Son yılların en kötü derbi maçını izledik. Oynanan oyundan çok tartışmalar gündeme damga vurdu…

Her iki takımın yöneticileri, teknik adamları maskelerinin ardına sığınarak, hakemleri öne çıkarıp eleştiriyorlar birbirlerini…

Herkes maskelerini bir kenara bırakıp gerçekle yüzleşmeli…

Önce Galatasaray 10 kişi kalan, tarihinin en kötü dönemini yaşayan neredeyse düşmemeye oynayan bir ezeli rakibi neden yenemedi?

Bunun yanıtını hakeme falan bağlamadan gerçekçi bir özeleştiri ile ortaya koyup gerçekle yüzleşsinler…

Sonra Fenerbahçe, 10 kişi kalmanın bahanesiyle bir puana takla atmanın neresi başarı diye sorsun kendilerine…

Ersun Yanal ile Fatih Terim 90 dakikalık maçta topun oyunda kalma süresinin 54 dakika olduğunun farkında mı?

İki teknik adam, oyuna müdahale konusunda sınıfta kaldılar. Korkak bir oyun, beceriksiz bir taktisyenlik.

20 yıldır Kadıköy'de alınamayan galibiyetin sendromu Sarı-Kırmızılıları daha ne kadar etkileyecek? Terim, bir başka takım 10 kişi kalsa neler yapardı acaba?

Ersun Yanal, geldiği günden bu yana farkını gösterebildi mi? 'İşte Fenerbahçe' diyebileceğimiz bir dokunuş gören var mı?

Bir sezondur oynamayan Alper’i kurtarıcı görmek nasıl bir düşüncedir? Ayew gibi hızlı ve hazır bir adamı neden tercih etmediğini bir açıklasa da öğrensek…

Hakemin çok kötü bir yönetim gösterdiği ortada. Biraz cesaretli olsa, Mehmet Topal da Belhanda da kırmızı kartla oyun dışı kalırdı. Fenerbahçe’nin golündeki faulü göremedi belki, ya görmediği penaltılara ne demeli? M.Topal’ın Diagne’ye, Donk’un Skrtel’e, Muslera’nın Skrtel’e yaptıkları penaltı değil miydi?

Yani anlayacağınız hakem Ali Palabıyık 3 penaltı, 2 kırmızı kartı atladı.

Can Bartu’nun anısına hiç yakışmayan bir maç ve sonrası yaşandı Pazar akşamı.

Teknik adamlar kendilerini kurtarmak için açıklamalar yaptı. Fatih Terim, şampiyonluğu kaybetme korkusu yaşıyor. Ya Ersun Yanal’a ne demeli? Taraftara artık güven verme gibi bir şansı kalmadı. Son 6 maçını iyi değerlendirmek zorunda. Gelecek sezon görev almak gibi bir niyeti varsa şayet. Gerçi şansı şimdilik yüzde 50. Bunu kendisi de biliyor…

Bir derbi daha geride kaldı. Futboldan çok başka şeyler konuşuldu. Maçı izleyen taraftarlar bir gün önce oynanan Beşiktaş-Başakşehir karşılaşmasını anımsayınca acı acı güldü elbette. O oyunun temposu ve kalitesine bakın, bir de derbinin rezalet haline…

İşin bir başka yanı da yöneticilerin geçmişe takılıp kalması. Böyle oyuna, böyle yönetici demek insanın içini acıtıyor. Ancak yapacak bir şey yok. Kimi gizli kapaklı konuşmalardan söz ediyor. Kimi ipe sapa gelmez işlerden…

Belki de ezele rekabet ilk kez mahkeme salonlarına taşınacak. Bir derbinin mahkeme huzuruna çıkmasını da göreceğiz bu gidişle. Futbolumuzun kalitesi değil de yöneticilerin kifayetsizliği hakim huzurunda anlayacağınız…