'Düşünce özgürlüğü kirlenirse diğerlerinde yaptığınız gözükmez'
Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı
Muharrem SARIKAYA / GAZETE HABERTÜRK
Tahran’daki İKÖ toplantısında Abdullah Gül’ün İslam ülkelerine yaptığı “Çağdaş normları belirleme zamanı geldi” uyarısının üzerinden 9 yıl geçti. Gül, 15 yıl aradan sonra Devlet Başkanı düzeyinde Birleşik Arap Emirlikleri’ne gerçekleştireceği ziyarete giderken yolda o günkü konuşmasını anımsattık. Ağırlıklı olarak düşünce özgürlüğü, insan hakları üzerinde durduk bu gezisinde de benzer çıkışı yapıp yapmayacağını sorduk. Söz dönüp dolaşıp Türkiye’deki düşünce özgürlüğü, insan haklarına, gazetecilerin tutuklanmalarına geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçmişte de bu konuda bazı uyarılarda bulunduğunu anımsatarak başladı ve ekledi: “Düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğüyle ilgili...
Daha geniş anlamda söylüyorum, insan haklarıyla ilgili. Bu alan kirlenirse, diğer alanlarda ne yaparsanız yapın gözükmez. O bakımdan Türkiye’nin, hepimizin buna çok dikkat etmesi gerekir...” Sözlerini bunun ötesine götürmedi. Tutuklu gazeteciler anımsatıldığında ise “Dosya bazında konuşmam” deyip sustu. Bundan önceki konular da aslında hep demokrasi, özgürlük üzerineydi. İşte Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları:
REJİMLER BÖYLE DEVAM EDEMEZ: Körfez’de çok iyi bir işbirliğimiz var. Dışişleri bakanları İstanbul’da Ahmet (Davutoğlu) Bey’in misafiriydi. İşin siyasi boyutu Arap dünyasındaki değişikliklerdir. Arap Baharı siyasi çerçevede konuşacaklarımızdır. Önce yaşadığımız çağı görmek gerekir. Ben Tahran’da ve ondan sonra yaptığımkonuşmalarda açık olarak vurguladım; hem de bütün bu ülkelerin yöneticileriyle kapalı kapılar ardında yaptığımız görüşmelerde daha açık, samimi konuştum. Mevcut rejimlerin bu şekilde devam etmesi mümkün değil.
FİLİN GİRDİĞİ GİBİ: Haberleşme teknolojisinin böyle olduğu bir dönemde eşitsizlikler, adaletsizlikler, rüşvet, baskı, zulüm bunların, diktatörlüklerin sürmesimümkün değildir. Bizler liderlik yaparak, reformlar yaparak kendi evlerimizin içini düzene koymamız gerekir. Eğer bizler kendi evlerimizin içini düzene koyamazsak, dış müdahale kaçınılmaz olur. Dış müdahale de olunca, onun bilmediği bir kültür, bilmediği bir ülke, filin zücaciye dükkânına girdiği gibi girer. Nitekim hep öyle olmuştur. Irak’ta öyle olmuştur.
KORKU DUVARI YIKILINCA: Ülkelerimizde reformlara biz liderlik yapmalıyız. Bunu anlatırken, onlara ders veriyor gibi, dışarıdan bir insan gibi olmadım. Yaptıklarımızı anlattık. Siz de bunları yapın, hep beraber yapalım. Süratli bir şekilde bunları yapalım ki bu iş bitsin. Yoksa ya halklar ayaklanacak veya dış müdahale olacak. Gördüğünüz gibi korku duvarı da yıkılınca halklar ayaklandı. Hem dış müdahale hem ayaklanma, ikisi de oldu.
MECLİS-İ MEBUSAN’DAN BU YANA: Bu çerçeveden bakınca Tunus’ta işlerin yolunda gittiğini görüyoruz. Başarılı oldu.Mısır’da değişim oldu ama o değişimin doğru istikamette devam etmesi lazım. Sancılı ama o da doğru istikamette. İlk defa özgür seçimler yapıldı. Osmanlı Meclis-i Mebusan’dan beri ilk defa Meclis toplandı. İngilizler Hindistan’a, Pakistan’a sandık koymadı ama Osmanlı Yemen’de sandık koydu. Seçim yaptı. Bütün Osmanlı bölgelerinden mebuslar geldi. O günden bugüne herhalde ilk defa düzgün seçimler yapılıyor. Ürdün Kralı Abdullah’ın büyük dedesi Abdullah, Meclis-i Mebusan üyesiydi.
BİR YIL SONRA: (Arap Baharı’ndan bir yıl sonraki tablo tatmin edicimi? ) Şimdi diktatörlükler insanlara sadece zulmetmiyordu. Kurumlar oluşmuyordu. Bağımsız kurullar ortaya çıkmıyor. Gelenekler oluşmuyor. Böyle olunca kolay bir şey değil. İslam dünyasının en demokratik, en laik, en kalkınmış ülkesini, bizim çektiğimiz sıkıntıları şöyle düşünürseniz, bunlarda ne var ki yani. Bunları anlamamız lazım.
KÖŞK’TE DİKKAT ÇEKEN ZİRVE
Cumhurbaşkanı Gül, perşembe günü TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak, Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu ve Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i Çankaya Köşkü’nde bir araya getirecek. Toplantıda Anayasa ve yargı reformu konularının ele alınması öngörülüyor. Gül’ün her yıl yapmayı planladığı zirve geçen yıl yapılamamıştı
'SURİYE KAÇINILMAZ SÜREÇTE'
Libya’da dış müdahale kaçınılmazdı. Öyle bir noktaya geldi ki müthiş bir baskı vardı, hiç muhalefet oluşmamıştı. Nihayet orada da işlerin doğru istikamette gideceğine inanıyoruz.
SURİYE’DE SAVAŞ İSTİYORUZ SANIYORLAR: Bazıları zannediyor ki biz Suriye’de savaş istiyoruz. Suriye’de Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde bir transformasyonun gerçekleşmesi için Türkiye her şeyi yaptı. Bizim bir yalvarmadığımız kaldı adeta. Hiçbir şey beklemeden yaptık. Hiçbir gizli dosyamız yok. Oraya sadece Cumhurbaşkanı olarak da bakmamak lazım... BAAS rejimi öyle bir yapı ki üzülüyoruz ama maalesef Suriye kaçınılmaz bir sürece girmiştir. Önemli olan uzamaması...
SONU YOK: Öyle bir sürece hangi ülke girerse girsin, sonu yoktur. Sonu bellidir açıkçası. Ne kadar sancılı olur, bütün mesele bunun sürecidir. Biz uzaklarda çok yabancı müdahaleleri açıkçası hiç arzu etmiyoruz. Onun için bölge ülkelerinin bölgesine sahip çıkmasını hep biz savunuruz. Bu da gerçekleşiyor. Arap Ligi çerçevesi içinde işler gidiyor.
'DDK'NIN DİNK RAPORU HENÜZ BİTMEDİ'
(Devlet Denetleme Kurulu’nun Hrant Dink cinayetiyle ilgili raporu için) Bildiğim kadarıyla bitmedi. Bitirince bana sunarlar, şu an bağımsız bir şekilde devam ediyor.
ULUDERE: Çalışmalar devam ediyor. 4-5 soruşturma var. Gerçekten titiz çalışma yapılıyor, birkaç koldan. Çok fazla sivil toplum örgütü, siyasi partiler, İnsan Hakları Komisyonu da gidiyor. (Genelkurmay Başkanı’ndan bilgi aldınızmı?) Tabii ki. Çok uzun konuştuk.
