Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Martin Luther King'in rüyası gerçek oluyor | Dış Haberler

        ABD tarihinin ve dünya insan hakları mücadelesinin sembol isimlerinden Martin Luther King Jr'ın, tarihe "Bir rüyam var" adıyla geçen ünlü konuşmasındaki sözleri, bu yıl ayrı bir anlam kazandı. King, konuşmasında, "Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia'nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar. Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar. Bu topraklar, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlar ve küçük beyaz kızlarla el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek." demişti. Şimdi ABD'de bir siyahî isim, Başkanlık için yarışıyor ve bu yola çıkarken kendisine rakip olan "beyaz" bir isim, kendisine açık destek verdi.

        Siyahî Obama, Demokrat Parti'ni Denver'deki kurultayında, resmen ABD Başkan adayı olarak kabul edildi. Böylece ABD tarihinde ilk kez bir siyahî, başkanlığa aday gösterilmiş oldu. Obama'nın önseçimdeki rakibi Hillary Clinton ise kurultayda 47 yaşındaki siyahî adaya destek verdiğini açık bir dille ifade etti. Hillary'nin eski ABD Başkanı eşi Bill Clinton da "ABD'ye liderliğe ve ABD'nin dünyadaki liderliğini yeniden inşa etmeye hazır olduğunu" söyleyerek Obama'ya destek istedi. Demokrat Partililer de bu durumu "King'in rüyasının gerçekleşmesi olarak" yorumladı.

        Bazı siyasi tarihçiler, ABD'de 4 Kasım seçimlerinin sonucu ne olursa olsun, 27 Ağustos 2008 günü Amerikan tarihinde yeni bir sayfanın açıldığı konusunda hemfikirler. Obama'nın resmen aday olması, kölelik ve ırk ayrımcılığından nerelere kadar gelinebildiğinin açık göstergesi olarak değerlendiriliyor.

        Alabama'nın Montgomery şehrinin siyah kökenli sakinlerinden biri, 1 Aralık 1955 Cuma günü şehir fuarındaki işinden akşam 6'da çıktı. Çok yorgundu ve biran önce evine ulaşmak istiyordu. Otobüsün ortasındaki 'değişken' statülü koltuklardan birine oturdu. Yasalara göre ilk 10 sıra beyazlarındı. Siyahlar ise en arka bölümde yolculuk etmek zorundaydılar. Ortadaki değişken statülü koltuklarsa beyazların sıraları doluncaya kadar siyahların da oturabilecekleri koltuklardı.

        Birkaç durak sonra otobüsün beyazlara ayrılan kısmı dolup 4 beyaz yolcu ayakta kalınca şoför arka koltuklarda oturan 4 siyah yolcudan yerlerini boşaltmalarını istedi. 3 erkek siyah yolcu arka tarafa geçti. Ancak Rosa Parks adlı terzi kadın, yerinden kalkmayı reddedince tutuklandı. Aynı gece haber şehir sakinleri arasında yayıldı. Pazar günü kiliseler aracılığıyla otobüs boykotu fikri yayıldı. Rosa Parks'ın tutukluluğunun üçüncü gününde insan hakları tarihine 'Montgomery Otobüs Boykotu' adıyla geçen eylem başladı. Siyahlar tam 382 gün boyunca otobüslere binmediler. İşlerine okullarına yürüdüler.

        Eylemin başlamasına sıradan bir ev kadını yol açtı; ancak boykot ve direnişle beraber bir başka isim de büyümeye başladı. Boykotun başlamasından bir gün önce kararı konuşmak için toplanan grup arasında bulunan Dexter sokağının küçük Baptist kilisesinin vaizi Martin Luther King Jr, kısa sürede eylemin bir numaralı yönlendiricisi oldu. 1956 yılının sonunda Yüksek Mahkeme'nin ırk ayrımcılığını yasaklamasıyla başarıya ulaşacak eylem süresince King, silahlı saldırıya uğradı. Evi bombalandı. Defalarca tutuklandı.

        Etkili hitabetiyle 1950'li yılların sonunda sivil haklar hareketini başlatan, 1960'lı yıllara damgasını vuran Martin Luther King Jr, 15 Ocak 1929'da Atlanta'nın bugün artık çok ünlü hale gelmiş Sweet Auburn mahallesinde doğdu. Baba Martin Luther King de çevresinde etkili bir vaizdi. King Jr, Morehouse College'da sosyoloji, Pennsylvania Chester'da ilahiyat eğitimi aldı. Boston'da 'sistematik teoloji' doktorası yaptı.

        1953 yılında ise Alabama Montgomery'de onu ulusal bir figüre dönüştürecek olayları yaşamaya başlayacağı Dexter Sokağı kilisesine vaiz oldu. Rosa Parks olayından sonra kurduğu siyah kiliseler birliğiyle, ünlü Hintli lider Mahatma Gandhi'den aldığı ilhamla sivil itaatsizlik eylemleri gerçekleştirmeye başladı. Eylemler kısa sürede güney eyaletlerini aşıp tüm ülkeye yayıldı.

