Şiddete meyilli kişilerde ilk model alınanların anne babalar olduğunu söylüyor uzmanlar. Bu şu demek: Çocuklar anne ve babalarını taklit ederek onlar gibi olmaya çalışıyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre evde şiddete uğrayan bir annenin varlığında erkek çocuk sorun çözme yönteminin bu şekilde olduğunu öğreniyor ve kendi kurduğu ailede de benzer davranışlar sergileyebiliyor. Bu soruna tanıklık eden kız çocuklar için ise erkekler güvenilmez ve zarar verici bir cinsiyet olarak algılanıyor ve bu durum adil dünyaya karşı olan temel güven duygusunda yitime yol açabiliyor. Bunun sonucunda bu kızların babalarından görmedikleri sevgi ve şefkati, kendilerinden yaşça büyük kişilerle duygusal ilişki kurarak sağlamaya yöneldikleri belirtiliyor.

0-6 YAŞ DÖNEMİNİN ÖNEMİ

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi’nden Uzm. Psk. Serkan Elçi, “Ruhsal gelişimin şekillendiği 0-6 yaş dönemindeki aile ortamında, anne ve babanın çocuğa ve birbirlerine karşı olan tutumları, o çocuğun gelecekte ailesiyle kuracağı ilişki açısından çok belirleyici oluyor” diyor ve devam ediyor: “Çocuklar hayatın ve çevrelerindeki insanların güvenilir olup olmadığını anne babalarının ilişkilerini gözlemleyerek öğreniyor. Güvenli bir bağlanma stili geliştirmiş olan çocuğun ilişkileri de bu yönde ilerliyor. Çatışmanın fazla olması, rol model olan anne babanın temel güven duygusunun olmaması çocukta kaygılı ve kaçıngan bir bağlanma geliştiriyor ve bu durumdaki çocuk o sorunları gelecekte kendi kurduğu ailesine de taşıyabiliyor. Bu olumsuz durumun aile içi kültürel bir miras haline dönüşmemesi mümkün olmuyor.”

ZENGİNLER VE EĞİTİMLİLER DE ŞİDDET UYGULUYOR

Sosyoekonomik ve sosyokültürel düzeyi düşük ailelerde, kadına yönelik şiddetin fazla olduğu düşünülse de tam tersine eğitim düzeyinin yüksek olduğu ailelerde de benzer durum görülüyor. Bu açıdan akademik eğitim düzeyi ile şiddete meyil arasında tam anlamıyla pozitif  bir korelasyon olmadığına dikkat çekiliyor.

ÇALIŞAN KADININ MUTSUZ İLİŞKİYİ SÜRDÜRME ISRARI

Plaza çalışanı olarak adlandırılan kadın ve erkelerde (sosyal ve ekonomik özgürlüğe sahip olsalar da) olumsuz bağlanma ile birlikte mutsuz ilişkiyi sürdürmede ısrar da görülüyor. Bu bağlanma stillerinin ortaya çıkmasında, çocukluk döneminde ebeveynlerin çocuklarının fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılama oranının etkili olduğu düşünülüyor. Bu tarz bir bağlanma stiline sahip olmak, ömür boyu bu stile mahkûm kalınacağı anlamına gelmiyor. Düzenli ve doğru bir terapi süreci kişinin kendine olan güvenini artırıp, partnerine karşı güvenli bir bağ kurulmasına yardım ediyor.