Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

FATİH ALTAYLI / GAZETE HABERTÜRK

“Bu hafta neyi test edeceğiz?” diye sorunca, otomobil editörümüz Hakan Özenen’den “Sana bir kıyak yapıyorum. Bu hafta karlı geçecek diye sana 4 çeker bir Volkswagen gelecek” dedi.

Ertesi gün kapının önüne bir Volkswagen Amarok getirdiklerinde açık söylemek gerekirse beklediğim araç değildi. Hafif hafif atıştıran karın altında kamyoneti incelemeye gittim.

Piyasaya ilk çıktığında denediğim Amarok’tan biraz farklı görünüyordu.

Daha şık farlar, daha modern bir öngörünüş gelmiş gibiydi. Ancak içine girince biraz hayal kırıklığına uğradım.

İlk nesil Amarok’ta rastladığım arazi vitesi kolu ortada yoktu ve bu benim için “daha az arazi aracı” anlamına geliyordu. Bunun yanı sıra iç dizayn hemen hemen korunmuş, ancak biraz daha şık hale gelmişti.

Yılbaşı için bir arkadaşımızın Karadeniz kıyısındaki kır evine gidecektik ama ben kararsızdım.

“Acaba Amarok’la gitmeli miyiz, yoksa araziye daha uygun bir araçla mı yola çıksak” diye düşünüyordum. Yeni Amarok’un sürekli 4 çeker olması benim güvenimi sarsan bir unsurdu.

Yola ertesi gün çıkacaktık ve düşünmek için bir günüm vardı. Ertesi sabah bembeyaz bir İstanbul sabahına uyandık. Her yer karla kaplanmıştı ve yollar felaketti. Eşyaları Amarok’un kasasına yükledim.

Eşim gelip yola bir kamyonetle çıkacağımızı görünce, “Bununla mı gidiyoruz” diye yan yan söylendi. “Bu arazi kamyoneti” dedim. Pek takmadı.

“Bak bu senin zırvalıkların yüzünden yanımızda çocukla yolda kalırsak” diye başlayan bir tehdit cümlesi savurdu. Alışık olduğum için umursamadım. Yola koyulduk....

Amarok’un dış görünüşü bana göre Toyota Hilux ile kapışacak kadar güzel. Hilux biraz daha “vahşi” görünüyor ama Amarok da hiç fena değil. Gerçi Volkswagen’ciler test aracı olarak bence yanlış bir renk seçmişler. Gri, metalik kahverengi, kavuniçi ve gri renklerde Amarok çok daha çekici görünüyor. Yine de görüntüsüne söylenecek fazla bir söz yok. Denediğim Amarok, serinin en üst modeli olan Exclusive sınıfına aitti. Yani full aksesuvar ve koltukları alkantara kaplı olan. Tek eksiği elektrikli koltuklar diyebilirim. Amarok’un içi Hilux ile kıyaslanabilecek durumda. Bazı açılardan daha iyi, ancak Hilux’un ortadaki ekranı ve iç aydınlatmaları daha şık. Amarok’un ise koltukları daha şık ve plastik kalitesi daha yüksek. Hilux’un arkadaki yolcular için daha fazla diz mesafesi var.

İşte bu otomobille kar yağışının en yoğun olduğu bölgeye doğru yola çıktık. Allah biliyor ya, hafif tedirgin başladım. Ancak kar yoğunlaşıp belediyenin açma zahmetine girmediği yollara gelince Amarok beni mahcup etmedi.

Sürekli 4 çeker şahane çalışıyordu ve sıkıntı çekmeden ilerliyorduk. Hedefimize 40 kilometre kala kar iyice arttı ve yol görünmez hale geldi. Şanzımanı off-road konumuna getirdim ve elektronik olarak kilitlenen şanzımanı kilitledim. Amarok birdenbire gerçek bir arazi aracına dönüştü. Yarım metreye yaklaşan karı hiç zorlanmadan aşarak arkadaşımızın kır evine vardık. En korktuğum yer, eve çıkan sert yokuştu. O yokuşa vardığımızda Hasan Cemal’in BMW X3’ünün yokuşun başında yol kenarına terk edildiğini gördüm. Amarok, X3’ün çıkamadığı yokuşu hiç tınmadan çıktı.

