Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

ESEN EVRAN - HT GAZETE

Şimdi özgür kadın sloganı olarak, “tek taşımı kendim aldım” kullanılıyor ya, pırlantanın Türkiye’deki tarihi çok yeni. Türkiye’de yıllarca mücevher denince akla ilk olarak altının gelmesinin nedeni de aslında pırlantaya duyulan güvensizlik. “Ya kuyumcuda kandırılırsam?”, “Ben bunu satmak istersem ne kadar kaybım olacak?”, “Taşı büyütmek istersem kuyumcuda değiştirilir mi?” İşte bu sorular ortadan kalkınca, pırlanta tüketimi de bir anda patlamış. Bütün bunları, Güney Afrika’da dünyanın en önemli pırlanta madenlerinden birini gezerken, öncesinde de Johannesburg’daki elmas kesim ve cila atölyesi Diacore’de dünyanın en pahalı taşlarına dokunurken konuşuyoruz. Büyük güvenlik önlemleriyle girdiğimiz her iki alanda da o prosedürlerin nedenini anlamak için elimize 135.6 kıratlık bir taşı alıp, değerinin 9 milyon dolar olduğunu öğrenmemiz de gerekmiyor aslında. Ama hepimiz bir kez o taşı alıp alnımıza götürme deneyimini yaşıyoruz. Ne kadar soğuk olduğunu anlamanın tek yolu da bu.

İLK TAŞ MARKASI

Türkiye’nin tek pırlanta üreticisi Zen Holding, Mayıs 2014’te Forevermark markasının Türkiye’deki lisansörü olmuş. Forevermark, dünya taş imparatoru De Beers’in pırlanta markası, yani taşın markası. Bu anlamda ilk. Bu markayla deniliyor ki, “Bu taş sadece belirli madenlerden çıkarılan yüksek kalite özelliklere sahiptir ve yine seçilmiş kesim ustaları tarafından kesilip cilalanır. Bu taş çıkarılıp işlenirken, insan ve doğaya da saygı gösterilir. Ve sadece özel bir makinede görüntülenebilen güvenlik numarasına sahiptir.”
Şu anda dünyada çıkarılan toplam elmasın sadece yüzde 1’lik bölümü bu markayı taşıyor. İşte bu lisansörlük anlaşması imzalanması, pırlantaya güven sorununun çözülmesine önemli bir katkı yapmış. Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı, geçen yıl Sevgililer Günü’nde yüzde 78 büyüdüklerini anlatırken, 2015 Mayıs ayında geçen yıla göre yüzde 80 büyüme beklediklerini anlatıyor. Tüketimin artmasının bir nedeni de gençlerin, filmlerin de etkisiyle evlenme teklifini tek taş yüzükle yapması.
Pırlanta, yapılan anketlere göre sadece kadını mutlu eden bir şey değil, erkek de eşinin, sevgilisinin yüzünde gördüğü ifadeyle mutlu oluyor. Zen’in en çok Forevermark satan mağazası Diyarbakır’da. Güzeliş bu mağazada ayda 50 tane tek taş satıldığını anlatıyor. Türkiye’de 50 mağaza var, Güzeliş, bunu 100’e çıkarma hedefinde. Biri 13, diğeri 7 yaşındaki iki oğlunu da şimdiden işin içine sokmuş. İlyas Ata ve Emil Ata’nın da mağaza sayısını 1000’e çıkarmasını istiyor.

İLETİŞİMİ FİYATLA YAPINCA KORKU ORTADAN KALKTI

Türkiye pırlanta tüketmediği için üretmeyi de öğrenemedi” diyen Emil Güzeliş, 1994 yılında ihracata bu yüzden başlamış. “Türkiye’deki kuyumcular tonlarca altın satarken biz ihracatla dünyadaki kaliteyi öğrendik. Ve şimdi Türkiye’deki tek pırlanta fabrikasıyız” diyor. Şirket taşı aracıdan değil madenden alarak düşürdüğü maliyetleri, iletişimi de fiyat üzerine kurarak tüketiciye “Korkma sen de alabilirsin” demiş. 20 milyon dolar ihracat, 30 milyon dolar iç pazar cirosu yapan şirket, Forevermark’a ilk yıl için 1 milyon dolar ciro sözü verilmiş, ancak ciro 5 milyon dolara çıkmış. İşte şimdi bu başarıyı Emil Güzeliş, Las Vegas’ta diğer Forevermark lisansörlerine anlatacak.

G. AFRİKA'DA HER YIL 1.6 MİLYAR DOLARLIK ELMAS ÇIKIYOR

Diacore’deki kesim atölyesinde elmaslar bir mühendislik titizliğiyle işleniyor, özel makinelerde 150 kat büyütülerek içindeki lekeler saptanıyor. Dünyada sadece 42 kesim atölyesi Forevermark markasını işleyebiliyor. Burası da onlardan biri. Forevermark’ın Türkiye’deki tek lisansörü Emil Güzeliş, ilk kez ziyaret ettiği atölyede hayranlıkla taşları inceliyor.