Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
İHA

Maliye Bakanı Naci Ağbal, yapılandırmayla ilgili yeni bir düzenleme yaptıklarını belirterek, "Borcu olanlar Mayıs sonuna kadar peşin veya taksitlerini öderlerse kanundan yararlanacaklar" dedi. Bakan Ağbal, Cumhurbaşkanlığı sisteminin hayata geçirilmesiyle parlamentonun yasa yapma gücünü daha fazla kullanacağını, Anayasaya ilk defa yargının tarafsızlığı ilkesinin konulduğunu söyledi.

Maliye Bakanı Naci Ağbal ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bursa'da iş adamları ile istişare toplantısına katıldı.

Burada asgari ücret ile alakalı konuşan Ağbal, "2016 yılında asgari ücret bin 300 liranın altına düşmeyecek demiştik. 2017 yılında da asgari ücret bin 404 liranın düşmeyecek. Bunu da asgari geçim indirimi üzerinde yapacağımız düzenleme ile gerçekleştireceğiz" dedi.

"MAYIS SONUNA KADAR PEŞİN VEYA TAKSİTLERİNİ ÖDERLERSE KANUNDAN YARARLANACAKLAR"

Vergi ve prim borcu yapılandırmasında bir kısım vatandaşların peşin veya taksit ödeme imkanını kullanamadığına dikkat çeken Ağbal, "En son çıkan torba yasada düzenleme yaptık. Bu işletmelerimize bir şans daha verdik. Mayıs sonuna kadar peşin veya taksitlerini öderlerse kanundan yararlanacaklar. Peşin ödeme indiriminden de yararlanacaklar. Taksit ödeme imkanını seçen aralık ve ocakta taksitlerini ödeyen işletmelerimiz önümüzdeki şubat, mart ve nisan aylarına ilişkin vergi ile prim ödemeleri var. Onları mayıs ayı sonrasına erteledik. Ödenmeyen bu paralar için faiz almayacağız" açıklamasında bulundu.

"CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ ÖNEMLİ BİR DÜZENLEME"

"1 Kasım seçim beyannamemizde açık şekilde Türkiye'de demokrasiyi güçlendirmek, siyasette sivilleştirmeyi arttırmak, devlette etkinliği ve verimliliği arttırmak üzere cumhurbaşkanlığı sistemine geçeceğimizi ifade etmiştik" diyen Ağbal, şunları söyledi:

"Bu konuda AK Parti olarak anaya değişiklik teklifi hazırlandı. TBMM'ye bu teklif geldi. Mecliste büyük çoğunlukla kabul görerek Cumhurbaşkanımızın onayına geldi. Cumhurbaşkanımızın onayıyla nisan ayında referandumla halkımızın onayına götürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi önemli bir düzenleme. Kuvvetler ayrımını ve yasama organını bugünden daha kuvvetli konusunda güçlendirecek. Yürütme erkeni de daha fazla bir şekilde vatandaşın hem kısa, orta ve uzun vadede çözülmesi gereken sorunlara odaklanacak. Anayasa değişikliği yargının tarafsız olmasını, etkin çalışmasını ve güçlenmesini sağlayacak. Anayasa değişikliği yapacağımız dönemden sonra yasama daha güçlü şekilde yasa faaliyeti yapacak. Yürütme organı ise çok daha hızlı hareket edecek. Başkanlık sisteminin başarıyla uygulandığı bir çok ülke gibi Türkiye'de kendi koşullarına uygun sistemi üretti ve geliştirdi. Hayata geçirdiğinde parlamento yasa yapma gücünü daha fazla kullanacak."

"ANAYASAYA İLK DEFA YARGININ TARAFSIZLIĞI İLKESİNİ KOYUYORUZ"

Anayasa ile ilgili açıklamalarda bulunan Ağbal, şöyle devam etti:

"Anayasaya ilk defa yargının tarafsızlığı ilkesini koyuyoruz. Bu son derece önemlidir. Yargının üst kuruluşunda yapılan değişikliklere yargı organı temsil kabiliyeti çok daha yüksek olacaktır. Türkiye'de demokrasiyi güçlendirecek, ekonomiyi daha fazla ileriye götüreceksek bu değişikliği yapmamız lazım. Türkiye'nin siyasi, ekonomik istikrarına, daha güçlü olmasını sağlayacak reform programıdır. Demokrasiyi, insan haklarını, sivil toplumu, hukukluğun işlerliğini güçlendireceğiz. Adalet sisteminin hızlı işlemesi lazım. Özel sektörümüzün karşılaştığı sıkıntıların başında uzun yargılama süreçleri var. Yargının süreleri kısalacak."

