Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Ortadoğu Filistin, BM'de ‘üye olmayan gözlemci devlet’ statüsüne kavuştu ama... | Dış Haberler

        DIŞ HABERLER SERVİSİ / Ceyda KARAN

        Filistin’in Birleşmiş Milletler’de ‘üye olmayan gözlemci varlık/entite’ yerine ‘üye olmayan gözlemci devlet’ statüsüne kavuşması, Ortadoğu coğrafyasında büyük coşku yarattı. Fakat bunun ‘sembolik’ olmanın ötesinde Filistinlilerin ‘kazanım’ hanesine neler yazabileceği meçhul. Aslında daha önce yazacaktım ama itiraf etmeliyim ki “elim varmadı”. Biraz sakinleşmesini beklemek istedim. Ve oylama üzerinden bir hafta geçmeden kuşkuları derinleştiren gelişmeler art arda sökun etti. BM kararının ilk pratik sonucu İsrail’in misillemesi oldu. Zira İsrail, derhal Filistin yönetiminin vergi gelirlerini kesti ve işgal ettiği Batı Şeria’da yeni 3 bin yerleşimin inşa edileceğini duyurdu. E-1 adı koridoru denilen bu yerleşimler Batı Şeria’nın Doğu Kudüs ile kalan son bağlantılarını da kesecek. Filistinlilerin ifadesiyle ‘kırmızı çizgi’.

        AVRUPALILAR İSRAİL'E KIZINCA...

        Bu kaçıncı ‘kırmızı çizgi’, doğrusu artık anımsayamıyorum. Diplomasi cephesinde İsrail’e verilen tepkilerden hareketle iyimser manzaralar çizmek olası. Fakat bu ne değiştirir? Misal Avrupa ülkeleri ‘nedense’ ilk kez İsrail’e bu kadar öfkelendiler. Britanya ve Fransa İsrail elçilerini çağırıp ikaz etti. Lakin birileri ‘İsrail’e yaptırımları’ andığında, “O kadar da uzun ömürlü değil” tavrını koydular. Bugün de İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu Berlin’deydi. Şansölye Angela Merkel, ortak basın toplantısında pek az rastlanır biçimde, yerleşimler konusunda “Aynı noktada olmadığımız konusunda anlaştık” dedi. Sonra da İsrail’in güvenliğine bağlılıklarını beyan etti. Kısacası bu tepkilerin somut hiç bir sonucu olmayacağını kestirmek zor değil.

        BATILI DEVLETLERİN 'DÜŞTÜĞÜ NOT'

        BM’de Filistin’e 138 ülke destek vermişti. Ki zaten anlaşılır, zira 100’den fazla ülke Filistin’e ‘devlet’ düzeyinde tanıma sunuyordu. Yine de bunu bir dayanışmanın tezahürü sayabiliriz. Destek veren ülkelere bir dizi Avrupa devletinin katılmasının da öyle. Lakin görmeyenler için anımsatalım, Batılı delegeler, bu sonucun Filistin’in ‘yasal olarak devlet’ şeklinde tanınması olarak algılanmaması gerektiği notunu düştü. Zira böylesi bir tanınma zaten BM’nin işi değil, ülkelerin tek taraflı kararlarıyla gelebilir. Yani “yaşasın artık Filistin bir devlet olarak tanınıyor” demeyin, zira kazın ayağı öyle değil.

