• Canlı Yayın
  • 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlık ve Spor Bayramı kutlu olsun
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HALİL ÖZER: DİK DURUŞ

İlk yarının ilk 20 dakikası ve ikinci yarının son 20 dakikası.

Bu sürelerde Galatasaray tam bir ‘Terim futbolu’ oynadı.

İleride bastı, kontrollü oynadı, rakibi bozdu, dört ya da beş kişiyle hücum yaptı ve tabii ki savaştı.

Bu artık geleneksel bir “Terim sistemi”. Tabii ki aksayan yönler çok var. Ama ne olursa olsun Kayseri deplasmanı bu sezon en zor deplasman. Eğer bu deplasmandan üç puan ile ayrılıyorsan ‘ışığın aydınlatıyor’ demektir.

Galatasaray ilk yarı kanatları çok iyi kullandı. Sağda Rodrigues ve solda Feghouli ile ezici bir üstünlük kurdular. Kayseri her iki kanada önlem almakta gecikti. Özellikle sol kanatta Atilla, bir bekin yapmaması gereken bütün hataları yaparken takımı için yıkıcı ve yakıcı bir görüntü sergiledi.

Rodrigues döktürdü Cimbom'un Yeşil Burun Adalı oyuncusu Garry Rodrigues sahanın yıldızlarından biriydi... Eren’e harika bir asist yapan Rodrigues, son dakikada attığı golle de Kayseri’nin fişini çekti.

Selçuk yaratıcıydı ve insanı hasta eden yan top hastalığından kurtulmuş gözüktü. Üç yıl önceki görüntüsünü verdi. Bu şekilde oynadığı zaman Selçuk gerçekten çok etkili oluyor. Eğer özgüvenini biraz daha yakalarsa Selçuk ligin ikinci yarısının en önemli futbolcusu olur.

Şimdi diyeceksiniz ki Galatasaray’ın Tudor döneminden ne farkı var? Öncelikle gözler kulübede. Yani bir kulübe güveni var. Oyun içinde dik duruş dikkat çekiyor. ‘Dik duruş’ derken yani teslimiyet yok. Örneğin dün Tudor olsa inanın ikinci yarıda Kayserispor maçı alırdı. Terim devre arasını çok iyi değerlendirmiş ve takımının fizik ile direncini arttırmış.

Ama tabii ikinci yarının ilk 25 dakikasında Galatasaray maçı bile verebilirdi. Son 15 dakika Denayer çok iyi oynadı belki ancak bu oyuncu tam bir bubi tuzağı! Dengesiz oynuyor. Bir bakıyorsunuz rakibe sadece eşlik ediyor, bir bakıyorsunuz inanılmaz mücadele ediyor. Ama bana kalırsa Maicon varken asla oynamaz. Galatasaray bu yarıda önce Muslera’ya sonra da Mendes’e dua etsin.

Terim ikinci yarı arka arkaya gelen Kayseri baskılarında yaptığı değişikliklerle rakibini tutmaya çalıştı. Bunda da başarılı oldu. Ancak şu var: Sakatlığı yoksa Feghouli niye çıktı, çözemedim. Bence Donk’a fazla güvenmemeli. Sinan Gümüş ise neredeyse takımının kaderi ile oynuyordu. Bu sene şampiyonluk, ateşin içinde. O yüzden bu golleri kaçırmayacaksın. Bugün kurtardın ama yarın herkesi yakabilirsin sevgili Sinan kardeşim.

Sonuç olarak çok değerli bir üç puan. Ancak şunu net olarak söylemeliyim ki, Galatasaray şampiyon olmak istiyorsa üstüne biraz daha koymalı. Eren’in iki golüne aldanmamalı, Gomis her zaman oynamalı.

Ama şu var: Bu kadar yokluğa rağmen ortada bir bereket varsa mutlaka Fatih Terim parmağı vardır. İkinci yarıda Galatasaray’ın en büyük silahı son iki yılda olduğu gibi kendini kaybetmezse kesinlikle Fatih Terim’dir.

MUSLERA

Taffarel ile ne kadar alakalı bilmiyorum. Çünkü çok kısa bir süre oldu. Ancak dün Uruguaylı kaleci ikinci yarıda hayati kurtarışlar yaptı. Yine eski günlerine döndü. Maçın kader adamıydı.

TARIK ONGUN

Tamam, Galatasaray maçı yüzde yüz hak etti. Ancak buna Tarık bey karar veremez. Eğer FIFA bu maçı izlerse Ongun’un kokartını alır bir daha da geri vermez! İlk goldeki ofsaytı görmemesi bir yan hakem için utanç verici bir durum!..

ERHAN TELLİ: İŞTE BUNUN İÇİN FATİH TERİM

Maicon, Fernando ve Gomis...

