-“Yapma! Hamileyim!” dedim. Karnıma vurdu
-Bebeği çıkarıp kutuya koydular. O ağırıma gitti.
-Bebeği doğuracaktım. Bakacaktık. Bakardık. Sevmiştik çünkü.
-Ben düşük yaparken polis beni gözaltına almaya çalışıyordu.
19 yaşında. Boyu 1.55 var yok. Yüzü yuvarlacık. Tatlıcık bir ses tonu var. Kahraman, küçük bir kız çocuğu. Kaşık kadar. “Dayanamazlar” diyor. “Babam çok üzülür. Annem çok üzülür. Sonra akrabalarımız var, onlar da belki kızar. Belki beni görmek istemezler artık. Onları çok üzerler benim yüzümden. Sonra belki... Yani dayak olmaz da... Yine de...”
İnsan Hakları Derneği’nin bir odasında yalnız başına bir kız çocuğu, bir kadının başına gelebilecek en korkunç şeyi yaşamış, polis tekmeleriyle bebeği düşürülmüş, bu dünyada bir başına duruyor ve... Kız çocukları niye böyle Allah’ım? Niye hâlâ başkalarını düşünür bir kız çocuğu acıdan rahmi sızlarken!
‘BEBEĞİ KUTUYA KOYDULAR’
Ağlamıyor. Eylemi anlatırken, biber gazını nasıl gözüne sıktıklarını anlatırken, ellerindeki gaz yanığını gösterirken, hastaneye nasıl alınmadıklarını, polisin onu nasıl düşük yaparken bile gözaltına almak istediğini, sedye getirmediklerini, bebeğinin kalbinin duruşunu... Kasıklarına tekmeler atan polislere, “Hamileyim! Vurmayın!” diye bağırmasına rağmen vurduklarını anlatırken. Hatta “Belki duymamışlardır” diyor, inanamıyor belli ki, bir insanın bile bile bir kız çocuğuna bunu yapabileceğine... Ağlamıyor şunu söyleyene kadar:
“Doktor geldi, ‘Bebeğinin kalbi durmuş, alacağız’ dedi. Sonra bebeği çıkardılar. (Parmağını gösteriyor) Bu kadarcıktı. Kutuya koydular. Kutunun üzerine benim adımı yazdılar. O zaman işte... (Kırılıyor ağzı, çenesi acıdan) Ağırıma gitti.”
DEVLET YARDIM EDİYOR!
Böyle bir hikâyeyi anlatmak için bir kız çocuğu bu kadar direnci, bu kadar olgunluğu nereden bulur? Bilemedim. Devam ediyor: