Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

DARBE GİRİŞİMİNİN ve DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI ALINAN TEDBİRLERİN ETKİLERİ

2.3.1. Darbe Girişiminin Yargı ve Hukuk Sistemi Üzerindeki Etkileri

15 Temmuz Darbe Girişimi, milli savunma, ekonomi, siyaset, bürokrasi başta olmak üzere tüm sektör ve alanlarda çeşitli etkiler yaratmıştır. En çok etkilenen alanların başında yargı ve hukuk sistemimiz gelmektedir. FETÖ’nün özellikle ele geçirmek istediği ve bu nedenle uzun yıllara yayılan süreçte adım adım sızdığı kamusal alanlardan birisi olması nedeniyle yargı bürokrasisinde ve darbe girişimine karşı etkili tedbirler alınabilmesi için KHK’lar kapsamında gerçekleştirilen mevzuat değişiklikleri sebebiyle bu etkinin hukuk sistemimizde yoğun olması tabii olup bu bölümde özellikle bu hususlara değinilmiştir.

  • KHK’lar İle Alınan Tedbirler Kapsamında Değiştirilen Mevzuat Hükümleri ve Yargılama Usulleri

FETÖ ile daha etkin ve hızlı mücadele edebilmek amacıyla yargılama usullerine ilişkin olağanüstü hal kapsamında ve süresinde etkili olacak bir dizi tedbir alınmıştır. Bu tedbirler daha önce yargılama usullerine ilişkin alınan tedbirler başlığı altında ayrıntılı bir şekilde değinildiği için burada tekrar ele alınmayacaktır.[1]

  • Personel Sayısı Üzerindeki Etkiler

Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları

Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan 667 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu tarafından 04.01.2017 tarihine kadar, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen 3.568 hâkim ve Cumhuriyet savcısı meslekten çıkarılmıştır. Toplam hâkim ve Cumhuriyet savcısı sayısının yaklaşık 1/3 oranına tekabül eden bu sayı yargı teşkilatı açısından büyük bir açık oluşturabilecek boyuttadır. Bu açığı karşılamak üzere yine aynı KHK kapsamında adli ve idari yargı hâkim ve savcı adayı olarak görev yapanların adaylıkta geçirdikleri süreye bakılmaksızın Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca mesleğe kabul edilmeleri halinde, hâkimlik ve savcılık mesleğine atanabilecekleri belirlenmiş, bu kapsamda ise 3.939 hâkim ve Cumhuriyet savcısı mesleğe kabul edilerek göreve başlamışlardır. Ayrıca 673 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda hâkimlik ve savcılık mesleğinden kendi istekleriyle emekli olan veya birden fazla çekilenlerden tekrar mesleğe dönmek isteyenlerin ayrıldıkları tarihte almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilgili dairesinin kabulü üzerine atanabilmeleri imkânı sağlanmıştır.

Ayrıca 5 HSYK Üyesinin üyeliklerinin sona erdirilmesine ve 2 Anayasa Mahkemesi üyesinin meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.

Zabıt Kâtibi, Yazı İşleri ve İcra Müdürleri, İnfaz Koruma memuru ve diğer personel

İlk ve üst dereceli yargı kurumlarında, ceza evlerinde, Bakanlık merkez ve HSYK teşkilatlarında görev yapan 60 yazı işleri müdürü, 65 icra müdürü ve yardımcısı, 1157 zabıt katibi, 76 mübaşir, kalanları da farklı ünvanlarda olmak üzere olmak üzere toplam 1620 adalet teşkilatı çalışanı kamu görevinden çıkarılmıştır.

Bu kadrolarda oluşan açığın giderilmesi amacıyla da gerekli çalışmalar yürütülmektedir.

  • Cezaevlerinin Durumuna Etkisi

Ceza infaz kurumlarında ise 40 kurum müdürünün, 1386 infaz karuma memurunun açığa alındığı ya da ihraç edildiği belirlenmiştir.

15.07.2016 tarihi itibariyle ceza evlerinde toplam 191.423 tutuklu ve hükümlü bulunmasına karşın 17.08.2016 tarihinde bu sayı 214.213’e ulaşmıştır. FETÖ kapsamındaki suçlar sebebiyle darbe girişimi öncesindeki tutuklu sayısı 873 iken kalkışma sonrası bu sayı 42.083’tür. Bu yoğunluğun meydana gelmesinde 667 sayılı KHK ile vaz edilen asker kişiler hakkında verilen tutuklama kararlarının da sivil ceza infaz kurumlarında yerine getirileceği hükmünün de müessir olduğu görülmektedir.

671 sayılı KHK ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen geçici 6. madde hükmüne göre; 01.07.2016 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; -Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104, 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188), Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar; Milli Savunmaya Karşı Suçlar; Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk ile 3713 sayılı TMK kapsamına giren suçlardan verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazı hariç olmak üzere;

- Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazında, hükümlünün koşullu salıverilmesine 1 yıl kalmış olmasını öngören süre 2 yıl olarak,

- Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanların cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çekmesi gerektiğini öngören oran yarısı olarak düzenlenmiş,

Bu düzenleme kapsamında 10.10.2016 tarihi itibariyle 44.800 hükümlü cezaevlerinden tahliye edilmiş, böylece ceza infaz kurumlarında oluşan yoğunluk bir nebze olsun azaltılabilmiştir. 04.01.2017 günü itibariyle ise 128.304 hükümlü ve 72.873 tutuklu olmak üzere ceza infaz kurumlarımızda toplam 201.177 kişi bulunmaktadır.

