Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Davos’a bu yıl üçüncü kez davet edildim, üç yıldır da eğitimden gençlik politikalarına kadar farklı konularda moderatörlük yapma fırsatım oldu. "Parçalanan dünyada ortak bir gelecek yaratmak"’ temasıyla toplanan zirvede bu yıl ekonomik ve siyasi çalkantılar, Batı’da yükselen aşırı sağ ve popülizm dalgası, toplumsal kutuplaşma ve insani krizler mercek altında. Yönettiğim panelin konusu da toplumsal uzlaşı ve farklılıkları kucaklamak üzerine oldu. Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı Peter Maurer, İrlandalı aktivist-yazar Sinead Burke, Harvard Üniversitesi Çatışma Çözümleri Programı Direktörü Daniel Shapiro, ve Arakanlı Müslüman aktivist Wai Wai Nu ile birlikte bir beyin fırtınası yaptık.


"Parçalanan dünyada ortak bir gelecek yaratmak" konulu panelin moderatörlüğünü Habertürk TV'den Afşin Yurdakul yaptı

Nihayet panelin yapılacağı alana geldiğimde herkesin az çok yol mağduru olduğunu anlayıp rahatladım. Sahne arkasında kısa bir sohbet ettikten sonra artık hazırdık. Sözü ilk olarak İrlandalı aktivist, yazar ve eğitimci Sinead Burke’e bıraktım. Ülkesinin siyasi geçmişi çalkantılı, ancak onun insanlığa dair bambaşka bir derdi de var. Fiziksel engeli olduğunu söyleyenlere, onların yapıcı ve yaratıcı düşünmekte engelleri olduğunu hatırlatıyor nezaketle. Dünyanın dört bir tarafında yaptığı konuşmalarla insanları ön yargılarından sıyırmaya çalışan dev bir ruh. TED konuşması bir milyondan fazla izlenmiş, sosyal medyadan yaptığı çağrıyla dünyaca ünlü modacıları kısa boylu insanlar için de tasarım yapmaya davet etmiş. Kişisel hikayesinden yola çıkıp anlattıklarıyla bizi en zor konu başlığına taşıdı: Empati, ve kendinden farklı olanı kucaklayabilmek.

İrlandalı aktivist, yazar ve eğitimci Sinead Burke, kişisel hikayesinden yola çıkıp anlattıklarıyla bizi en zor konu başlığına taşıdı: Empati, ve kendinden farklı olanı kucaklayabilmek

Bu çağda dünya toplumları olarak boyumuzu aşan çok sorunumuz var. Uluslararası Kriz Grubunun raporuna göre, 2018’deki en önemli 10 çatışma içinde Arakanlı Müslümanların dramı üçüncü sırada. Aktivist Wai Wai Nu, Türkiye’nin de uluslararası toplumda farkındalık yaratmak için yüksek sesle eleştirdiği bu krizi birebir yaşamış bir isim. 1987 doğumlu, 18 yaşında ailesinin muhalif fikirlerinden ötürü hapse atılmış, ve 7 yıl kalmış. Time dergisi tarafından 2017 yılında ‘’Yeni Neslin Liderleri’’ arasında seçilmiş. Yaşadığı toplumda eşitlik mücadelesi veriyor. Arakanlı Müslümanları anlatırken şöyle diyor: ‘’Bir azınlığı dışlamak toplumsal eşitsizlik yaratıyor. Eşitsizlik ayrımcılığa, ayrımcılık çatışmaya, çatışma da insani krize dönüşüyor.’’

