Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Diplomasi Batı'nın gözü bağlantısızlar'a 'takıldı' | Dış Haberler

        CEYDA KARAN

        Soğuk Savaş'ın ‘kağıt üzerinde' sona ermesinden beri Bağlantısızlar Hareketi'nin ismini pek az işittik. Kimi zaman toplanırlar, kimseler de dikkate almaz. Fakat bu sefer iş biraz farklı. Bağlantısızlar Hareketi'nin (NAM-Non Aligned Movement) 16. zirvesine Batı aleminin deyim yerindeyse istemeden de olsa ‘gözü takılmış' durumda. Zira zirve bu hafta sonu İran'ın başkenti Tahran'da düzenleniyor.

        Bağlantısızlar Hareketi 1961'de kendilerini hiçbir bloğa bağlı hissetmeyen ülkeler tarafından oluşturuldu. 2012 itibariyle üye sayısı 193 BM üyesinden 120'sini kapsıyor. 21 de gözlemci üye var. NAM dünya nüfusunun yüzde 55'ini teşkil ediyor. Lakin etkisi sıfırla çarpan misali. Eski Yugoslavya'nın lideri Josef Tito'nun fikir babası olduğu Bağlantısızları'ın kuruluşundan bu yana köprülerin altından çok sular aktı. O vakitler Tito, Nehru, Cemal Abdül Nasır, Sukarno filan vardı. Neo-liberalizm ve büyük güçlerin oyun sahası olan dünyaya itiraz edenlerin sesleri bir nebze işitiliyordu. Yine de hareketin o gün bugündür pek bir başarısı yok. Üyelerinin çoğu Soğuk Savaş'ın dışında duramadı, ekonomik sorunlarla cebelleşti. Özetle NAM'ın esamisi okunmadı.

        NAM BİR İŞE YARAYABİLİR Mİ?

        21. yüzyılda konjonktür değişmişken, NAM ne gibi bir rol oynayabilir orası da pek meçhul. Kısaca BRICS diye anılan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi gelişmekte olan ülkelerin özellikle ekonomik planda dünyadaki etkinliklerinin artması bir fırsat yaratabilir. Ancak Rusya, Çin ve Brezilya NAM'ın sadece gözlemci üyeleri, ortada Tito'nun örneğini sergilediği türden bir liderlik tezahürü de yok. Zaten eski Yugoslavya'dan geriye kalan ülkeler NAM'a pek alakasız. Yine de yeryüzünden Ortadoğu'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada büyük güçlerin orasından burasından çekiştirdiği siyasi ve ekonomik ‘kargaşa hali' sürerken, olur da ‘orta yolculuk' bağlamında bir duruşa ihtiyaç duyulursa, akıllara NAM gelebilir.

        AMERİKA İLE İSRAİL'İN KAYGISI

        Tahran zirvesinin ‘ehemmiyetine' gelince... Batılı güçler ve medya zirveyi görmezden gelmeye/küçümsemeye çalışıyor. Amerikalılarla İsraillilerin kaygısı, elbette İran'ın zirveyi uluslar arası yaptırımlarla gelen diplomatik tecriti yarma vesilesi yapması. Pek de başarısız sayılmaz. Misal BM Genel Sekreteri Ban ki Mun, seleflerinin ananesini bozmadı, normalde ‘sözünden pek çıkmadığı' Amerikan ile İsrail'in itiraz ve eleştirilerine aldırmadı, Tahran'a gidiyor. İranlılara bakılırsa, 35 ülke devlet başkanı düzeyinde, bir ülke meclis başkanı, 21 ülke dışişleri bakanı düzeyinde katılıyor. Çok sayıda ülkeden üst düzey diplomatlarla 7 binden fazla delege katılıyor. İran'da haftasonunu tatil ilan edilmiş, hatta hızlarını alamayıp 50 milyon dolar gelir bekledikleri zirve vesilesiyle turizme hizmet eder diye Tahran'daki müzeleri filan ‘makyajdan geçirmişler'.

        MURSİ PEKİN'DEN TAHRAN'A GEÇECEK

        Bence zirvenin daha önemli yanı, bir önceki NAM dönem başkanı olan Mısır'ın Müslüman Kardeşler'in üyesi çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin de katılıyor olması... Mursi, Tahran'a Çin'in başkenti Pekin'den geçecek. NAM dönem başkanlığını İranlılara devredecek. 1979'dan bu yana Tahran'ı ziyaret eden ilk Mısır Cumhurbaşkanı olacak. Hem böylece Suudi Arabistan ve Çin'den sonraki üçüncü yurtdışı ziyaretini İran'a gerçekleştirecek. Mısırlı diplomatik kaynaklar, NAM zirvesinde Suriye konusunda Mekke'deki İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde önerdiği Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve İran'dan müteşekkül ‘temas grubu" önerisini gündeme taşıyabileceğini söylüyorlar. İnsan "Mısır şimdiden bölgede arabulucu konumuyla sahneye mi çıkıyor" diye düşünmeden edemiyor.

        SURİYE KONUSU ÇATLAK SEBEBİ

        Velhasıl, NAM zirvesine gözlemci Rusya ve Çin'den petrol ihtiyacının yüzde 12'sini İran'dan karşılayan ancak Batı yaptırımları nedeniyle ödeme sorunu yaşayan Hindistan'a ve minik Karayip ülkelerine uzanan bir dizi ülke yerini alacak. Kilit mesele nihai bildiri. Nihai bildiriyi, evsahibi İran hazırlayacak ve ‘barışçı nükleer teknolojiye sahip olma hakkı, İsrail'in askeri tehditlerinin ve Filistin topraklarındaki işgalinin kınanmasının' yer alacağı aşikar. NAM'ın 1979'daki Havana Bildirisi'nde ortaya konulan amacı, ‘emperyalizm, kolonicilik ve ırkçılığa karşı ulusların egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve güvenliklerini garanti altına almak'. Oysa dünyadaki gidişat ‘liberal müdahalecilik' yönündeyken, NAM'ın bu ilkeyi kafi düzeyde vurgulayıp vurgulamayacağı meçhul. Nitekim bu noktadaki bölünmüşlük büyük olasılıkla Suriye konusunda nihai bildiriye yansıyacak. Zira 3 Ağustos'taki BM Genel Kurulu'nda Suudi Arabistan'ın girişimiyle BM Genel Kurul'nda Şam'ı kınayan tasarıya 120 NAM ülkesinden 70'i onay vermişti.

        Tahran zirvesi ve Batı'dan ne gibi tepkilere ‘mazhar olacağı' neresinden bakarsanız bakın ilgi çekici...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