"KÖTÜ GÜN MALİYE YAPILANMASINI DEVREYE SOKACAĞIZ"

Hükümet olarak bürokrasiyi, yetkileri daraltacaklarını, vatandaşların işlerini hızlandıracaklarını anlatan Ağbal, "Bütün meseleleri Ankara'da çözmek fikrinden vazgeçeceğiz. Size en yakın yerlerde işler çözülsün. Maliye vergi sistemine ilişkin olarak, aksaklıklarımız var. Bunları düzeltmemiz lazım. Dolaylı vergileri az, dolaysız vergileri fazla almamız lazım. Vatandaş, bize, "Yeniden yapılandırma kanunu yaptınız. Vergisini ödemeyenlere af getirdiniz. Ödeyenler ne olacak" diye soruyor. Vergisini tam zamanında ödeyen işletmelerimize vergi indirimi getireceğiz. Haklarını teslim etmemiz lazım. Yine vatandaş, "İyi günüde devlet vergi almasını biliyor. İşletme olarak kötü günümüz de olabiliyor.

Bu dönemde Devlet üzerimize geliyor" diyor. Vatandaş haklı. Kötü gün dostu da olacağız. İyi gününde vergisi ödemişse ben bunu görüyorsam sıkıntıya düştüğünde elini tutmam lazım. Borçlarını ertelemem lazım. Bunları yaparsak devlete olan güven artar. Yakın yapacağımız düzenlemeyle kötü gün maliye yapılanmasını devreye sokacağız" şeklinde konuştu.

Fitch Ratings dün akşam piyasalar kapandıktan sonra yaptığı açıklama ile Türkiye’nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu "yatırım yapılabilir" seviye olan "BBB-"den "BB+" seviyesine düşürdü ve not görünümünü “durağan” olarak belirledi.

Türkiye'nin notunu 5 Kasım 2012 tarihinde "yatırım yapılabilir" seviyeye yükselten Fitch Ratings, 19 Ağustos 2016 tarihinde ise not görünümünü "negatif"e çekerek not indirimi sinyali vermişti.

Analistler, Fitch Ratings'in kararının piyasalar tarafında beklendiğini ve son bir kaç haftadır fiyatlanmaya çalışıldığını belirterek, bu nedenle etkisinin kısa süreli ve sınırlı olabileceğini kaydetti.

Not değişikliklerinin ülke varlıkları üzerinde etkisinin kaçınılmaz olduğunu dile getiren analistler, buna karşın piyasalar açısından "not yükselebileceği" beklentisinin etkilerinin, düşmesinin etkisinden çok daha fazla olduğunu kaydediyor.

Bundan sonraki süreçte ekonomi yönetiminin gerçekleştireceği reformların ve bunların orta uzun vadede sağlayacağı "not artırımı" beklentisinin piyasaların lokomotifi olabileceğine değinen analistler, anayasa değişiklik referandumunun gerçekleştirilmesiyle de siyasal belirsizliğin ortadan kalkacağını ifade etti.

"S&P ESKİ REFLEKSLERİ İLE GÖRÜNÜMÜ NEGATİFE ALDI"

AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ziraat Bankası Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, dün Fitch'in, Türkiye'nin kredi notunu bir kademe indirerek yatırım yapılabilir seviyenin altına getirirken, görünümü durağan açıkladığını hatırlattı.

Böylece Fitch'in notunun da Moody's ile aynı seviyeye geldiğini söyleyen Yılmaz, "Bunlara karşın S&P, takvimde yer almadığı halde istisna kuralına dayanarak, ki bu tip kurallar çok ciddi açıklamalar gerektirir, Türkiye'nin görünümünü negatife indirdi. Böylece S&P, Türkiye’yi diğer iki kredi kuruluşuna göre bir kademe aşağıda notlarken, görünümü de olumsuzlaştırdı." dedi.

Yılmaz, S&P'nin 15 Temmuz sonrasında da acele hareket ettiğini ve gelişmelerin etkilerini görmek için yeterli zaman tanımadan görünümü negatife indirdiğine dikkati çekti.