  • Genel Değerlendirme

15 Temmuz Darbe Girişiminin Türk hukuk ve yargı sistemi üzerinde kısa, orta ve uzun vadede olmak üzere üç tür etkisinin olduğunu ifade etmek mümkündür. Birincisi, FETÖ’nün çalışma yöntemiyle örgütün kapsam ve boyutunun karmaşıklığı, yargılama sürecinin daha sağlıklı işleyebilmesi açısından kovuşturma ve soruşturma usullerini hızlandıran ve kolaylaştıran ek tedbirler alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda alınan tedbirlerin önemli bir çoğunluğu devletin bekasını ilgilendiren suçlara ilişkin olarak olağanüstü hal kapsamında ve süresince alınmış olduğu için olağanüstü hal bittiğinde bu tedbirlerin de yerini olağan hukuk düzenine bırakacağını, dolayısıyla bu etkilerin uzun sürmeyeceğini söylemek mümkündür.

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında adalet teşkilatı personel sayıları ile cezaevlerindeki tutuklu/hükümlü sayılarına olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesinin daha uzun zaman alacağı değerlendirilebilir. Bununla birlikte, alınacak ek tedbirlerle orta vadede bu etkilerin de kalıcı hale gelmeden çözülmesi mümkündür.

15 Temmuz Darbe Girişiminin, FETÖ’nün en etkili ve sonuca odaklanan eylemi olduğu, bu sonuca giden yolda özellikle yargı alanında pek çok usulsüz iş ve işlemlerin bu örgüt mensuplarınca gerçekleştirilerek masumiyet karinesinin bertaraf edilmesine, kişilerin lekelenmeme hakkının ihlaline ve telafisi imkânsız mağduriyetlere sebebiyet verildiği nazara alındığında, FETÖ’nün en yıkıcı etkisinin, vatandaşların adalete olan güveninin yıkılması olduğu açıktır. Darbe girişiminin yargı üzerindeki uzun vadede en olumsuz etkilerinden birisi ise vatandaş nezdinde oluşan güven krizine ilişkin olacaktır. Kurumlara olan güven kısa sürede ve kolayca tesis edilebilecek bir durum değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarına ve adil, bağımsız, tarafsız Türk Hâkim ve Cumhuriyet savcılarına düşen görev toplumdaki adalet inancını yeniden üst seviyelere çıkartmaktır. İşbu raporun sonuç ve öneriler kısmında bu hususa ayrıca değinilecektir.

  • Güvenlik Kurumları (Ordu, Emniyet, Jandarma, İstihbarat)
    • TSK

FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından TSK mensubu 4594 personel tutuklanmış, 167 personel gözaltına alınmış, 5674 personel ihraç edilmiş, 733 personel geçici süre görevden uzaklaştırılmış olup, halen 333 kişi firari olarak aranmaktadır. TSK’den ilişiği kesilen 33 personel ise bilahare KHK ile göreve iade edilmiş, Askeri Lise, Kara, Deniz ve Hava Meslek Yüksek Okulları ve Harp Okullarında öğrenim gören 16.409 öğrencinin TSK ile ilişikleri kesilerek bu öğrenciler eğitim seviyesine göre ilgili üniversitelere veya Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselere yerleştirilmiştir.[2]

15 Temmuz’un ardından ilan edilen olağanüstü hal süreci kapsamında yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerle Fetullahçı Terör Örgütü'ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan sendika, vakıf, yükseköğretim kurumları kapatılmış, TSK’de önemli yapısal değişikliklere gidilmiştir.[3]

668 sayılı KHK[4] ile, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlanmış. Buna göre, İçişleri Bakanının kararıyla bir il veya ilçenin tamamı, polis ya da jandarma görev ve sorumluluk alanı olarak belirlenecektir. Lüzum görüldüğü hallerde İçişleri Bakanı tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı arasında her kademedeki personel geçici olarak görevlendirilebilecek.  İçişleri Bakanı bu yetkisini il valilerine devredebilecektir.

Yeni düzenlemeye göre, Sahil Güvenlik Komutanı da amiraller arasından atanacak, rütbelerindeki bekleme süresi dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albaylar 60 yaşına, amiraller ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde kalabilecektir. Sahil güvenlik bölge komutanları hakkında mülki görevleri açısından konuşlu bulundukları yerin valisi tarafından her yıl sonunda, görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenecektir.

Kanun hükmünde kararname kapsamında Yüksek Askeri Şura'nın yapısı da değiştirilmiştir. Düzenlemeyle Yüksek Askeri Şura üyeleri, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı ile kuvvet komutanları olarak yeniden belirlenmiştir. Jandarma Genel Komutanı, Donanma Komutanı ve ordu komutanlarıyla orgeneral ve oramirallerin Yüksek Askeri Şura üyeliğine son verilmiş, şuranın sekretarya hizmetleri de Genelkurmay Başkanlığından alınarak Milli Savunma Bakanlığına devredillmiştir.

Düzenlemeyle kara, deniz ve hava harp okullarıyla astsubay meslek yüksek okulları kapatılmayarak, Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulacak Milli Savunma Üniversitesine bağlanmış, Harp akademileri, askeri liseler ve a