İran krizinde Türkiye'nin iki kırmızı çizgisi
ABD'nin İran'a yönelik bir askeri müdahalesi ihtimali düşük de olsa masada duruyor. Bölgeyi ateş çemberine çevirecek ve gerginliği artıracak böyle bir adımda Türkiye NATO üyesi olsa bile İran'a askeri müdahalenin içinde, kıyısında, köşesinde; hiçbir yerinde yer almayacak. İran'a askeri müdahaleye katılmamak bölgesel barış adına Türkiye'nin kırmızı çizgisi olduğu kadar bir terör saldırısına karşılık vermek de diğer bir kırmızı çizgi. Bülent Aydemir'in haberi...
ABONE OLİran'da başlayan halk hareketleri, ABD ve İsrail’in gerginliğin dozunu artıran açıklamaları İran'a bir askeri müdahale olur mu? Böyle bir müdahale olursa Türkiye'nin tavrı ne olur? sorularına yol açtı.
İran'a askeri müdahalenin Türkiye’nin kırmızı çizgisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye, ABD’nin ya da NATO'nun talebi olsa dahi İran’a karşı oluşacak bir cephenin içinde yer almayacak. Buna rağmen, NATO üyesi bir ülke olarak dolaylı angajman kurallarına tabi olarak; sınırda ve sınır ötesinde oluşabilecek risklere karşı güvenlik adımları ve çatışmanın fiili etki alanının genişlemesi durumunda Türkiye teyakkuza geçerek her türlü tedbiri almaktan kaçınmayacak.
Bölgede yaşanan mücadele ve çatışmalarda Türkiye’nin çıkarları ile ABD’nin veya İsrail’in çıkarları örtüşmüyor. ABD ve İsrail; baskıyla, halk hareketleriyle, ambargoyla ve örtülü operasyonlarla rejime baskı uygulayarak zayıflatma yönünde politikalar izliyor. ABD’nin bölge politikalarında önceliği İsrail’in güvenliği iken, Türkiye’nin hedefi sınır güvenliğini, komşularımızdaki devlet ve toprak bütünlüğünü koruyarak, kaosun ve istikrarsızlığın önlenmesi olarak ifade edilebilir. İran’da rejimin ya da devlet mekanizmasının çökmesi Türkiye açısından stratejik bir risk oluşturuyor.