Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güvenlik "Çürümeyeceğini hesap edemediler"

        HABERTURK.COM

        8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın canlı yayın konuğu oldu. Babasının ölümüyle ilgili iddialarını yineleyen Özal, bazı güçlerin babasının cesedinin çürümeyeceğini hesap edemediklerini öne sürdü.

        Özal'ın Fatih Altaylı'nın sorularına verdiği yanıtlarında öne çıkan başlıkları şöyle:

        SAÇ TELLERİNİ BU HAFTA VERECEĞİM

        Adli Tıp'ın raporunda kalpten ölmediği kesinleşti. Daha önce ölüm raporuyla defin raporu farklıydı. Ölüm raporu kalp krizi, defin raporu kalp yetmezliği diyor. O tarihlerde otopsi yapılmadığı belki de iyi oldu. Devlet Denetleme Kurulu kan testlerini bulamadı. DDK raporu kesinlikle feth-i kabir ve otopsi yapılması lazımdı dedi ve yapıldı. Adli Tıp raporu hala açıklanmadı. Kendilerine sorduğumuzda 'tamamlanmadı' diyorlar. Benim meselem şu. 1993 yılının çok kötü bir yıl olduğunu herkes biliyor. Ben geçen sayın Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Rahmetli Uğur Mumcu zaman aşımına uğradı. Bu tür olaylarda zaman aşımı olmaması gerekir. Parti genel başkanlarına ricam budur. Siyasetçilerden birisi kalkıp da 'şu zaman aşımına bir göz atalım' demiyor maalesef. Bugün Türkiye'de 90 ile 95 arasındaki olayları çözemezsek Kürt meselesini çözemeyiz. Ben partilerin genel başkanlarından 90-95 arasında Meclis'te kapalı bir oturum yapmaları talebinde bulunacağım. Bu ülkede en iyi yaptığım iş 1993 yılına dikkat çekmeyi başardım. Annemde babama ait bir iki tane hatıra olarak sakladığı saç telleri var. Ben bu saç tellerini savcıya tutanakla teslim edeceğim.

        ÇÜRÜMEYECEĞİNİ HESAP EDEMEDİLER

        Yıllar önce bu telleri verseydik, bulunmama ihtimali yüksekti 'zehir yok' diye mesele kapanırdı. 1988'de Turgut Özal'a kurşun atanlar var. Bununla ilgili bir dava açıldı mı, soruşturma yapıldı mı? 88'de rahmetli babamın suikast olayı bir gün inşallah incelecektir. Bu olayla rahmetli Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili bir bağlantı kurulacaktır. Bir ceset 5 yılda çürür. Bunu yapanlar 19 yıl sonra cesedin çürümeyeceğini hesap etemediler. Bana göre bu bir mucizeydi. 'Türkiye Cumhuriyeti devleti Cumhurbaşkanını koruyamadı, perişan oluruz' gibi bir tereddütleri olabilir. ABD Başkanı'na da suikast yapıldı. Babam cumhurbaşkanı iken benimle özel bir şey konuşacakken benim yanıma yaklaşıp, teybin sesini açar ve kulağıma konuşurdu. Böyle bir ülkede yaşadık biz. Ben sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'e 'Bunu gizlemeye kalkarsak çok zor durumda kalırız' dedim. Kendisi de 'Ne varsa ortaya çıkacaktır, merak etmeyin' dedi. Babam vefat ettiği gün ben yurtdışındaydım. Annem o günlerde otopsiye değil de mumyalamaya karşı çıkmış. O zamanlar ailenin görevinden ziyade adaletin görevi olmalıydı bu. Savcıların otopsi yaptırmaları lazımdı. Bana göre savcı görevini yapmamıştır. Bu resim Milliyet Gazetesi 18 Nisan 1993 Pazar günü yayınlandı. Bu resmin kaynağı Milliyet'tir. Milliyet 19 sene sonra bu fotoğrafı tekzip etti. Biz basının yaptığı haberlere güvenmeyeceksek kime güveneceğiz?