Ardından kasım ayında ekonomi yönetiminin ülke dış dengesine yönelik attığı olumlu adımlara istinaden görünümü durağana yükselttiğini anımsatan Yılmaz, "Şimdi yeniden eski refleksleri ile görünümü negatife aldığını takip ediyoruz. Piyasa, S&P'nin alelacele reflekslerine alışık olduğu için S&P'nin açıklamaları piyasa üzerinde etkili olmadı." diye konuştu.

"KREDİ NOTLARINDA HIZLI HAREKETLER KOLAY GÖZLENMİYOR"

Bora Tamer Yılmaz, Fitch'in ise beklendiği gibi notu bir kademe indirdiğini ve önceki hafta Fitch yetkililerinin değerlendirmeye ilişkin riskleri açıkça ifade etmelerine piyasanın tepki vermediğini ifade etti.

Benzer ülkelerde ikinci not indiriminden sonra piyasalarda toparlanma gözlemlendiğini belirten Yılmaz, bu nedenle piyasa beklentisi dahilinde bir kademe not indiren ve görünümü de beklendiği gibi durağan seviyesinde açıklayan Fitch kararına piyasada biraz daha toparlanma tepkisi görme şansının bulunduğunu kaydetti.

Yılmaz, Fitch'in kendi çalışmasına göre ülkelerin kredi notlarını "6,1 yıl içerisinde" geri kazanabildiklerini söyledi.

Türkiye'nin Moody's ve Fitch tarafında "durağan" görünüme sahip olunduğunu ve aynı zamanda ülkelerin kredi notunun artmadan önce 13 ay boyunca "pozitif"görünümde takip edildiğini dile getiren Yılmaz, bu nedenle kredi notlarında hızlı hareketlerin kolay kolay gözlenmediğini vurguladı.

"NİCEL VERİLERDEN ÇOK NİTEL DEĞERLENDİRMELER ARTTI"

Yılmaz, iki konuya dikkati çekmek istediğini belirtirken, bunun ilkinin kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarında nicel verilerden çok nitel değerlendirmelerin arttığını gözlemlemlediklerini ifade etti.

Türkiye'nin yönetim sistemi ve kurumsallaşma ile ilgili subjektif nitel değerlendirmelerin kredi notu üzerinde baskıya neden olduğunu aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu konuda Cumhurbaşkanı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın'ın kitabına atıfta bulunmak isteriz. Her ülkenin kendine özgü uzun yüzyıllara dayalı bir kültürü ve bu kültürün sonucunda ortaya çıkan yönetim sistemi bulunuyor. Gelişmiş ülkeler arasında da birbirinin aynı iki ülke bulamayız. Örneğin İngiltere'nin yazılı bir anayasası yoktur. Ancak kimse İngiliz hukuku hakkında şüpheye düşmez. Türkiye'nin de 19. yüzyıl başında başlayan reform süreci dahilinde özellikle 2000'li yıllarda attığı adımlarla kazandığı kurumsallaşma kültüründen taviz vereceğini düşünmüyoruz. 'Muasır medeniyet' hedefinde ilerleyen bir ülkenin başka ülkelere göre farkları olabileceğini ancak temelinde kurumsallaşmanın esas bulunduğunu anlatabilmemiz gerekecek."

Yılmaz, ikinci olarak Fitch'in kararında güçlü maliye yapısından bahsettiğini ifade etti.

Nihayetinde kredi notlarının ülkelerin borç sadakati ile ilgili olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'nin de finansal istikrarını koruyarak geçmişinde borçlarını ödediğini belirtti.

Yılmaz, "Ekonomide 'hücum' anlayışı dahilinde alınan mali teşviklerin etkisiyle önümüzdeki dönemde çarpan etkisini gözlemleyebiliriz. İstihdamı artırıcı uygulamalarla ekonomideki toparlanmanın güçlenmesiyle önümüzdeki yıl kredi notu görünümlerinde değişiklik gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini takip edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

"KARARIN PİYASALAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ SINIRLI"

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı ise Fitch'in not indirimiyle, son yatırım yapılabilir seviyedeki notun da kaybedilerek 2013 yılı öncesine dönüldüğünü ifade etti.

