HABERTURK.COM

Aşılar her yıl milyonlarca kişinin hayatını kurtarıyor. Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi tarafından yayınlanan 20. yüzyılda halk sağlığı alanında gerçekleşmiş en önemli 10 başarı listesinde birinci sırada aşılama geliyor.

"13 TANE HASTALIĞI AŞILAR SAYESİNDE UNUTTUK"

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilda Çerçi Özkan, "Aşı programlarının yaygın şekilde uygulanmasıyla, son 30 yılda aşıyla önlenebilen hastalıklardan kaynaklanan ölümlerde dramatik azalma meydana geldi. Daha önce birçok çocuğun hastalanmasına, sakatlanmasına, ölmesine neden olan 13 tane hastalığı aşılar sayesinde neredeyse unuttuk (difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci, Hepatit A, Hepatit B, hib menenjiti, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği, pnömokok menenjiti ve zatüresi, rota virus). Çiçek hastalığı ise aşı sayesinde yeryüzünden silindiği için artık aşısı bile yapılmıyor" dedi.

AŞI TÜM TOPLUMU KORUYOR

Uzm. Dr. Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde aşılar konusunda hızlı gelişmeler yaşanmakta ve yeni aşılar çocuklarda ve erişkinlerde kullanılmak üzere topluma sunulmaktadır. Aşılar, öldürülmüş veya tamamen zayıflatılmış mikropların vücudumuzda enfeksiyonu taklit ederek bağışıklık oluşmasına yardımcı olur. Bu hastalığı taklit eden durum gerçek bir enfeksiyon değildir. Ateş gibi bazı hafif semptomlar gözlenebilir. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında bağışıklık sistemi mikrobu tanır ve ölümcül hastalık tablosu engellenmiş olur.

Bir virüsün herhangi bir toplulukta yayılmasını önlemek için aşılama oranının yüzde 95 civarında olması gerekir. Aşılar sadece aşılanan kişiyi değil, bulaşıcı hastalıkların topluma yayılmasını engellediği için, aynı zamanda erişkinleri yani tüm toplumu da korumuş olur."

HER YIL 1,5 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUK AŞI İLE KORUNABİLECEĞİ HASTALIKLARDAN HAYATINI KAYBEDİYOR

Uzm. Dr. Özkan, "Aşılar kullanıma sunulmadan önce başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere birçok bilimsel kuruluş tarafından değerlendirilir. Bilimsel araştırmaları takiben yeni geliştirilen aşılarla önce hayvan deneyleri yapılır, sonra gönüllü erişkinlerde aşıların güvenlik ve etkinliği denenir. Aşının geniş bir toplulukta önerilen doz ve uygulamasının kısa ve uzun dönem etkileri en az 5 yıl izlenir. Bu fazın sonunda aşıya lisans verilir ve toplumda kullanıma sunulur. Günümüzde yeni teknolojilerle çok daha saflaştırılmış aşılar kullanılıyor, uygulanan aşıların içerisindeki etken madde sayısı da azalmış durumda. 2010 yılından bu yana 113 ülkenin aşı programına yeni aşılar eklendi. Ne yazık ki bütün bu kazanımlara rağmen hastalığı yok etmenin hedefleri planlananın gerisinde kalmakta. Her yıl 1,5 milyondan fazla çocuk, aşı ile korunabileceği hastalıklardan hayatını kaybediyor. Hastalığa yakalanan çocukların çoğu fakir ülkelerde, savaş ve çatışmalardan etkilenen bölgelerde yaşamakta. Dünyada hala 20 milyon aşısı eksik çocuk mevcut. Son yıllarda bile kızamık, difteri gibi aşıyla önlenebilen hastalıkların salgınlarına rastlanmakta.

Bazen ebeveynlerde çocuklarına aynı anda birkaç enjeksiyonun yapılması ve bebeklik döneminde çok sayıda aşının önerilmesi endişe yaratabiliyor. Ancak bu durum bebeğin bağışıklık sistemi için bir yük oluşturmaz. Sağlıklı bir bebeğin bağışıklık sistemi onlarca aşıya aynı anda cevap verebilecek kapasitededir. Aşıların da ilaçlar gibi yan etkileri olabilir, ancak aşı yan etkileri genellikle hafif ateş, aşı yerinde kızarıklık, şişlik gibi önemsiz yan etkilerdir. En fazla birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Alerjik reaksiyonlar gibi ciddi yan etkiler çok nadiren ortaya çıkar ve aşının yapıldığı ortamda bu duruma müdahale konusunda gerekli ekipman her zaman hazır bulundurulur" diye konuştu. 

KIZAMIK VAKALARI SON 10 YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ÇIKARAK REKOR DÜZEYE ULAŞTI 

Aşılar sayesinde birçok hastalığın ortadan kalktığını ya da çok seyrek görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Hilda Çerçi Özkan, "Hastalıkların giderek görülmez olması bu hastalıkların aşılarının yapılmasıyla ilgili tartışmaları ön plana çıkartmış ve aşılanma oranları düşünce tekrar salgınlar görülmeye başlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2018’de Avrupa’da görülen kızamık vakaları son 10 yılın en yüksek seviyesine çıkarak rekor düzeye ulaştı. 2018 yılında Avrupa bölgesinde 82.600 kızamık vakası görüldü ve bunların 72'si ölümle sonuçlandı.

1960 yılından bu yana tüm dünyada kızamık aşısı başarıyla uygulandığı halde, son yıllarda giderek artan aşı karşıtlığı nedeniyle hastalık sıklığında artışlar görülmektedir. 1998’de Avrupa'da kızamık vakalarının artmasına yol açan kızamık aşısının otizme neden olduğunu öne süren Wakefield ve arkadaşları tarafından yapılan ve Lancet'te yayımlanan araştırma, birçok eksiklerinin olması ve verilerinin çarpıtılmış olmasının anlaşılması nedeniyle daha sonra yayından çekilmiştir. Sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda, aşıların otizme yol açtığı savı bilimsel olarak kesin bir biçimde reddedilmiştir. Kızamık aşısı ile otizm arasında bir ilişkinin olmadığını açık şekilde ortaya koyan birçok çalışma yapılmıştır. Ancak ne yazık ki hala ülkemizde bile bu makale temel alınarak tartışmalar yürütülmekte, bilimsel dayanağı olmadığı defalarca ispatlanan bu iddia, aşı karşıtları tarafından hala kullanılmaya devam edilmektedir. Çocukların aşılanma ve sağlıklı olma hakkı elinden alınmaktadır" dedi. 

"AŞILARIN AŞI TAKVİMİNE UYGUN OLARAK EKSİKSİZ VE ZAMANINDA YAPILMASINI SAĞLAMAK HER EBEVEYNİN GÖREVİ"

Uzun yıllardan beri çeşitli enfeksiyon hastalıklarıyla mücadelede en önemli silah olan aşıların yerinin inkar edilemez bir gerçek olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Özkan,  "Çocuklarımızın ve toplumun sağlığını riske atmamak adına bilimsel ve güvenilir kaynaklardan bilgilendirmeleri takip ederek, doktorlara ve hemşirelere ilgili soruları çekinmeden yönelterek, çocuklarının tüm aşılarının aşı takvimine uygun olarak eksiksiz ve zamanında yapılmasını sağlamak her ebeveynin görevi olmalıdır" açıklamasında bulundu.