        ATATÜRK'ÜN O SÖZÜNÜ HATIRATMIŞTI

        Babam 17 Mayıs'ta vefat etmeseydi, 1 ay sonra istifa ediyordu. Yusuf Amcama parti kurdurmuştu adı Yeni Parti'ydi. O partinin başına geçecekti. Bu bir sebeptir. Döndüğü zaman yapmak istediği şeyler vardı. Aşkabat'ta onu son gördüğümde bana 'Ahmet Türkiye'ye döneceğim, çok büyük risk alacağım ve Kürt meselesini çözeceğim' dedi. Buna çok kararlıydı. Kürt meselesiyle ilgili ciddi aşamalar kaydettiğini biliyorum. Bu mesele çözülme noktasına gelmişti. Babam Orta Asya'ya ağırlık vermişti. O bölgedeki Türk cumhuriyetle siyasi ve ekonomik entegrasyona girmek istiyordu. O zamanlar büyük laflar ediyordu. "21. asır Türk asrı olacaktır", "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" diyordu. Bu laflar bazılarını rahatsız edecek laflardı. Babam bana Atatürk'ün lafını hatırlatmıştı. 'Atatürk bir gün soydaşlarımızla beraber olacağız' demişti. Öngörülü Atatürk bunları görmüştü. Babam hep bu sözü hatırlatırdı.

        İKİ YÜZDEN ZEHİRLEMİŞ OLABİLİRLER

        1988'deki suikast olayında vurulduğu anı videoda belki 100 kez seyretti. Hepsini de çözmüştü. Kim kime ne para vermiş? Kimler varmış? Hepsini öğrendi. Bu dökümanların hepsi ortaya çıktı. Bana dedi ki, 'Bugün ben bunu açıklarsam herşey çok karışır ve Türkiye'nin kalkınması tehlikeye girer. Türkiye'nin kalkınması bana yapılan suikastten daha önemlidir'. Bütün o dosyalar şu anda duruyor. Salonda sadece Kartal Demirağ yoktu. Silahlı iki kişi daha vardı. Onları görenler var. Savcılık onları çağırıp da ifadesini almadı. O meselede ağırlıkla kaçakçılık olayı vardı. O dönem kaçakçılık sona erdi ve rahmetliye düşmanlık başladı. Babamın ölümüyle ilgili Kürt meselesi, Orta Asya Türk birliğini kurmak önemli bir rol oynamıştır. Babam her fikrin tartışılmasından yanaydı. 'Federasyonu bile tartışmalıyız' derken şunları söyledi bana "Fikirler pazar yeri gibidir. İnsanlar oraya giderler beğendiklerini alırlar, beğenmediklerini almazlar" Babam federasyonu da tartıştıktan sonra Güneydoğu için işe yaramaz bir model olduğunun ortaya çıkacağına inanıyordu.

        BU İŞ BANA BABAMDAN MİRAS KALDI

        Ben bu devlet için canını vermiş bir insanın üzerinden ben bu devletten 5 kuruş para alamam, ailemden hiç kimse yapmaz bunu. Benim hedefim, sadece babamın meselesi değil, bunun arkasından çorap söküğü gibi diğer olayların geleceğini düşünüyorum. Bu karanlık dönemin aydınlanması lazım, bütün derdim bu. Ben 19 senedir tehditler almışım, bir sürü sıkıntılar yaşamışım. En azından failleri ortaya çıkarabilmek benim hakkım. O ne kadar Türkiye'nin cumhurbaşkanı ise benim de babam. Gandi'nin bir meşhur lafı vardır: "Önce seni görmezden gelirler, sonra senle alay ederler, sonra seninle savaşırlar, ondan sonra sen kazanırsın" Benim bir evlat olarak bu benim babama borcumdur. Ölüm hak miras haktır. Babamdan bana miras olarak bu olayı aydınlatmak kaldı. Ben eminim ki, bundan sonra Eşref Bitlis olayının üzerine de gidelecek, Madımak'ın üzerine de gidilecek.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