TCMB'nin piyasaya uzunca bir sure "unortodoks politikaları artık sonlandırıyoruz" mesajı verdikten sonra aniden şu ana kadarki en karmaşık politika çerçevesine geçmiş olmasının not indirimi olasılığını artırmış olduğunu belirten Kanlı, not indiriminin piyasa tarafından beklendiğini ve bu yüzden piyasalar üzerinde etkisinin sınırlı kalacağını aktardı.

Kanlı, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Uzun vadede, dış finansman ihtiyacı yüksek gelişmiş ülkelerden biri olan Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviyenin altına düşmüş olmasının kuşkusuz dış finansmanın maliyeti ve kalitesi üzerinde etkisi olacak. Bundan sonraki dönemde, kredi notumuzun artması, ancak Türkiye ekonomisinin var olan ciddi sorunlarını kabul edip, daha sonra da geçmiş tecrübelerin, analitik düşüncenin ve bilimin ışığında bunlara uzun soluklu ve kalıcı çözümler üreterek mümkün olabilir diye düş

"YATIRIMCILARA SATIN ALINACAK HİKAYE SUNMALIYIZ"

Deniz Özel ve Yatırım Grubu Yönetmeni Orkun Gödek de piyasa işlemcilerinin genelinde hakim olan bir beklentinin gerçekleştiği belirtti.

Konuyla ilgili çoğu kesimin tartıştığı konu başlıkları da farklı düşüncelerle rapor içerisinde kendisine yer bulduğunu ifade eden Gödek, yabancı para cinsinden notta 1 basamak indirim olurken, yerel para biriminde muhafazanın söz konusu olduğunu kaydetti.

Gödek, beklentinin büyük kısmının TL cinsinden varlıkların fiyatlamasında yer aldığını söyledi.

Bu noktadan sonra ilk etapta satış baskısı görülmesinin olası olduğunu dile getiren Gödek, "Ancak yeni duyulmuş, şok etkisi yaratmayan bir haber olduğu için uzun soluklu olmasını beklememek lazım. Ağustos ayından bu yana değerlendirilen senaryolardan birisiydi." dedi.

Orkun Gödek, özel kesimin dış borçlanmasında maliyetin bir miktar artabileceğini ve ülkede yapılması gereken reformların bilindiğini ifade etti.

TL'de stabilizasyonunun sağlanabilmesi ve politika başlıklarının da azalmasıyla birlikte yeniden hikaye yaratma çabasına girilmesininin gerekli olduğunu vurgulayan Gödek, "TL'de stabilizasyon için Merkez Bankasının attığı ve devam edeceğini bildiğimiz adımları var. Yatırım yapılabilir ülke notunu iki şirket nezdinde 3 yıl taşıdık ancak öncesinde 10 yıl boyunca da yatırım çekmeyi başarmıştık. Hatta notun arttığı dönem Fed’in normalleşme sürecine denk geldiği için tam olarak pozitif koşullardan da yararlandığımızı söyleyemeyiz. Önemli olan algı yönetiminde başarılı olmamız ve yatırımcılara satın alınacak hikaye sunmamız." diye konuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, merakla beklenen Türkiye kararını açıkladı.

Bir diğer derecelendirme kuruluşu S&P'nin bu akşam sürpriz bir şekilde kredi notu görünümünü 'durağan'dan 'negatife' çekmesinin ardından Fitch de Türkiye'nin notunu düşürdüğünü açıkladı.

Fitch, Türkiye'nin BBB- olan ve 'yatırım yapılabilir' kategorisindeki notunu BB+'ya indirdi. Fitch notu düşürürken görünümü negatiften durağana çıkardı. 

Böylece Türkiye, 'yatırım yapılabilir' seviyede bulunan son notunu da kaybetmiş oldu. Piyasalardaki genel beklenti de Fitch'in not indirimi yapacağı yönündeydi.

1 DOLAR NE KADAR OLDU?

DOLARIN TEPKİSİ NE OLDU?

Karar öncesinde uluslararası piyasalarda 3.8680 TL'den işlem gören dolar karar sonrası 3.8804 TL'ye çıktı.

Not: BBB- ve Ba3 "Yatırım yapılabilir" kategorisinin en alt basamağıni ifade ediyor. Türkiye'nin kredi notu Fitch'in son kararıyla BBB-'den BB+'ya indi
Not: BBB- ve Ba3 "Yatırım yapılabilir" kategorisinin en alt basamağıni ifade ediyor. Türkiye'nin kredi notu Fitch'in son kararıyla BBB-'den BB+'ya indi