Aktivist Wai Wai Nu, Türkiye’nin de uluslararası toplumda farkındalık yaratmak için yüksek sesle eleştirdiği bu krizi birebir yaşamış bir isim

İrlanda ve Myanmar arasında 9 bin kilometreye yakın mesafe olsa da, dertler birbirine benziyor. Küresel çapta resim nasıl görünüyor diye sormak için sözü Kızılhaç Komitesi Başkanı Peter Maurer’a bıraktım. Maurer’in kurumu, onlarca ülkede çatışmaların orta yerinde kalan sivillere yardım ulaştırmaya çalışıyor. Dağılmış toplumların kaosunu, savaşın yok ediciliğini defalarca görüp yaşıyorlar en ön sıradan. Ayrışmayı, savaşı, gerginliği tetikleyen şeyler hep aynı mı diye soruyorum, Maurer Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Kaga Bbandoro diye bir yerden örnek veriyor. Buraya 4 sene önce gittiğinde Müslümanlar ve Hristiyanların birlikte yaşıyormuş. Bugün ise bu toplumlar savrulmuş durumda diyor Maurer. Şehir merkezi şiddetten harap, Müslümanlar ve Hristiyanlar artık birbirlerinin pazarlarından alışveriş bile yapmıyor. Ortadaki insansız bölgede ise bir Kızılhaç hastanesi ve BM Barış Gücü var sadece. Maurer’a göre her şey ‘’tek kimliğin öne çıktığı politikalar’’ ile başlıyor. Bunu empati yoksunluğu ve dışlama takip ediyor. Tetikleyici faktör ise ‘’hep aynı’’ diyor. Toplumsal dokunun paramparça olduğu böyle yerlerde insani yardımın da önemine vurgu yapıyor. ‘’‘Senin kimliğin benim kimliğim’ değil, biz ortak ihtiyaçlarımız için birlikte ne yapabiliriz diye sormak gerekli’’ diyor. İnsanın aklı ister istemez Suriye’ye gidiyor...

Kızılhaç Komitesi Başkanı Peter Maurer’a göre her şey ‘’tek kimliğin öne çıktığı politikalar’’ ile başlıyor. Bunu empati yoksunluğu ve dışlama takip ediyor...

Peki bu çağda dünya toplumları neden böyle? Derdimiz ne? Harvard Üniversitesi’nden Dr. Daniel Shapiro söz alıp açıklıyor. Yıllardır aile içi anlaşmazlıklardan rehine krizlerine, Ortadoğu’da çatışma çözümü çalışmalarına kadar birçok çalışmaya imza atmış bir isim Shapiro. Tam da ‘’asla anlaşamayız’’ denilen noktada devreye girerek, etkili iletişimi devreye sokmak onun işi. Duyarak dinlemek, karşıdakinin söylediğini anlamaya samimiyetle gayret etmek çözüm için şart diyor. Shapiro,Trump sonrası Amerika’daki iklime de gönderme yapıyor. Bu kadar sıradışı bir başkan profili, hem Cumhuriyetçilere hem de Demokratlara oy çıkan ailelerde sert bölünmelere yol açmış, küsen kardeşler, ayrılan sevgililer, kavga eden eşler ortaya çıkmış. Farklı düşünmek doğal ama, çözüme nasıl varacağız? Kavgayla mı? İletişim kurararak mı? diye soruyor Shapiro.

Harvard Üniversitesi’nden Dr. Daniel Shapiro Trump sonrası Amerika’daki iklime de gönderme yapıyor: sıradışı bir başkan profili, hem Cumhuriyetçilere hem de Demokratlara oy çıkan ailelerde sert bölünmelere yol açmış, küsen kardeşler, ayrılan sevgililer...

Davos üç gün boyunca dünyanın farklı yerlerinden 300’den fazla siyasi lideri ağırlayacak. Panelistlere en son mesajlarının ne olduğunu soruyorum, bu liderlerin sadece konuşma yapmaya değil, Shapiro’nun dediği gibi ‘’duyarak dinlemeye’’ de geldiğini umarak. Şu dört mesaj çıkıyor:

*Empati kurmak
*Karşı tarafı dinlemek
*Çözümler için cesaret göstermek
*Ayrıştırmamak, kucaklamak

Türkiye’de kadına, çocuğa, hayvana şiddet haberlerini bu kadar yoğun tükettiğimiz bir ortamda bu dilekler belki de kulaklarımıza naif geliyor, ama çözüm de buralardan geçiyor..

Duyulsun umarım. Karşılık bulsun.


Panelin tamamı için link: