Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Yargı İBB ‘yolsuzluk’ davası 9'uncu gün! Savunmalar devam ediyor - Son dakika | Son dakika haberleri

        İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 105'i tutuklu 402 sanık 9'uncu duruşmada hakim karşısına çıkacak. Dün savunmasını tamamlayan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü, tutuklu sanık Ali Sukas'ın avukatları savunmaya devam edecek.

        İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 7’si firari 5’i müşteki-sanık olmak üzere toplam 407 sanık hakkında açılan davanın dokuzuncu günü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki 1 No’lu duruşma salonunda görülen davanın dokuzuncu günü tutuklu sanık Altan Ertürk’ün savunmasıyla başlayacak. Ardından çapraz sorgu ve avukatlarının savunmasının tamamlanmasıyla savunma listesinin 12. sırasında yer alan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın dinlenmesi bekleniyor.

        REKLAM

        5 MİLLETVEKİLİ DURUŞMAYA ALINMADI

        Savunmalara geçilmeden önce sanık avukatlarından Kaptan Yılmaz söz alarak, “Duruşmaya başlamadan önce bir hususu izah etmek isterim. Binaya girişte alınan güvenlik önlemlerinde 5 milletvekilinin isminin, sizin şifahi talimatınızla içeri alınmaması yönünde bir talimatınız olduğu söylenerek alınmıyormuş. Duruşmanın aleniyeti ilkesi gereği duruşma salonuna girebilmeleri lazım. Böyle bir talimatınız var mı? Bu sorunu çözmenizi de rica ediyoruz.” dedi.

        Bunun üzerine mahkeme başkanı Selçuk Aylan, “Biz daha önce tedbir kapsamında müzekkere yazmıştık. Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’na. Tedbirin şartlarını ayarlıyorlar. Başsavcılığın takdirinde uygulama, onlara bıraktık biz. Avukat hanım buyurun, devam ederiz.” diye cevap verdi.

        RESUL EMRAH ŞAHAN HAKİM KARŞISINDA

        Görevden uzaklaştırılan tutuklu sanık Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunması başladı. Kimlik tespitinde aylık gelirine ‘kayyumdan önce 150 bin liraydı’ dedi. Savunmasının başında herkesin bayramını kutlayan Resul Emrah Şahan, 1 yıllık tutukluluğunun ardından ilk kez sanık kürsüsünde olduğunu belirterek, “12 metrekarelik hücremde; yüzlerce mektup, binlerce mesaj… Yarınlara ilişkin samimiyetle söyleyeyim, umudumuz oldu. Kendisini hiç tanımam, hiç bilmem; "Bu hikaye böyle bitmeyecek. Sizler bu ülkenin geleceği için oradasınız. Millet sizinle, dayanın oğlum" diye mektup yazan, Erzurum'dan mektup yazan Hanife teyzenin direnciyle karşınızdayım. Tam 1 senedir, tam 1 senedir ya...”

        REKLAM

        “DEVLETİMİN YARGISINDAN BEKLENTİM; AKIL VE VİCDANLA KARAR VERMESİDİR”

        “Önümüze konan kağıtlar, sorgular bana "suçlusun" diyor. Dönüyorum diyorum ki "Neyle suçlusun?". "Bilmiyorum, suçlusun, ispat et." diyor. Tam da bu boşluğa karşı savunma yapıyoruz. Tam bu boşluğa karşı! Düşmanca davranan bir yapının kurguladığı oyuna, hep birlikte zorlanıyoruz. Hep birlikte. Ama başlamadan şunu söylüyorum: Burada onlarca evladı, anneyi, babayı, aileyi ayrı ayrı düşüren, gözyaşı döktüren, suçsuz yere bizi evlatlarımızdan ayrı düşüren, herkes, uzak tutan herkes, bu divanda değilse, milletin vicdanında ama en önemlisi ulu divanda hesap verecektir. 5,5 yaşındaki kızımdan beni ayrı koyan her kul, aklına bunu koysun. Fakat aklı olanın imanıdır. Doğruyu yanlıştan ayırmak, akıl kadar, vicdan işidir. Benim devletimin mahkemelerinden beklentim tam da budur işte. Doğruyu yanlıştan ayıran bir akıl ve vicdanla karar vermesidir.”

