İstanbul Üniversitesi'nde büyük seçim
13 rektör adayı yarışacak, son sözü Cumhurbaşkanı Gül söyleyecek
Türkiyenin en köklü üniversitesi bugünönümüzdeki 4 yıl için rektörünü seçecek.
Şu anki rektör Prof. Dr. Mesut Parlak'ın yaş haddinden dolayı yeniden aday olamayacağı rektörlük seçimlerinde 13 aday yarışacak. İstanbul Üniversitesi öğretim üylerinin kullanacağı oylar sonucunda en yüksek 6 oyu alan rektör adayları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önüne gelecek. Gül bu 6 aday arasından birini İstanbul Üniversitesi'ne rektör olarak atayacak.
7 REKTÖR ADAYI HABERTÜRK'TE PARANTEZ PROGRAMINA KATILDI:
VİDEO 1
VİDEO 2
VİDEO 3
ADAYLAR
Fen Fakultesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gediz Akdeniz
İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Akyüz
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahat Andican
İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Batmaz
Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülçin Bermek
Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Boydak
Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Erdin
İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Erzengin
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu
İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Keçer
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Söylet
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Ulualp
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfettin Uludağ
(Adayların isimleri alfabetik sırayla yer almıştır)
SON 34 YILDIR TIPÇILAR REKTÖR OLUYOR
13 adayın yarışacağı rektörlük seçimi İstanbul Üniversitesi'nde en yüksek katılımlı rektörlük seçimi olacak.
İki tıp fakültesi bulunan İstanbul Üniversitesi'nde rektörler de son 34 yıldır bu iki fakülteden çıkıyor. Bu yıl da İstanbul tıp Fakültesi'nden 3, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden de 5 aday yarışacak. Orman Fakültesi'nden de 2 adayın yarıştığı seçimlerde diğer adaylar Fen Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve İletişim Fakültesi'nden.
Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülçin Bermek, 13 aday arasında yarışacak tek kadın pofesör.
7 ADAY HABERTÜRK'TE BULUŞTU
Prof. Dr. Melih Boydak, Prof. Dr. Kadir Erdin, Prof. Dr. Faruk Erzengin, Prof. Dr. Veysel Batmaz, Prof. Dr. Ahat Andican, Prof. Dr. Seyfettin Uludağ, Prof. Dr. Gediz Akdeniz seçimden önce son gece HABERTÜRK'te Parantez programının özel yayınına katıldı.
KLASİK YÖNETİM ANLAYIŞINDAN SIYRILMAK GEREK
Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Erdin, 42 yıldır önce öğrenci sonra da akademisyen olarak İstanbul Üniversitesi'ndeki sorunları yaşadığını ve bunları birikimiyle çözebileceğini söyledi.
Erdin şunları kaydetti: "İstanbul Üniversitesi devasa yapıda bir üniersite. Bu yapı artık kıpırdamıyor. O nedenle öncelikle klasik yönetim anlayışından sıyrılmak gerek. Katılımk odakli çağdaş yönetim anlayışıyla ortaya çıkmamız lazım. İstanbul üniversitesi'ni küçük birimler halinde yönetmekten yanayım. Dinamizm ancak böyle kazandırılır. Birinci adım dinamizm, sonraki adımlar, katılım, saydamlık, hesap verebilirlik."
EN AZ BAKANLIK KADAR ÖNEMLİ
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahat Andican, İstanbul Üniversitesi'nin sadece bir üniversite olmadığını üniversiteyi aşan, Türkiye'nin entellektüel yapısının beyni olan bir kurum olduğunu söyledi. Daha önce devlet bakanlığı yapan Andican, İstanbul Üniversitesi rektörlüğünün de bakanlık kadar önemli olduğunu söyledi.
Andican şunları kaydetti: "Günümüzün çağdaş normları içinde hangi üniversite nerede olmalı, bunu tartışmalıyız. 1- Eğitimde toplam kalite kavramı yakalanmalı ve öğrenci odaklı eğitim anlayışı hedeflenmeli. 2- Bilgi üretimi ve bilgi yayma alanı. 3- İçinde bulunduğumuz toplumun sorunlarına alternatif çözümler önerme sorumluluğu. 4- Bu üniversiteyi oluşturan tüm üyelere içinde yaşamaktan memnun olacakları bi üniversite alanı oluşturmak. 5- Hizmeti en kaliteli hale getirmek."
TEK SORUN HUKUK
İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Batmaz, "İstanbul Üniversitesi'nde geçirdiğim yıllarda yaşadığım tek sorun var, bu da hukuk denilen olgunun ne yazık ki bu üniversitede oluşmamış olmasıdır." dedi.
