Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Ali Cevat Vural, Balçiçek Pamir'e konuştu

        Obama’nın internet üzerinden sürdürdüğü başarılı kampanyanın da

        yürütücülerinden. Vural CHP’nin en büyük silahı olarak kabul edildi ama anlattıklarını okuyunca CHP’nin niye İstanbul’un kazanamadığını açıkça

        göreceksiniz. Söylediklerinin arasında beni en çok şaşırtan, bütün CHP’lilerin cep telefonunun 10. Yıl Marşı’yla çalması oldu. Pes! dedim, başka bir şey demedim. Vural, son sadrazam Ahmet Tevfik Paşa’nın da torunu. Türkiye’ye döndükten sonra Heybeliada’da ailesinden kalma bir köşkte yaşıyor. Ali Cevat Vural’ı CHP’ye sokan isim Alper Ünlü. Hani bu üçlü çok güçlü sloganıyla çıkılmıştı ya ortaya. Gürsel Tekin, Kemal Kılıçdaroğlu ve Alper Ünlü, işte o Ünlü Vural’ı partiye getiren. İkisi Amerika’dan okul arkadaşı. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı açıklandıktan 2 gün sonra partiye bir brifing vermesi istenmiş. Vural bir buçuk saati bulan bir çalışma yapmış ve aralarında Kılıçdaroğlu, Tekin ve bazı pati yöneticilerinin de bulunduğu

        kalabalığa “İşte bu adamla çalışmalıyız” dedirtmiş. Ama benim daha çok ilgilendiğim ne yapabildiğinden çok neleri önerdiği, neleri yapamadığı…

        Yerel seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu ona emanet edilmişti. Seçim kampanyası Genel Menajeri Ali Cevat Vural’dan bahsediyorum. Başarılı bir kampanya yürütüldü ama olmadı. Başarısızlığın nedenlerini, seçim stratejilerini ve CHP’yi konuşmak için kapısını çaldım. Uzun süre ikna edemedim, sonunda anlattı.

        BALÇİÇEK PAMİR / GAZETE HABERTURK

        Ne söylediniz o toplantıda?

        -Öncelikle bunun bir yerel seçim olduğunu ve genel seçimle karıştırmamak

        gerektiğini anlattım. Bu bir hizmet seçimidir ve biz bunu açık bir mutfak şeklinde sunmalıyız. Yapmış olunun hizmeti kötülemek yok, kimsenin kişiliğini kötülemek yok.

        İyi de Kılıçdaroğlu Topbaş’a demediğini bırakmadı. Sizi dinlemedi yani.

        -Hayır tamtersine, kişiliğine hiçbir şey söylenmedi. O eleştiriler ve dosyalar sadece karşısına çıkması için yapılan bir oyundu. Hatta son ayağını gerçekleştirebilseydik Topbaş mutlaka canlı yayına çıkacaktı.

        Neydi o son ayak?

        -Billboard ve afişler hazırlamıştık. “Delikanlı ol, karşıma gel” diye. Çıksaydı zaten kazanıyorduk. Çıkmayınca da delikanlı değilmişsin afişleri astıracaktık ama Kemal Bey bu tarz bir seçim kampanyası istemedi. Gürsel Bey de istemedi. Aslında yapılması gerekiyordu.

        Kampanyayı yönetmeye başladığınızda şunu yap yapma diyen oldumu?

        -Sadece AK Parti demeyeceksin AKP diyeceksin diye uyardılar. Sanırımben ağız alışkanlığı AK Parti diyordum çünkü onlar kendilerine öyle diyor. CHP öyle söylemiyormuş.

        Çok komik, tek uyarı bumu?

        -Ben AKP-CHP çekişmesini Galatasaray-Fenerbahçe çekişmesine

        benzettim. Ama yadırgamamak lazım, bu bir oyun gibidir, aynısını Amerika’da da gördüm.

        Kampanyada kırmızı rengi yasaklamışsınız. Neden?

        -Türkiye’nin siyasi geçmişine bakarsanız, darbeler, komünizmkorkusu, imam hatipler vs…Din bu ülkede açıkça kullanılıyor. Allah inancı, erzak, kömür olayları halkı AKP’ye yakınlaştırdı. CHP ise kırmızı parti görünümünde.

        Nedir kırmızı parti?

        Kırmızı demek komünizm demek, dinsizlik demek…Üstelik algı olarak Ergenekon olayıyla Atatürkçülüğü de buna eklediler. Öyle bir hava oluşmuş ki kurtarın bizi bu Allah’sızlardan durumu.

        Bu konuda bir araştırma yaptınızmı?

        -Tabii ki yaptım, özellikle varoşlarda çalışmalar yaptım. CHP bütün bu negatif tanımlamalarının yanında dansöz bir parti görünümünde değil. Tam tersine esnek olmayan, dümdüz bir parti. İnandığından ödün vermeyen. Bu durum hoş tabii ama bu ancak yüzde 20 oy getiriyor.

        Siz bunları anlatırken CHP’yi ikna etmekte zorlandınızmı?

        -Hayır çünkü belki de bildiklerini söyleyen biriydim sadece. Kırmızı parti olarak CHP ne yaptı peki? Her gördüğü yeşil renge “şeriat” dedi. “Bunlar gelecekler kafamızı kesecekler” dedi. Cumhuriyet mitingleri düzenlendi ve halk ikiye

        ayrıldı. Kırmızı ve yeşil. Zaten “Yeşil”in istediği de buydu.