        “BU TUTUKLAMA YÖNTEMİ İNCİTİCİ VE ONUR KIRICIDIR”

        Mahkeme heyetine kendi açısından sürecin nasıl başladığını anlatacağını söyleyen Şahan, “Terör örgütüne yardım suçlamasıyla gözaltına alındım. PKK'ya yardım suçlamasıyla gözaltına alındım. Şişli'nin seçilmiş belediye başkanı, on bir aylık belediye başkanı olarak maruz kaldığım bu gözaltı ve bu tutuklama yöntemi ne akla ne vicdana ne de hukuka sığar. Sadece ben değil; İstanbul'un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, bürokrat arkadaşlarımız, tüm belediye başkanı arkadaşlarım ve devlet koltuğunda oturan tüm bürokratlar için bu yöntem, incitici ve onur kırıcıdır. Devlet adabından beklenen bu değildir. Bakın Sayın Başkan;ben bürokrat kökenli bir belediye başkanıyım. Bunun önemini Şişli Belediye Başkanıyken daha da net gördüm, hissettim, tecrübe ettim. Kurumların, bürokrasinin birbiriyle olan diyalogu, devlet koltuğundaki insanların kişilerden bağımsız olarak birbiriyle olan diyaloğu esastır.”

        “GÖZALTINA ALINMADAN 1 GÜN ÖNCE SAVCILIKLA ADLİYENİN İDARİ BİNA İHTİYACINI GÖRÜŞTÜK”

        Şişli Belediyesi ile Çağlayan Adliyesi’nin komşu kurumlar olduğunu söyleyen Şahan, “Birbirinin külüne muhtaçtır. Yani o kadar simgesel bir örnek vereyim ki: Mesela Çağlayan Adliyesi'nin olduğu parsel aslında Şişli Belediyesi'nindir. Zamanında o parseli hazineye belediye vermiştir. Benim başkanlık dönemimde de bu diyaloglar devam etti. Adliyeyle, savcılık makamlarıyla pek çok konuyu konuşuyoruz; lojistik ihtiyaçları bir tarafa koyuyorum. Tabii ki iki kurumun kendi arasındaki birtakım ihtiyaçları oluyordu, bunları karşılıyorduk. Adliyenin İstanbul'daki önemli bir idari bina eksikliğine ilişkin Şişli Belediyesi'nde çalışmalar yapmaya başlamıştık, vesaire konuşurduk.Sayın Başkanım, daha 1 gün önce, 18 Mart günü,savcılıkla ben bunları konuştum. Benimle konuşuyorlar bunları. Çağırsalar gelirdim; 1 kilometre uzaktayız. Çağırsalar hepimiz giderdik. Sabahın kör saatinde, 5 buçuk yaşındaki kızımın, karımın önünden beni almak; oturduğumuz koltuğa, daha 1 gün önce birbiriyle diyalogda olan bu norma saygısızlıktır. Bu normu görmezden gelmektir. Benim bildiğim devlet bu değil Sayın Başkanım. Benim bildiğim, çocuğuma benimsetmek istediğim devlet ana, devlet baba bu değil.”

        "DEVLETLE TOPLUM ARASINDAKİ GÜVEN BAĞINA BALTA VURULMUŞTUR"

        Küçük kızının operasyondan sonra kapıya astığı yazıdan bahseden Resul Emrah Şahan, “Bu eve polisler giremez yazıp, kapıya astı. Bu hepimize ders niteliğindedir. Bugün devlet koltuğunda oturan herkese ders niteliğindedir. Devlet bu topraklarda ‘ana, baba’ diye adlandırılır. Devlet ana, öyle içi boş bir kavrama benzetme değildir; toplumun 7'den 77'ye tüm siyasal ve toplumsal kesimleriyle kendini güvende hissettiği, hakkının korunduğunu bildiği bir şefkat elidir devlet. 19 Mart sabahı bu hikâyenin benim elimden, ailemin gözü önünde zedelenen hikâyenin başladığı yer burasıdır. 19 Mart sabahı, bu hikâyede devletle toplum arasındaki güven bağına balta vurulmuştur. Devlet normu yok sayılmıştır. Hikâye böyle başlamıştır.”

        “ŞİŞLİ’DEKİ 10 KİŞİ’DEN 7’SİNİN OYUNU ALDIM”

        Şişli’nin en çok oy alan Belediye Başkanı olduğunu söyleyen Resul Emrah Şahan, “Benim tutukluluğum, ailem, kişisel olarak yaşadığım şey bir kenarda. Burada esas hikâye Şişli'nin iradesidir. Bakın; ben Şişli'de her 10 seçmenden neredeyse yaklaşık 7'sinin oyunu almış bir belediye başkanıyım. Şişli tarihinin en yüksek oyuyla belediye başkanı seçilmiş kişiyim. Hakikat şudur ki; bu tutuklama bana oy veren ya da vermeyen yurttaşların anayasal hakkına müdahaledir.” dedi.

        “ŞİŞLİ’NİN YÜZDE 80’İ SUÇLU OLDUĞUMA İNANMIYOR”

        19 Mart sonrası Türkiye'de yaşanan tutuklamalara, operasyonlara ilişkin “Siyasi olduğuna dair yurttaşın çok güçlü bir inancı var; duyuyoruz bunu. %60'lar, %65'ler bir şeyle konuşuluyor. Hiç uzağa gitmeyelim; daha geçen hafta Şişli'de yapılan bilimsel bir çalışma raporlarını size sunacağım. Daha geçen hafta yaptırdık, 1.060 örnekle yapılan bir çalışma... Bakın Şişli halkının %72'si bu davaya "siyasi" diyor. İçinde AK Partilisi var, MHP'lisi var; bütün partililer var. Şişli halkının %80'i diyor ki: "Resul Emrah Şahan’ın suçlu olduğuna inanmıyorum.' İnanmıyoruz. %85'i 'tutuklu yargılamaya karşıyım' diyor. Ama en kötüsü ne biliyor musunuz? Bırakın bunları, şu aşağıdaki oran çok acı. Serbest bir soru soruyorlar, diyorlar ki: "19 Mart operasyonu sizde hangi duyguyu yarattı? '%92; üzüntü, şaşkınlık, öfke ve korku. Seçeneksiz soru bu. Yani anlamanız açısından söylüyorum; millet zaten gelecek kaygısı içerisinde, millet bir şeyle uğraşıyor. 19 Mart sonrası tüm Şişli'yi koyduğunuz hale bakın.”

        “SAYIN BAŞKAN BATI İLLERİNDEKİ KÜRTLER KİM? BELKİ SİZ, BELKİ YSK ARKADAŞINIZ”

        "Ben 1 senedir neden tutukluyum?" diyen Resul Emrah Şahan, “Bakın ben 19 Mart günü kent uzlaşısı davasından tutuklandım. 1 yıl önce esas tutuklama nedeni kent uzlaşısıydı. Bunun altını çizmek isterim. Yani gerekçe Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye İttifakı siyaseti. Ben siyasetçi olarak ve belediye başkanı olarak partimle beraber batıdaki illerde, batı illerindeki Kürtlerin mecliste temsil edilmesinin savunucusu olduğum için tutuklanıyorum. Bize isnat edilen suç buydu... Batı illerindeki Kürtlerin meclisteki temsiliyetiymiş. Sayın Başkan, batı illerindeki Kürtler kim? Belki siz, belki YSK arkadaşlarınız, belki katip arkadaşlarınız, salondaki arkadaşlarınız... Komşumuz, kardeşimiz, çalışma arkadaşımız. Bu şehirde aynı derdi, bu ülkede aynı derdi, aynı hüznü, sevinci yaşadığımız kardeşimiz. Ben bu siyasetin arkasındayım, gözümü kırpmadan arkasındayım.”

        “NİYE ÇIKMAMI İSTEMİYORLAR?”

        2026 şubat ayında kent uzlaşısından yapılan tutukluluk incelemesinde 5 dakikada tahliye aldığını söyleyen Şahan, “5 dakikada. Yani 400 kişinin 4000 sayfalık iddianamesini yazanlar, 5 kişinin iddianamesini 1 yıl oldu yazamazlar. 1 yıl oldu yazamazlar. Yani şimdi yedek tutuklama olduğunu bırakın yargı makamı ispatlasın desem ancak böyle ispat olur. Uzlaşıdan tahliye olmama karar verilmiştir. İBB dosyası tutuklu kalmam için bir önlem almak gerekiyordu. Özetliyorum: 19 Mart'ta kent uzlaşısından tutuklandım. Temmuzda Ahmet Hoca tahliye oldu. Kent uzlaşısından ağustosta etkin pişmanlar birden devreye girdi. Eylülde İBB dosyasına eklendim. Şubat ayında uzlaşıdan tahliye aldım, iddianamesi çıkmamış bir şekilde martta karşınızdayım. Bakın başından beri hukuki sürecin siyasi süreçle iç içe olduğu, içinde bulunduğumuz şu andaki süreçte ülkede bu işlerin siyasi olduğunun en güzel özetidir, kronolojik özetidir ya. Kent uzlaşısından tahliye aldım, süreç komisyonu 1 hafta sonra rapor açıkladı. Süreç komisyonunun raporunun çıktığı gün Türkiye'de kent uzlaşısından bir kişi kalmadı. Meclis üyeleri de o gün tahliye edildi. Olması gereken budur. Olması gereken demokrasi, hukuk, toplumsal barıştır; ama yargılamaların, bu davaların siyasi olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ama Emrah çıkmamalıydı. Yedek tutuklama bugün için alındı. İşte bu yüzden ikinci tutukluluğum da bu davalar da siyasidir. Sayın Başkan, peki ben 11 ay boyunca tutuklanmadan önce neler yapmıştım? Niye benim çıkmamı istemiyorlar? Neden Emrah neden belediye başkanı olmasın? Anlatayım. Biz Şişli'de kimlikler, kutuplaşmalar üzerinden değil; hizmet üzerinden, çoğulcu demokrasiyi esas alarak çalıştık. Müşterek hikaye kurma çabasındayız. Sokaklarımızda, yaşadığımız kentte 'biz' olabilme derdiyle yaptık ya. Kutuplaşmadan insanlar yorgun düşmüş, zorluklarla mücadele ediyor. Gerçek konuları var, gerçek sorunları var. Bunun için varız. 11 aylık belediye başkanlığı boyunca 150'ye yakın proje hayata geçirdik. 150'ye yakın. Çocuğun, kadının, yoksulun, emeklinin yanında olduk.” dedi.

        “ŞİŞLİ’NİN TAPULARI BİR GECEDE İPTAL EDİLDİ”

        Belediye kurumunun güçlenmesi için belediyenin ‘öz mülkü’ olması amacıyla çalışmalar yaptığını anlatan Şahan, “11 ayda belediyeye tam otuz altı tane mülk kazandırdık. Bu konu çok önemli bir konu. Bu konuya hiç değinmedim. Türkiye'de ilk defa bu konu... 11 ayda 36 tane mülk yaratarak Şişli Belediyesi'ne yaklaşık 46 milyar TL'lik, yani 1 milyar doların üzerinde mülk kazandırdık. Biz buna ihdas dedik. Boş alanları çalışırsınız, kamunun hakkıdır bu ve o tapuları kamuya kazandırırsınız. İlmek ilmek, oya gibi kendi çalıştığım teknik arkadaşlarla oturduk, çalıştık. Bakanlığa gönderdik, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayladı. Bunlar gerçek tapular. Yani fotobloktaki tapu değil, gerçek. Şimdi ne oldu biliyor musunuz Başkanım? Cumhuriyet tarihinde bir ilktir, iddia ediyorum. Şişli Belediyesi’nin bu tapuları bir gecede elektronik sistemden iptal edildi. Sayın Murat Kurum'la bunları konuştum. Yazılarımı gösterdim. Teknik olarak hatalı olduğunu da kabul etmedi, teknik olarak doğruladı bizi. Onu da söyleyeyim. Ama 'Yok' dediler. 'Bir dakika, Şişli'ye bir mülk verilmez.' Olur mu ya? Kamuoyunun malıydı, Şişli'nin helal malıydı. Daha kötüsü ne oldu? Şişli Belediyesi'nin bu işleminden sonra Bakanlık, ilçe belediyelerinin böyle bir kaynak yaratmaması için hemen bir yasa çıkardı.”

        “TAŞYAPIYA NEDEN İZİN VERMEDİĞİNİ ANLATTI”

        Taşyapı inşaata neden izin vermediğini anlatan Resul Emrah Şahan, Şişli'nin göbeğine yapılmak istenen 24 dönümlük bir araziye 72 katlı gökdelenin planına karşı çıkarak bir basın toplantısı yaptım. Dedim ki buna ihtiyacımız yok bizim. Bizim buna ihtiyacımız var." dedi.

        “‘ŞİŞLİ’NİN NEFESİ KALMADI OLMAZ’ DEDİK”

        “Şişli'de kişi başına düşen yeşil alan 1,2 metrekare mezarlıklarla dâhil. Mezarlıklar hariç 0,7 metrekare. Bunu savundum. Olmaz dedik, yapmayın. Olmaz dedik, Şişli'nin nefesi kalmadı, İstanbul'un nefesi kalmadı, bunu yapmayın. 1 milyon metrekare, 1 milyon metrekare inşaat. Bulunduğu mahalledeki tüm apartmanları, evleri toplayın 950 bin metrekare. Etrafındaki binalar 5 kat, 6 kat, 4 kat, depreme dayanıksız yapılar. Bunu yapmak istediler, olmaz dedik.” dedi

        “MÜTEAHHİT BANA VAMPİR DEDİ”

        Taşyapı’nın sahibinin kendisine hakaret ettiğini söyleyen Şahan, “Sayın Savcılık, bu inşaat şirketinin patronunun ifadelerini aldı hakkımızda, bana sövdü. Ben 12'de tutuklanırken bu ifadelerle tutuklandım. Bana ‘vampir’ dedi Başkanım, vampir dedi. Bize ‘çete’ dedi. 1 milyon metrekare. Derdim müteahhit değil benim, derdim müteahhit değil. Müteahhit buraya 2 milyon metrekare de yapar. Derdim bunu yaratanla…” ifadelerini kullandı.

        “VALİ İLE GÖRÜŞTÜK”

        Sayıştaydan gelen müfettişler tarafından denetlendiğini söyleyen Resul Emrah Şahan, “Ben çok yoğun bir soruşturma baskısıyla başladım belediye başkanlığına, hemen. Sayın Vali orada, inşallah yanılmaz. Valla kaç kere çağırdı beni. "Ne olacak Şişli'de her yerde gökdelen var, burada da bir gökdelen olsun" dedi. "Sıkıntı çıkacak" dedi. Yapmadık başkanım. Samimiyetle söylüyorum durmam gereken yerde durduk. Şimdi Sayın Başkan, benden beklenen, ya bugün karşınızda bu gökdelenin temsil ettiği anlayışla ortaklaşmadığım için yargılanıyorum.” şeklinde konuştu.

        “ARİF SAĞLARLA MUHLİS AKARSULARLA BÜYÜDÜM”

        Ankara'da, devletle ve siyasetle iç içe olan bir ailede, sanatın içinde büyüdüğünü söyleyen Resul Emrah Şahan, “SHP geleneği içinden gelmiş bir çocuğum. Bakanların, genel başkanların, sanatçıların gelip gittiği bir evde çocukluğum geçti. Benim şehir plancısı olmama sebep, Sayın Genel Başkanımız Murat Karayalçın'dır. Murat Karayalçın sayesinde şehir plancısı oldum. Babası sanatçı ve siyasetçi olan biri olarak; Arif Sağlarla, Muhlis Akarsularla büyüdüm. Benim çocukluğumdan aklımda tek bir şey kaldı; bu davayla ilgili verebileceğim en net mesaj budur: 'Eğer siyasette ve devlette hizmet edeceksen; servetten ve şehvetten uzak duracaksın.' Ben bunu öğrendim, böyle büyüdüm. Üniversite okumaya Mimar Sinan Üniversitesi'ne geldim. Okudum, çalıştım, mezun oldum ve İstanbul'da kalmaya karar verdim. Belediyeciliğe ise 2005 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde, rahmetli Kadir Topbaş'ın zamanında açtığı İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi'nde (İMP) Süleymaniye projesiyle başladım.“