        YERLEŞİMLER UCM YERİNE BM GÜVENLİK KONSEYİ'NE ŞİKAYET EDİLDİ

        Şu an gelinen noktada İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu, “E1 koridorundan vazgeçmeyeceğiz” diyerek tutumlarını net biçimde ortaya koymuş durumda. Filistin tarafı ise yerleşim meselesini BM Güvenlik Konseyi’nin gündemine taşıdı. E1 koridoruna karşı Konsey’e bir mektupla İsrail’in yasadışı yerleşimlerinin durdurulması için çağrıda bulunuldu. Yani hiçbir sonuç çıkmayacak bir yere! Oysa Filistin Özerk Yönetimi, BM’deki statü olayını ‘zafer hanesine’ yazarken; “En büyük kazanım artık İsrail’in yerleşimleri genişletme kararı yahut olası savaş suçlarının Uluslar arası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) gündemine taşınması” demişti. Peki bu mümkün mü? Roma Anlaşması'yla kurulan UCM elbette paralel çalışıyor ama tümüyle BM'ye bağlı bir örgüt değil. Üyelik sadece devlet statüsünde olanlara açık. Nitekim geçen yılki başsavcı Luis Moreno-Ocampo Filistinlilerin üyelik başvurusunu reddetmişti. UCM genelde kendi soruşturmalarına yaptığı iddiasındaki ülkeler pek dokunmuyor. Üstelik böyle bir olasılıkta İsrail'e füze ve roket fırlatan Hamas da soruşturulacak demektir. Yani bu açıdan bir olasılık bulunsa bile gidilecek çok ama çok uzun bir yol olduğunu teslim etmeli.

        İKİ ÖNEMLİ ÇIKIŞ

        Gelişmeleri anlamlandırmak için dikkat çekici iki çıkış gözden kaçırıldı. İlki, 2008-2009’da 1400 Filistinli’nin öldüğü Dökme Kurşun operasyonu sırasında İsrail başbakanı olan Ehud Olmert’in, biraz da alaycı biçimde Filistin’in BM’deki statü oylamasına niye destek verilmediğini sorgulaması. Zira ‘zafer tezi’ uyarınca, Olmert’in UCM’ye ‘savaş suçlusu’ olarak şikayet edilebilmesi icab ediyor. Oysa kendisi Filistin’in girişimine destek vermekten kaçınmadığına göre, bir bildiği olsa gerek! İkinci dikkat çekici çıkış oylamanın ertesi günü ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan geldi. Haaretz gazetesine göre Clinton, bir Yahudi kuruluşunun toplantısında Abbas yönetimine İsrail ile işbirliklerinden ötürü teşekkür edip şöyle demiş: “Çok az bir parayla, hiçbir doğal kaynakları yokken, her gün İsrail ordusu ile çalışan bir güvenlik gücü inşa etmeyi başardılar. Girişimci bir başarıya sahipler. Milliyetçi ama büyük ölçüde de laikler. İsrail onları desteklemeli.” Eh onun da bir bildiği olsa gerek.

        'REDDİYECİLİK' YAFTALAMALARI...

        Yıllardır Filistin davasını yakından izleyen birisi olarak, BM oylamasının Filistinlilere hayrının ne olacağını doğrusu hiç bilmiyorum. Ancak kutsal topraklarda tarafların birbirlerini ‘yok etmeden’ barışçı çözüm bulmaları yolunda kafa yormaktan bıkmamış birisi olarak; BM meselesine dair şüpheci yaklaşımların ‘reddiyecilik’ olarak yaftalamasına ancak ‘küçümser’ nazarlarla bakabilirim.

        Aslında Filistin’in BM’de elde ettiği ‘gözlemci devlet statüsü’, Olmert’in de altını çizdiği üzere ‘iki devletli çözüm’ planlarının yeniden ısıtılması olasılığından ötürü bir sonuç doğurmayacak. İsrail’i, var olan konjonktürde uluslar arası hukuk açısından acılı tavizlere de zorlamayacak; Filistinlileri ezen/dışlayan apartheid politikalarından vazgeçmeye de sevk etmeyecek. Kutsal topraklarda Yahudileri ve Filistinlileri ‘demokratik bir ortak devlet’ inşasına ikna etmeyen hiçbir çabanın manalı bir sonucu olabileceğini düşünmüyorum. Bir yanda sahada kazandıkları zaferi masada vermek istemeyen ve kendi geçmişlerindeki büyük soykırıma karşın yanıbaşlarındaki Filistinlileri istemeyen İsrailliler var... Diğer yandan yıllardır süslü beyanlarla Filistin davasını kendi çıkarlarına sadece araç kılan Arap ülkeleri... O zaman 60 yıldır eziyet çeken Filistinlilere en azından ‘doğruları söylemeyi’ borçluyuz.

        Tüm 'Elalem' yazıları için tıklayınız...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