Herhangi bir Galatasaray taraftarına ‘Sezonun ilk yarısında en çok kimleri beğendin ?’ diye sorsanız, herhalde hiç düşünmeden bu üç oyuncunun ismini de söyler.

Ama gelin görün ki, sezonun en kritik deplasmanlarından birine çıkarken, Galatasaray’ın omurgasını oluşturan bu üç önemli oyuncu da yoktu.

‘Eksik’ demiyorum, çünkü Fatih Terim’i biraz tanıyan biri, hocanın ‘eksik’ kelimesini kullanmadığını bilir. Onun anlayışına göre, Galatasaray sahaya 11 kişi çıktığı müddetçe ‘eksik’ falan değildir ki, buna ben de katılıyorum. Büyük takımların eksiği olmaz! Oynayanı da oynamayanı da birdir. Daha doğrusu öyle olmalıdır. Tabii o takımın kadro mühendisliğini siz yapıp, yedek kulübesini de siz oluşturduysanız!

Tercihli eksik (!) Belhanda’ya gelince...

Yine sezonun ilk yarısındaki istatistiklere bakan birine, bunların yanında bir de takımın asist kralı Belhanda’nın yedek bırakıldığını söylerseniz, ‘yok artık’ der harhalde... Eee işte bu da Fatih Terim farkıdır!

Hoca için farketmez... Koşmayan, mücadele etmeyen, formasını garanti gören kim olursa olsun, kendini kulübede bulur. Tam da bu özelliklere ihtiyaç duyulan ve böylesine sert bir deplasmanda da bu zor kararı ancak Fatih Terim gibi bir hoca verebilir. İşte o, bunları düşünüp yapabildiği için Fatih Terim’dir.

Belhanda kesik yedi Galatasaray’da ligin ikinci yarısıyla birlikte Fatih Terim kadroda değişim rüzgarını başlattı. Tecrübeli hoca, Tudor’un vazgeçemediği Younes Belhanda’yı kulübeye çekti.

 

İlk devrede oynanan güzel futbola bakıldığında Fatih hocanın bu kararında ne kadar haklı olduğu da görüldü aslında. Sezonun ilk yarısında kulübeye demir atan Selçuk ve Eren Derdiyok’un etkili oyunu ilk 20 dakika içinde 2 güzel golle meyvesini verirken, zor deplasman bir anda tatlı bir rüyaya dönüşmüştü. Ancak ikinci yarıda eski günlerden kalan manasız bir geriye yaslanma alışkanlığı başlayınca kabus bir anda geri döndü. Kayserispor’un devrenin hemen başında Umut’la bulduğu golün ardından beraberlik golü de bağıra bağıra geliyordu... İşte burada Fatih Terim farkı bir kez daha ortaya çıktı. Tecrübeli hoca, tam 10 dakika içinde biri sakatlıktan, 3 değişiklik birden yaparak Tudor’dan 3 gömlek daha büyük bir teknik direktör olduğunu gösterdi. Feghouli-Tolga ve Selçuk-Donk değişiklikleri orta sahayı ayağa kaldıran usta işi değişikliklerdi. Ndiaye’yi forvet arkasına çekerek, Rodrigues’i sağ kanata, Sinan’ı ise sol kanata koyması, maçı kazandıran hamleleri oldu. Galatasaray rakiplerinin galip geldiği bir haftada, en son oynamanın da zorluğuna karşın, şampiyonluk yolunda çok kritik bir virajı kayıpsız döndü.

EREN’İN SOL AYAĞI

Gomis’in olmadığı bir maçta haftalar sonra ilk 11 şansı bulan bir oyuncu için yapabileceği her şeyi yaptı ve kocaman bir alkışı hak etti. İşin ilginç yanı, iki golünü de sol ayağı ile atması oldu.

CÜNEYT HAYDAROĞLU: FATİH TERİM DOKUNUŞU

Kayseri zor bir deplasman, Maicon, Fernando ve Gomis gibi önemli yıldızlar yok... Maçtan önce genel düşünce, Galatasaray’ın puan kaybedeceği yönünde... Ancak unutulan bir şey vardı. O da Fatih Terim faktörü. Hocayı, hesaba katmadan böyle yorumlar yapmaktan kaçınmakta her zaman fayda olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Eren Derdiyok’un performansını 180 derece değiştirmek, Selçuk İnan’ı kazanıp o 2011’lerin ‘Xavi Selçuk’unu yeniden ortaya çıkarmak bir teknik adam başarısı değildir de nedir?