        “3 ŞEHİR PLANCISIYDIK İKİMİZ SİLİVRİDEYİZ DİĞERİNİ SÖYLEMEYEYİM HEDEF OLMASIN”

        Şimdi, 'suç örgütü üyeliği' hatta 'özel vasıflı üyelik' diye tanımlanan kısma geçmek istiyorum. Ekrem İmamoğlu ile 2014 yılında tanıştım. Tasarımcıların, plancıların, meslek odalarının ve Türkiye'nin en saygın mimarlarının davet edildiği bir toplantıya ben de davet edilmiştim. Seçilmiş bir belediye başkanı projelerini anlatacak, vizyonunu anlatacaktı. Hatta çok garip bir anı var, anlatmak isterim: Sabah gidiyoruz, bir arabada üç şehir plancısıyız. İkisi şu an Silivri'de, üçüncüsünü söylemeyeyim o da hedef olmasın. 'Ya' dedim, 'Beylikdüzü çok uzak, ne yapacağız?' İkisini de tanımıyorum. 'Kardeşim, Beylikdüzü’nde vizyon mu olur?' diye gittim. O zaman daha konforlu bir belediyede çalışıyordum, onu da söyleyeyim.”

        “İLK CEMEVİ PROJESİ BEYLİKDÜZÜ’NDE YAPILDI”

        Çalıştığı projelerden bahseden Resul Emrah Şahan “Türkiye'nin ilk cemevi projesi yarışması yapıldı; altını çizelim, bu çok önemlidir. Bir Alevi yurttaş olarak anlatayım size: Türkiye'nin ilk cemevi proje yarışması yapıldı ve kamu kaynağıyla inşa edildi. Fatma Ana Cemevi orada duruyor. 'Vizyon 2030 Beylikdüzü' projesi çalışıldı. O dönem '2030'da uçacak mı buralar?' diye dalga geçiyorlardı. Türkiye'de ilk defa bir ilçe belediyesi 2030 vizyon projesi çalıştı. Ben bunlarda raportör ve şehir plancısı olarak çalıştım; koordinasyon süreçlerinde liyakatimle yer aldım."

        “İMAMOĞLU ALEVİ OLDUĞUMU BİLMİYORDU”

        Ekrem İmamoğlu ile çalıştığı ilk yıllardan Alevi olduğunu bilmediğini söyleyen Şahan, “Başkan benim ailemi, biraz önce anlattığım o siyasi geleneğimi hiç bilmezdi. Vallahi hiç unutmam, Allah tanıktır; benim Alevi olduğumu bile üç buçuk yıl sonra öğrendi. Ben bir Alevi yurttaş olarak buna alışkın değilim, genelde hemen sorulur. Memleketlerimiz farklıydı ama derdimiz ortaktı: Bu kent için, bu ülke için adil ve demokratik bir yaşam. Bu kadar. Konuştuğumuz yer burasıydı. İşte tam burada yolculuğumuz bir siyasi yol arkadaşlığına evrildi.“ dedi.

        “NASIL EŞ BAŞKAN DİYEBİLİYORSUNUZ?”

        En yoğun iş temposunun İstanbul Planlama Ajansı olduğunu söyleyen Resul Emrah Şahan, “Maalesef durum şudur: İPA ile o kadar yoğun ve İstanbul genelinde o kadar kapsamlı çalıştık ki, Şişli Belediye Meclis oturumlarının ancak yüzde on sekizine katılabildim. 114 meclis oturumunun sadece yirmi küsuruna katılmış birine nasıl 'eş başkan' diyebiliyorsunuz? Benden sonra 32 kat çıktı, onu da göstereyim. Ben tutuklandığımda durum böyle değildi Sayın Başkanım. Bu inşaat böyle değildi; 16 kat burada çıktı, 16 kat burada çıktı, hâlâ da devam ediyor.”

