konuştu.

“0-6 YAŞ ARASINDAKİ MÜDAHALE ÇOK ÖNEMLİ"

Öğrenme güçlüğüne müdahalede 0-6 yaşın çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Öğrenmeyle ilgili beyindeki nöral network daha henüz oluşmadan özel öğrenme eğitimine girerlerse çok daha hızlı, normale çok daha yakın hale geliyorlar. Geç kalınırsa çok daha zor oluyor. Bu nedenle 0-6 yaş arasında bu çocukları tespit edip bu konuda beceri çalışması yapmak burada çok önemli. Özel öğrenme güçlüğünde ilaç tedavisi yok, bireyselleşmiş eğitim var. Bireyselleşmiş eğitimde de o kişinin bireysel ihtiyacını belirlemek çok önemli” uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapılan tüm çalışmaların toplanıp yayınlaştırılmasının bu alandaki gelişmelere önemli katkılar sağlayacağının altını çizdi.

“DERNEĞİ YOL GÖSTERMEK İÇİN KURDUK"

Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf Tokar ise derneğin kurulduğu 2013 yılında Türkiye'de disleksi kavramını bilen kişilerin çok az sayıda olduğunu belirterek dernek olarak çok ciddi çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Dernek olarak farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ve üniversitelerle hiç bağlarını koparmadıklarını belirten Tokar, öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların ve ailelerinin yaşadığı zorluklardan bahsetti.

"ERGOTERAPİ DİSLEKSİLİ ÇOCUKLARIN İLACI"

Bu bireylere ve ailelerine yol göstermek için çalıştıklarını belirten Tokar, “Bu sadece kendisinde var zannediyor. Çünkü hiçbir şey bilmiyor, onlara yol gösteren yok. Derneği bu amaçla kurduk ve artık farkındalık çalışmaları bitti. Artık şimdi eğitim zamanı. Disleksili çocukların yaşamsal kaynağı eğitimdir. Disleksili çocuklar için eğitimin ana unsuru da ergoterapidir. Ergoterapi disleksili çocukların ilacıdır. Disleksili çocukların hayatına dokunmak istiyorsanız eğitim vermelisiniz. Eğitim vermek istiyorsanız, ergoterapist, dil konuşma uzmanı, özel eğitimci olmalısınız. Bu üç kişi benim çocuğuma dokunabiliyor. Sınıf öğretmenleri, psikologlar sonra devreye giriyor. Eğitim verildikten sonra çocuk çok fazla değişiyor” diye konuştu.

SAHADAN VERİLER PAYLAŞILDI

Moderatörlüğünü Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf Tokar’ın yaptığı ilk oturumda Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Müberra Oğuz “Sahadan Veriler” başlıklı sunumunda bireyin özelliklerine göre eğitim verilmesinin altını çizdi. Oğuz, Milli Eğitim’de yapılan kaynaştırma eğitimleri hakkında bilgiler paylaştı.

“BİZ ONLARIN YARDIMCISIYIZ"

Çocuk Ergen Psikolog Aynur Sayım, “Öğrenme Güçlüklerinin Okul Yaşantısına Etkisi” başlıklı sunumu ile katıldı. Klinik alanda bu yaptıkları çalışmalardan bahseden Sayım, bütüncül yaklaşımın önemine işaret etti. Özel öğrenme güçlüğünde çocuk, aile, okul ve tedavi ekibi arasındaki işbirliğinin önemini vurgulayan Sayım, özellikle okul dönemindeki çocukları kaygı, öfke, okul korkusu, depresyon gibi sorunlar yaşadığını belirterek “Bu çocuklar bize yardım almaya geliyorlar, biz onların yaşam yardımcısıyız” diye konuştu.

“OKUL, AİLE VE REHABİLİTASYON MERKEZİ ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ ÖNEMLİ"

Türkiye Disleksi Meclisi Meclis Başkanı Suna Varol Cörüt de “Disleksili Bireylerin Rehabilitasyon Merkezlerinden Beklentisi” başlıklı sunumunda okul, aile ve rehabilitasyon merkezi arasındaki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Cörüt, “Bu çok önemli çünkübu üç ayaktan bir tanesi eksik kalırsa çocuğa verilen hizmet eksiz ve yetersiz oluyor ve ulaşılması gereken noktaya ulaşmıyor” diyerek özel eğitim alanındaki uzmanların sayısının artırılması gerektiğini vurguladı.