Belhanda gibi yetenekli ama gamsız bir oyuncuyu bıçak gibi kesip önemli bir mesaj veren Terim, onun yerine şans verdiği Feghouli’den istediği oranda verim aldı... Ayağı çok temiz olan ve topa istediği gibi hükmeden Cezayirli’yi belki de artık hep bu bölgede göreceğiz, Belhanda’yı da kulübede... Fernando’nun yerinde oynayan Ndiaye’nin bu bölgeye alışkın olmayışı anlaşılabilir ama 1. bölgede gereksiz riske girmesi ise anlaşılmazdı. Selçuk’un iki golün hazırlayıcısı olması en eleştirildiği dönemde yazdığım ‘Selçuk her zaman Selçuktur’ düşüncesinin de bir kanıtı oldu. Eren ise kendisine hazırlanan iki golde bu kez doğru zamanda doğru yerde doğru vuruşu yaparak geceye adını yazdırdı.

İkinci yarıda oyunun tamamen terse dönmesinde G.Saray’ın skor avantajını ele almasından daha çok Sumudica’nın yaptığı değişikliklerin etkisi vardı. Ancak Terim’in oyundan düşen Feghouli ve Selçuk’u çıkarıp önce Tolga’yı ardından da Donk’u oyuna dahil etmesi es geçilmemesi gereken önemli bir hamleydi.

Sinan Gümüş şaşırttı Fatih Terim, ikinci yarıda Kayseri’nin akın akın gelen ataklar karşısında oyuna müdahale edip Feghouli, Selçuk ve Yasin’i çıkardı; yerlerine Tolga, Donk ve Sinan Gümüş’ü sahaya sürdü. İkinci golü bulmak isteyen Kayseri, savunmasında boşluklar verirken Sinan Gümüş 81. ve 82. dakikalarda net iki pozisyonda kaleciyle karşı karşıya kalmasına rağmen ağları havalandıramadı.

Git-geli bol olan maç, berabere de bitirebilirdi G.Saray daha da farkı kazanabilirdi... Sinan’ın kaçırdığı gollerin hiçbir şekilde özrü yok. O pozisyonları gol yapacak kalitesi var ama anlamsız heyecanı da... Rodrigues, Latovlevici, Serdar ve Denayer için de ayrı bir parantez açmak gerekiyor... Rodrigues hem enerjisi hem de istekli oyunu ile bana göre maçın adamıydı. Latovlevici ise iyi niyetli ancak çok eksik... Sol bek takviyesi şart. Serdar Aziz’i anlamak ise çok zor... Özgüveni düşük bir şekilde devam ediyor. Hata üzerine hata yapıyor. Denayer de Latovlevici gibi iyi niyetli. İkinci yarıda biraz olsun toparladı ama ne olursa olsun o da maalesef G.Saray’ın oyuncusu değil.

İgor Tudor’un kötü izlerini hemen hemen silen Fatih Terim’in devre arasında takıma yaptığı dokunuşlara ilk deplasman maçından şahit olduk. Ancak kondisyon olarak biraz daha zamana ihtiyaç olduğu da bir gerçek.

Kayseri’den 3 puanla çıkmak çok önemli. Bundan sonra G.Saray’ın en az 5-6 hafta zorlanacağını düşünmüyorum. Fatih Hoca da zaten her geçen hafta takımın üstüne daha fazla şeyler katacaktır.

Son olarak hakem Cüneyt Çakır... G.Saray’ın ilk golünde yardımcısı Tarık Ongun büyük hata yaptı ama o da 90 dakika boyunca verdiği kararlarla tartışıldı.

HOŞ GELDİN CENGİZ

Galatasaray, yeni başkanı Mustafa Cengiz’in de izlediği maçta 3 puanı alması güzel bir başlangıç oldu. Buradan Mustafa Cengiz ve ekibine yeni görevleri için de tebriklerimizi gönderelim.

BÜLENT YAVUZ: İLK GOL OFSAYTTI

Galatasaray - Kayserispor maçında Sarı-Kırmızılılar’ın ilk golü açık ara ofsayttı. ‘Dünya markası’ dediğimiz ekibin yardımcı hakemi Tarık Ongun, kendisine yakışmayacak bir şekilde bu ofsaytı kaçırdı. Hakem Cüneyt Çakır, ilk devrede oyunu kontrol etme adına zaman zaman zorluklar yaşamasına rağmen kontrolü hep elinde tuttu.

29. dakikada Denayer’in Umut’a ceza alanı dışındaki teması faulü gerektirirdi. Faul verilse, Denayer’e sarı kart gösterilmesi gerekirdi. Bariz gol şansı yoktu. Beşiktaş’ın sayılmayan golünde “Faul yok” diyenler, bu pozisyona da “Faul yok” demek zorundadırlar. Bunu da hatırlatmak isterim. 30. dakikada Muslera- Deniz Türüç pozisyonunda penaltı yoktu. İkinci devre ortalık süt limandı. Hakem de oyunu güzelleştirme adına becerisini kullandı. Özellikle ev sahibi takım lehine ceza alanı civarında verdiği faullerin tamamı doğruydu. Maçın sonuna ilavesi de oyun kuralına uygun ve çağdaş bir karardı.