        “BENİM BÜTÜN KADROM LİYAKATLE GELDİ”

        Örgüt suçlamasını açıklayan Resul Emrah Şahan, “İmamoğlu Örgütü'nün beni, rantı yüksek olduğu için Şişli'ye yerleştirdiği ve buradan örgüte kaynak yaratarak belediye başkanlığı yaptığım suçlaması yöneltiliyor. Sayın Başkanım, benim tüm teknik kadrom liyakatle gelmiştir. Pek çoğunu daha önce tanımıyordum. Teknik kadronun yarısından fazlası AK Partili belediyelerden veya eski bakanlık bürokrasisinden gelmedir. Şuna baktık: 'Bu konuda hangi belediyede daha çok tecrübe vardır?' Emlak konusunda neresi, planlama konusunda neresi başarılıysa ona baktık. Arkadaşlar CV'lerini getirdiler, tanıştık ve öyle işe aldık. İşi gerçekten bilen insanlarla kadro kurma konusunda son derece hassasım. Çünkü ben 2014’te Beylikdüzü’nde bu liyakat sayesinde yükselmiştim. Şimdi Sayın Başkanım, bizim yol arkadaşlığımıza neden 'örgüt' adı verilmek isteniyor? Ben iddianamedeki isimlerin yarısını tanımıyorum bile” dedi.

        “ORTADA BİR DELİL VAR AMA İDDİA YOK”

        'Eylem 13' ile başlamak istediğini söyleyen Şahan, “İddianamenin toplam mantığına ilişkin garipliğe en güzel örnek budur. Niye? Benim adımın ilk geçtiği yer Eylem 13. 'Kişisel verileri başkasına verme, yayma ve ele geçirme' suçu isnat ediliyor. Sayın Başkan, bu konuda kimse benim ifademe başvurmadı. Ben 'sürpriz' iddianame geldiğinde öğrendim. Yetmiş sayfalık eylem akışında en son sayfaya girmiş; 'Emrah'ı bir şekilde ekleyelim' çabasıyla eklenmiş bir değerlendirme metni var. Hiçbir şüpheli ifadesinde, hiçbir tanık beyanında, hiçbir raporda, kolluk fezlekesinde, hatta şüpheli listesinde dahi adım yok! Ortada bir iddia var ama delil yok, tanık yok, ifade yok. Benden bu iddianın yanlış olduğunu ispatlamam bekleniyor. Tam da savunmanın başında dediğim gibi: 'Suçlusun!' Neyle?” dedi.

        “İBB HANEM’İ BURADA DUYDUM”

        İBB Hanem uygulamasını ilk defa burada duydum diyen Resul Emrah Şahan, “İBB içerisinde web sitesi ve yazılım yapan birimin daire başkanı bile 'Bu uygulama hayata geçmedi' diyor. Hayata geçmedi diyor. Ben ve arkadaşlarım hayata geçmemiş bir uygulamadan dolayı sorgulanıyor ve tutukluyuz. Arkadaşlarım İPA’ya emek vermiş, özveriyle çalışmış yol arkadaşlarımdır; sırf benimle aynı dosyada adları geçsin diye tutuklandılar. Veri işini bilmeyen sosyologlar ve şehir plancıları. Çok yazık. Çalışma arkadaşlarım talimatla bir iş yapmadı.” dedi.

        “BURASI GELİN KAYNANA PROGRAMINA DÖNDÜ”

        Yargılamada savunma yapanların ifadelerine ilişkin, “O onu demiş, bu bunu demiş, bunlara verilen cevaplarla gerçekten burası samimiyetle söylüyorum bir kadın programına dönüyor. Herkes bir şey anlatıyor, herkesin arkada canı sıkılıyor; durum adeta gelin-kaynana programına döndü. Delil yok, bir şey yok; sadece 'duydum'lar var. Biz de burada aksini ispatlamaya çalışıyoruz” dedi.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Alkollü iş yeri sahibinin tartıştığı müşteriyi öldürdüğü anlar kamerada

        ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde tartıştığı müşterisi Hasan Şimşek'i (19) tabancayla öldüren market sahibinin oğlu Hakan Kılıç ile babası Resul Kılıç tutuklandı. Cinayet anı marketin güvenlik kamerasına yansıdı.  (DHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