‘IRAK’I YÖNETENLER İRAN’DAYDI’
İran bölgenin en önemli ülkelerinden birisidir, hinterland’ı çok geniştir. Bunu görmemezlik, tarih bilmemezlik anlamına gelir. Saddam zamanında bugün Irak’ı yönetenlerin hepsi İran’daydı. Bizim nasıl bağlarımız varsa, onların da var. Bütün bunları yapıcı olarak görmek lazım...
MEŞAL, TÜRKİYE’YE YERLEŞECEK Mİ?: Bunlar şartlara bakar doğrusu. Hiçbir şeyi kategorik olarak reddetmemek gerekir. Bütün bunlar hep değerlendirmeye tabi şeylerdir. Türkiye’ye yerleşeceğinden şu anda böyle bir bilgim yok.
'FRANSA UMMADIĞI KADAR PRESTİJ KAYBETTİ'
Türkiye olarak çok rasyonel bir temelde muhalefetimizi yapıyoruz. Çığırtkanlık yapma değil. Fransa, devletin resmi görüşünün dışındaki düşünceyi yasakladı. Bu Fransızların hiç ummadığı kadar Fransa’ya prestij kaybettiriyor. Clinton’ın açıklamalarını gördünüz, “Bizim gücümüz, düşünceye yasak koymamaktan gelir, biz böyle bir yola girmeyeceğiz” diyor. Bir zamanlar bizde vardı, biz kaldırdık yasakları. Kaldırınca da güçlü hale geldik. Etkimiz artmaya başladı. O bakımdan umut ederiz ki Anayasa Mahkemesi’ne giden yol açık kalır. Çok sayıda milletvekili ve senatörün Fransa’ya böyle bir gölge bırakmayacağı kanaatindeyim.
ÇEVREMİZ HEP ISINIYOR: Çevremiz de hep ısınıyor. Biz de onları hep soğutalım diye uğraşıyoruz. Bizim bütün arzumuz da bu meselelerin diyalogla, diplomasiyle çözümüne katkıda bulunmak Türkiye olarak. Türkiye’nin bu gücü, kapasitesi var.
‘GİZLİ AJANDA YOK’
(Amerika, Irak’tan çekilince bölge İran’a mı kayıyor?) Tabii ki bölgenin bazı gerçekleri var. Ama bu gerçekleri bir çatışma unsuru, bir çatışma merkezi haline getirmek için uğraşan, içeride maalesef bilgisiz, sorumsuzlar olduğu gibi dışarıdan da teşvikler olabilir. Onun için çok büyük bir sorumluluk duygusu içinde hareket etmek gerekir. Türkiye onu yapıyor. Türkiye’nin hiçbir gizli ajandası yok. Türkiye’nin tek ajandası şu: Irak’ta da Suriye’de de istikrar ve huzur olsun. Bütün Iraklılar ve Suriyeliler mutlu olsun...
ARAP BAKAN CUMHURBAŞKANI GÜL'E DİZİNİN SONUNU SORDU
Cumhurbaşkanı Gül, BAE’de dünyanın en pahalı otelleri arasında gösterilen Emirates Palace’ta ağırlandı. Gül, ziyaretinin ilk gününde Müşrif Sarayı’nda BAE Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayed El Nahyan ile bir araya geldi. Şeyh Halife, Türkiye’yle ilişkilere büyük önem verdiklerini belirtirken, Gül, iki ülke ilişkilerinin ulaştığı seviyeden memnuniyet duyduğunu vurguladı. Gül, BAE’nin kurucusu, 2004’te vefat eden eski Devlet Başkanı Şeyh Zayed bin Sultan El Nahyan’ın anıt mezarını ziyaret etti ve Zayed Üniversitesi ile dünyanın ilk ekolojik kenti olarak inşa edilen Masdar şehrini de gezdi. Gül, görüşmeleri sırasında ilginç taleplerle karşılaştı. Gül, BAE Ekonomi Bakanı’nın Türk dizileriyle ilgili “Şu dizilerin sonlarını bana söyleseniz de hanımı televizyonun karşısından kurtarsak” dediğini aktardı.