Yetmedi, gidip Hasan Abi’nin BMW’sini de saplandığı yol kenarından çekip yokuş yukarı çıkardı. Amarok gerçek koşullarda sınıfı başarıyla geçti. Sürekli 4 çekerde ve bunun büyük bölümünü de off-road konumunda geçirdiği halde yakıt tüketimi 10.5 litre civarında kaldı. Yani 119 bin TL’lik fiyatıyla Exclusive bir kamyonet için biraz pahalı olabilir. Ancak benzer off-road kapasitesine sahip ama lüksü biraz daha az olanı hemen hemen 15 bin TL daha ucuza almak mümkün.

MOTORU SESSİZLİKTE BİRİNCİ

Motora gelince... Eski Amarok’taki 2.4 litrelik motorun yerini 2 litrelik bir dizel almış, ama güçleri arasında bir fark yok gibi. 180 beygir ve 420 nm tork üreten motor son derece yeterli. Üstelik de çok ama çok sessiz. Motor mesela Jeep Rubicon’un 2.8 litrelik motorundan çok daha iyi performans veriyor. Son dönemde denediğim 3 arazi kamyoneti içinde gidiş açısından en iyisi Mitsubishi L200’ün motoruydu. Hilux’ı tüketim açısından çok başarılı bulmuştum. Amarok’u ise sessizlikte birinciliğe yerleştirdim.

Yeni Amarok’ta arazi vitesi kolu yok. Bu kötü. İç dizayn hemen hemen korunmuş ancak biraz daha konforlu olmuş.

Amarok’ta arkadaki yük bölümünün üzerinde çok şık bir kapak var. Ancak kapak, yük alanına yükleme-boşaltma yapmayı zorlaştırıyor. Böyle bir araç alacak olsam o tür bir kapağı tercih etmem.

BELEDİYE BU GELİRİ UBER'E KAPTIRMA

Geçen hafta “Bu UBER yasal mı?” diye sordum. UBER dediğimiz, cep telefonundaki bir uygulamayla taksi hizmeti veren özel araçları çağırma sistemi.

ABD’de başladı, Avrupa’da bazı ülkelere yayıldı.

50 milyar dolara yaklaşan bir şirket değerine ulaştı ama pek çok yerde tartışmalı. Fransa’da da taksicilerin büyük tepkisi ve protestosuyla karşı karşıya. Ben de UBER ile korsan taksi arasındaki farkı bir türlü anlayamadığım için yetkililere sordum, “Bu UBER yasal mı?” diye. Tam da beklediğim gibi oldu, “yetkili” diyebileceğimiz hiç kimseden ses çıkmadı. Ne Trafik Şube Müdürlüğü’nden, ne de Büyükşehir Belediyesi’nden. Ne “Evet yasal” dediler, ne “Hayır yasal değil”.

Sustular. Bu suskunluk beni bir miktar işkillendirdi. UBER’den ise bir randevu talebi geldi. Tabii ki bu randevuyu vereceğim, bir görüşeceğiz. Kimse yanlış anlamasın, UBER ile bir derdim yok. İstanbul taksilerinin rezalet halinden de memnun değilim. Ben bu gibi olayların kamu yararına çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yetkili dediklerimiz asla ilgilenmezler ama bana göre eğer İstanbul’da UBER gibi bir sistem kurulacaksa bu böyle olmaz.

Belediye kentin her iki yakasında hizmet vermek üzere bir “taşıma lisansı” çıkarır ve bunları ihaleyle satar. UBER de eğer isterse bu ihaleye katılır ve hizmetini vermeye devam eder. Çünkü ortada büyük bir gelir ve rant var. Bunun halk yararına, kamuya da gelir temin edecek şekilde çözülmesi lazım. Yarın UBER ciddi bir pazar payına sahip olursa milyarlarca TL değere ulaşır. Bence bu değeri İstanbul ve hatta diğer kentler ihale yoluyla satmalı.