Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanlığı'nın himayesinde düzenlenen ve 3 gün boyunca sürecek “Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi”, İstanbul Kongre Merkezi’nde dün başladı.

88’i yabancı, 248 konuşmacı ve bilim insanının yer aldığı organizasyonun açılış törenine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da katıldı.

Kongrede konuşan Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, geleneksel tıbbın modern tıbbın alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu belirterek, “Geleneksel tedavi modern tıbbın yerine geçme iddiasında değildir. Geleneksel tıp uygulamaları ve kullanılan ürünler bilimin laboratuvarında da masaya yatırılmalı ve geleneksel tıbbın bize sunmuş olduğu geçmişe ait birikimi, biz bilimin ışığı altında değerlendirip, geleceğe ve kendimize hizmet ettirmeliyiz. Yaptığımız mevzuat düzenlemeleriyle geleneksel tıp uygulamalarını sağlık sistemimize entegre ediyoruz. Kongreden çıkacak bilimsel sonuçları gelecekte yolumuzu aydınlatması bakımından önemsiyoruz” dedi.

ANTİBİYOTİK VURGUSU

Gazete Habertürk'ten Öznur Karslı'nın haberine göre; Geleneksel tıp yöntemlerinin istismar edilmemesi için bu alandaki eksiklerin giderilmesi gerektiğini ifade eden Emine Erdoğan ise “Bilimsel çalışma yapan araştırma merkezleri kurmalıyız. GETAT alanında araştırma enstitüsü bulunan ülke sayısı 1999’da 19 iken, 2012’de bu sayı 73’e çıkmıştır. Türkiye’de de son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. 2012’de ‘Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Daire Baş- kanlığı’ kuruldu. Bu alanda uygulama yapılan kişilere standartlar ve sınırlamalar getirildi. Üniversitelerimizde merkezler açıldı. Hastanelerimizi şifahaneye dönüştürecek bir zihinsel değişimi gerçekleştirmek durumundayız. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanına, bilimsel bir temel kazandırmak zaruridir. Bilim insanlarımız bu konuya önyargısız yaklaşmalı, yetkililerimiz suiistimalleri önlemelidir. İşadamlarımız bu alanlara yatırım yapmalı, modern tesisler açmalıdır. Ne yazık ki tüm dünyada ilaç endüstrisi, tıp mesleğini kontrolüne almış durumdadır. Sağlık bütçemizin önemli bir kısmı ilaçlara ayrılıyor. Gereksiz antibiyotik kullanımı konusunda maalesef ülke olarak iyi bir karnemiz yok. İnsanı bir denek haline getirmek, insan onuruna yapılan en büyük saldırıdır. Kanıt peşinde koşarken, şifayı kendi dışımızda arıyoruz. Şifa, bizim yediğimiz temiz gıdalarda, yaptığı- mız sporda, kimyasallardan uzak durmamızdadır. Şartlar elveriyorsa çocuklarımızı normal doğumun mucizevi kazanımlarından mahrum etmemektedir. GDO’suz tohumda, anne sütündedir” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi Direktörü Zsuzsanna Jakab da kronik hastalıklar için geleneksel tedavilerden destek aldıklarını dile getirdi.