Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sosyal medya, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın otobüs molalarının namaz saatine göre düzenlenmesini talep eden yazısını tartışıyor.

Diyanethaber sitesinin haberine göre söz konusu yazıda vatandaşlardan gelen taleplerin altı çizilerek, "Vatandaşlarımız tarafından şehirlerarası otobüs seyahatlerinde molaların namaz vakitlerinin dikkate alınarak belirlenmesi ve namazların vaktinde edasını sağlamak için makul bir süre ayrılması konusunda başkanlığımıza yoğun talepler gelmektedir" denildi.

MAKUL BİR SÜRE AYRILMASI İSTENDİ

Başkan Erbaş imzası taşıyan ve ilgili bakanlıklara gönderilen yazıda din ve vicdan özgürlüğüne de atıfta bulunularak, "Bu itibarla; vatandaşlarımız tarafından gelen söz konusu talepler doğrultusunda şehirlerarası otobüs seyahatlerinde molaların, namaz vakitleri dikkate alınarak belirlenmesi ve namazların vaktinde edasını sağlamak üzere makul bir süre ayrılması ile ilgili yapılacak düzenlemelerin değerlendirilmesi..." ifadelerine yer verildi.

DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU NE DİYOR?

Şehirler arası seyahatte ibadet ve "seferi" kavramları dini konular arasında en çok araştırılan başlıklardan birisi. Sosyal medyada tartışma konusu olan konu ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dini konulardaki en yüksek karar ve danışma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu'nun da bir cevabı bulunuyor. "Ulaşım araçlarında farz veya nafile namazlar kılınabilir mi?" sorusuna cevaben geçmiş hatırlatmalar yapıldıktan sonra şöyle deniliyor: "Günümüzde, otobüs, tren ve uçak ile seyahat edenler, namazlarını ayakta ve kıbleye dönerek kılmaları genellikle mümkün olmadığından, oturdukları yerde îma ile kılabilirler. Bununla birlikte namazlarını yolculuk öncesinde veya sonrasında ya da mola yerlerinde cem ederek de kılabilirler."

Seyahat halindeyken de namaz ibadetini yerine getirmenin mümkün olduğu belirtilirken "Otobüs firmalarının yolcuların dini hassasiyetini gözeterek mola zamanını namaz vakitlerine denk gelecek şekilde düzenlemeleri" tavsiyesi burada da yer alıyor.

"OTURDUKLARI YERDEN İMA İLE..."

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun sitesindeki açıklamanın tamamı şöyle:

Otomobil, otobüs, uçak ve tren gibi ulaşım araçlarında nafile namaz kılmak caiz ise de, normal durumlarda farz namazların kılınması uygun görülmemiştir. Çünkü söz konusu ulaşım araçlarında namaz kılındığı takdirde namazın kıyam, rükû, secde ve istikbâl-i kıble gibi farzlarını yerine getirme imkânı yoktur. Nitekim Resûlullah (s.a.s.), nafile namaz kılarken, hangi istikamete dönerse dönsün bineği üzerinde namaz kılardı. Farz namaz kılmak istediğinde ise bineğinden iner ve kıbleye dönerek namazını kılardı (Buhârî, Salât, 31).

Cana ve mala zarar gelme korkusunun bulunduğu hâllerde veya yerin çamurlu olması, namaz kılacak uygun bir yerin bulunmaması gibi zaruret hâllerinde, binek üzerinde farz namaz kılmak da caiz görülmüştür (Kâsânî, Bedâî’, I, 108).

Hz. Peygamber zamanında ve müctehit imamlar döneminde günümüzdekine benzer nakil araçları yoktu. O zaman mevcut olan nakil araçları hayvan ve gemi idi. Genelde insanlar kendi hayvanları ile seyahat ederler ve diledikleri zaman durup, istedikleri zaman yollarına devam edebilirlerdi. Onun için, namazı hayvan sırtında kılma zorunlulukları yoktu. Gemide seyahat edenler ise, gemi duruyor ise normal yerde kılıyorlarmış gibi, kıbleye dönerek rükû ve secdeyi yaparak namazlarını kılarlardı. Gemi hareket hâlinde ise, yapabiliyorlarsa ayakta rükû ve secdeyi yaparak, geminin hareketine göre kıbleye doğru dönerek kılarlar, buna güçleri yetmezse oturdukları yerden rükû ve secdeyi yaparak kılarlardı (Semerkandî, Tuhfe, II, 156; Kâsânî, Bedâî’, I, 109).

Günümüzde, otobüs, tren ve uçak ile seyahat edenler, namazlarını ayakta ve kıbleye dönerek kılmaları genellikle mümkün olmadığından, oturdukları yerde îma ile kılabilirler. Bununla birlikte namazlarını yolculuk öncesinde veya sonrasında ya da mola yerlerinde cem ederek de kılabilirler. Ancak otobüs firmalarının yolcuların dini hassasiyetini gözeterek mola zamanını namaz vakitlerine denk gelecek şekilde düzenlemeleri tavsiye edilir.

Cem, yalnızca öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları arasında olabilir. Öğle ile ikindinin cemi, ikindiyi öğle vaktinde öğle namazından sonra (cem-i takdim) ya da öğleyi ikindi vaktinde ikindi namazının öncesinde kılmak (cem-i tehir) şeklinde yapılabilir. Akşam ile yatsının cemi de yatsıyı akşam vaktinde akşam namazından sonra (cem-i takdim) ya da akşamı yatsı vaktinde yatsı namazından önce kılmak (cem-i tehir) şeklinde yapılabilir.

Cem edilecek namazlar ara verilmeksizin peş peşe kılınır. Ayrıca cem-i takdim hâlinde birinci namaza başlarken, cem-i tehir hâlinde ise birinci namazın vakti içinde cem yapmaya kalben niyet edilir.