        Yıllar sonra halka açılan kayıtlara göre 1961 yılından itibaren FBI tarafından her yerde takip edilmeye ve bütün konuşmaları gizlice dinlenmeye başladı. 60'lı yılların ilk yarısı boyunca öncülük ettiği sivil haklar hareketinin eylemleri sonucunda, 1964 yılında Sivil Haklar Yasası ve 1965 yılında siyahlara da oy hakkı veren yasa kabul edildi.

        Bu yoğun dönemin toplumsal hafızada yer eden en önemli olayıysa 28 Ağustos 1963 günü yaşandı. Kongre önünde yaklaşık yarım milyon kişinin toplandığı yürüyüş Amerikan tarihinin en büyük kitlesel gösterisi oldu. Marlon Brando'dan Charlton Heston'a, Joan Baez'den Bob Dylan'a kadar çok sayıda ünlü insanın da katıldığı gösteride King Jr'ın yaptığı "I Have a Dream(Bir rüyam var)" adlı konuşma, Başkan Abraham Lincoln'ın Gettysburg konuşmasından sonra ülke tarihinin en meşhur hitabeti olarak tarihte yer aldı.

        Aynı yıl hapis yattığı Birmingham hapishanesinden kendisini eleştiren din adamlarına yazdığı ve davasını anlattığı 'The Letter from Birmingham Jail' başlıklı mektup da sivil haklar hareketinin ana metinlerinden birine dönüştü. 'Bir rüyam var' konuşması ve mektup King'in şöhretini ülke dışına da taşıdı.

        14 Ekim 1964'te daha 35 yaşındayken bugüne kadar ödüle layık görülen en genç insan olarak Nobel Barış Ödülü aldı. 3 Nisan 1968 gecesi Memphis'te bir kilisede toplanan 2 bin kişiye dramatik ve coşkulu bir konuşma yaptı. "Bundan sonra bana ne olacağı önemli değil. Herkes gibi ben de uzun yaşamak isterim. Ancak şu anda bununla ilgilenmiyorum. Sadece Tanrı'nın isteğine uymak istiyorum. Bu gece çok mutluyum ve hiçbir şeyden endişe etmiyorum. Hiçbir insandan korkmuyorum." şeklinde konuşan King, ertesi gün akşam saatlerinde Memphis'te kaldığı ve bugün müzeye dönüştürülmüş Lorraine motelin balkonuna hava almak için çıktığı sırada dürbünlü bir tüfekle atılan tek kurşunla yere yığıldı. Yardımcısı Rahip Jesse Jackson'ın dizlerinde 50 dakika sonra hayatını kaybetti.

        Martin Luther King'in ölümü ülke çapında büyük şiddet olaylarına yol açtı. 60 şehirde çıkan isyanlarda 46 kişi öldü. Aynı akşam Indianapolis'te seçim kampanyası için bulunan başkan adayı Robert Kennedy, şehrin zenci mahallerine giderek halkı yatıştırmaya çalıştı. Robert Kennedy de, King'den dört ay sonra, 5 Haziran 1968'de Los Angeles'ta öldürüldü. 70 metreden tek kurşunla King'i öldürdüğü ileri sürülen ve basit bir hırsız olduğu açıklanan James Earl Ray, 2 ay sonra sahte Kanada pasaportuyla İngiltere'ye girerken yakalandı.

        Tennessee'ye getirilen Ray, 99 yıl hapse mahkum edildi. 1998 yılında hapiste ölen Ray, ilk yakalandığında olayı yaptığını kabul etti; ancak daha sonra ölünceye kadar cinayeti işlemediğini savundu. Ateş edilen motel odasında Ray'e ait hiçbir parmak izinin bulunmaması, komplo teorilerine neden oldu. Cinayet nedeni ise hiçbir zaman aydınlatılamadı.

        King'in öldürülmesinden 16 yıl sonra 1986 yılında Başkan Ronald Reagan tarafından Martin Luther King Jr'ın doğum gününü kutlamak için her Ocak ayının 3. Pazartesi Martin Luther King Jr Day adıyla resmi tatil ilan edildi. King, Hz İsa(Christmas), George Wahington (President's Day), ve Cristopher Columbus (Columbus Day)'la beraber doğum günü ABD'de resmi tatil olan 4 kişiden biri oldu.

        Bir Rüyam Var!

        Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. "Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır."

        Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia'nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

        Bir rüyam var. Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

        Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

        Bugün bir rüyam var benim.

        Bir rüyam var. Gün gelecek, Alabama eyaleti, valisinin ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o eyalet, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlarla ve küçük beyaz kızların el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek.

        Bugün bir rüyam var benim.

        Bir rüyam var. Gün gelecek, bütün vadiler yükselip bütün tepeler ve dağlar alçalacak, engebeli yerler düzlük yapılıp, girintilerle çıkıntılar düzleşecek ve Allah'ın şanı yeryüzüne inecek, bütün canlar hep birlikte görecek onu.

        Özgürlüğün yankılanmasını sağladığımızda, her kasabadan ve köyden, her eyaletten ve kentten özgürlüğün yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün Allah'ın bütün kulları, siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşup eski bir zenci ilahîsini söyleyecekler:

        Sonunda özgürüz! Sonunda özgürüz!

        Şükürler olsun Ya Rabbim!

        Sonunda hepimiz özgürüz!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