        Bu yüzden mi CHP’ye 10. Yıl Marşı’nı da yasakladınız?

        -Tamamen bu yüzden. Bu insanlar bizim halkımız. Bu yüzde 60 benim annem teyzem amcam. Onlar AKP’ye veriyor sebebi bundan, yani beynin zehirlenmesinden ötürü. Din orada önemli bir etken. Kırmızı CHP’yi ortadan kaldırmak zorundaydım. Bu insanlara duyarlı ve şefkatli olmalıyız dedim. Dokunmalıyız. Sahtelik varsa gözünüzde yapmayın, gerçek gönülden sevin.

        Böylece bütün kampanya mavi oldu.

        -Kesinlikle. Otobüsümüz bile mavi oldu. Hatta yeşil rengi bile kullandık. Galata Kulesi’ni camiyi kullandık. CHP’yi de kampanyada kullanmadık, tam tersine yasakladık. Kılıçdaroğlu öne çıksın istedim. Deniz Baykal bile o kampanyada yoktu. Bir milletvekili bile girmeyecek yanınıza” dedim. Bu CHP ve Deniz Baykal’dan bağımsız Kemal Kılıçdaroğlu’nun imajıdır. 10. Yıl marşını telefonlardan bile kaldırttım.

        Çok varmıydı?

        -Herkesin cep telefonu öyle çalıyordu, inanamazsınız. Mesela gidiyoruz

        seçim çalışmasına, varoşlardayız, adamın cep telefonundamarş çalıyor. Olmaz ki yani! İmajı toparladık ama asıl önemli olan hizmeti doğru verilmesiydi. Gerilla pazarlamasını kullandık. Özellikle interneti kullandık.

        Broşürler ve projeleri anlatan kitapçıklar dağıttık. Bazı isimleri buradan söylemek istiyorum. Ahmet Ertek, Haluk Eyigün, Nezih Deniz. Onlar kampanya için çok önemliydi. Ayrıca İl Başkan Yardımcısı Zehra Eyilik de var.

        Kıskançlık partinin önüne geçti

        Bütçeniz ne kadardı?

        -1 milyon dolar.

        Yeterli mi bu bütçe?

        -Hayır en az 20 katı olmalıydı. AKP sadece adalar için 4 trilyon harcadı. Benim

        dönemimde Clinton’ın bütçesi milyar dolara varmıştı. Bütçemiz çok kısıtlıydı. Bağış bulalım dedim ama onu da kabul ettiremedim. Araştırdım yasa izin veriyor ama CHP bunu istemedi. Çok ısrar ettim ama olmadı. Sultanbeyli’ye

        parasızlıktan erzak yollayamadım. AKP her gün yolluyordu ben yapamadım.

        Başka neleri başaramadınız?

        -İnternetten ön üyelik yapalım dedim. Olmadı. Oysa önemli bir fırsattı.

        Peki sizce niye olmadı? Kılıçdaroğlu niye kazanamadı?

        -Aday çok geç açıklandı. En aşağı 6 ay öncesinden açıklanmalıydı. Bütçe yeterli değildi. Örgütümüz zayıftı, hatta yoktu. Bütün belediye başkan adaylarını çağırdım. Ateş Ünal Erzen’in uyguladığı sağlık projesini anlattım. Bu sağlık projesini uygulayalım, anlatalım, faydalanalım dedim. Çünkü seçim galibiyetinin arkasında mutlaka bir sağlık projesi vardır. İnanır mısınız, bir tek Arnavutköy belediye başkan adayının hanımı aradı, onun dışında ilgilenen olmadı.

        Neden?

        -Kişisel kıskançlıklar, egolar her şeyin üstünde. Bir de istifa krizi yaşadık Gürsel Tekin’in. Oysa öyle hakkaniyetli yapıyordu ki isteleri. Ama ben orada artık kişisel menfaatlerin ne kadar öne çıktığını gördüm. Bir ilçe başkanı bir belediye başkanının aleyhine çalışıyor Üsküdar’da, Arnavutköy’de. Bir anda parti bölündü, düşmanlıklar kıskançlıklar, nefesim kesildi. Her şey durdu. Hiç unutmam, apar topar koştum, hemen üçlü fotoğraf vereceksiniz, eller havada dedim. O fotoğraf verildi, hatırlarsanız.

        Türban deyince yüzlerini buruşturuyorlardı

        Neden olmadığını konuşuyorduk.

        -Gençler ve kadınlar tamamen kenara atılmış. CHP’in gençlik ekibi var ama arkası yok. Kadın kolları var ama altı boş. Tamamen bırakılmış kenara, unutulmuş. Ben danışmanım tabii fazla sorgulayamadım bunları. Önümdeki kampanyaya baktım.

        Kadın kolları kuvvetli değil miydi?

        -Önyargıları çoktu. “Türbanlı mı, ah oh” diye yüzlerini buruşturuyorlardı. Ama yine de en çok anlayan, kampanyayı en çok üstlenen onlar oldu diyebilirim. Ama öte yandan bir tane tesettürlü kadın bulamadım kampanyamızda çalışacak ve evlere gidip CHP’yi anlatacak. Müthiş bir mahalle baskısı görüyorlardı nasıl CHP’yi översin, dinsiz partisi diye. Ben boşuna kırmızı rengi

        yasaklamadım.

        Ya çarşaf açılımı?

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