Batmaz şunları kaydetti: "Benim adaylığım teknik nedenlere dayanıyor. İki üniversite kurdum. Ben kamunun nasıl yönetileceği ile ilgili doktorum. 'Hantal devi uyandırmak' gibi bir tanım var. Böyle bir durum yok. Bir kamu kuruluşunun metobolizmik yapısı hukukudur. Demokratiklik misyonu İstanbul Üniversitesi'ne verilirse bu İstanbul Üniversitesi'nin başaracağı bir iş değildir. Çünkü hiçbir kurulu demokratik değil. Hantal devi canlandrıcaksak hantal devin metobolizmik sistemini oluşturmalıyız. Bu da hukukla olacak bir iştir. Kamu yönetiminde yetki yasadan alınır. Diğer bütün sorunlar hukukun yapabileceği bir iştir. Bunu ben söylemiyorum. Bunu idara mahkemeleri ve Danıştay kararları söylüyor."
ÜNİVERSİTENİN ÜZERİNDEN ÖLÜ TOPRAĞINI ATMALIYIZ
Fen Fakultesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gediz Akdeniz, "68'den sonra İstanbul Üniversitesi'nin üzerine ölü toprağı atılmıştır. O ölü toprağını üniversitenin üzerinden atmalıyız. Bu üniversitenin yaşaması lazım." dedi.
Akdeniz şunları kaydetti: "Üniversiteye bakarken farklı pencerelerden bakıyorum. Ben İstanbul Üniversitesi'nin uyuyan dev, hantal falan olduğunu kabul etmiyorum. İstanbul Üniversitesi zengin bir üniversite. Ben bir öğrencinin konuşmasından hangi üniversiteden olduğunu anlarım. Tek anlayamayacağım üniversite öğrencisi İstanbul Üniversitesi'dir. Çünkü çok zengin bir üniversitedir. Bu zenginliği elimizden geldiği kadar yaşatmalıyız"
İ.Ü.'NÜN YÖNETSEL SORUNLARI VAR
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfettin Uludağ, İstanbul Üniversitesi'nin potansiyelini ayağa kaldırmaya planlıyorum. İlk iki yılda temeli atılır, sonraki iki yılda da yapılır."dedi.
Uludağ şunları kaydetti: "Üniversitede nelerin kötü gititğinin farkındayım. Öğretim üyelerinin koşullarını daha iyiye götürmek için aday oldum. İstanbul Üniversitesi'ni toplumla bütünleşen bir hale getirmek için aday oldum. İstanbul Üniversitesi'nin yönetsel sorunları vardır. Bugüne kadar iyi yönetilmedi. Merkeziyetçi bir yönetim anlayışından kaynaklanıyor. Ben yetkilerimi dekanlarla, anabilim dalı başkanlarıyla paylaşacağım. Öğrencilere de onların içinde bir rektör olacağım sözünü verdim."
BARIŞA VE HUZURA İHTİYAÇ VAR
Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Boydak, "Üniversitenin tüm kademelerinde bulundum. Bilimsel ve yönetsel olarak göreve hazırım" dedi.
Boydak şunları kaydetti: "İstanbul Üniversitesi üretken bir üniversite fakat tüm gücünü kullanamıyor. İstanbul Üniversitesi'nin gereksinimi barış ve huzur ortamı. İkinci ana mesele, bugüne kadar yönetsel sıkıntılar yaşandı. İstanbul Üniversitesi'nin bugüne kadar stratejik planı yoktu. Bugün İstanbul Üniversitesi'nin filmi çekilmiş durumdadır. İstanbul Üniversitesi bundan sonra öncelikli hedefleri esas alarak bunları bütçeleyecek ve sonuç odaklı çalışacaktır. "
HİZMETİ TEŞVİK ETMELİYİZ
İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Erzengin, "Yüce ulusumuza ve üniversitemize hizmet için aday oldum. İstanbul Üniversitesi bütün üniversitelerin atası. Üniversitemizi, uyuyan devi uyandırmak için adayım." dedi.
Erzengin şunları kaydetti: "Uyuyan dev derken İstanbul Üniversitesi olması gereken yerde değil, diyorum. Hizmeti teşvikle mutlaka değerlendirmeliyiz. Hizmeti verene teşvik unsurunu getirdiğimiz zaman İstanbul Üniversitesi şahlanacaktır. Benim çıtam Avrupa'da ilk 10'a girmek. İki yıl içinde söylediklerimin yarısını yapamazsam görevi bırakırım. "