Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Keşfet Kritik eşik COP31

        Zamanımız tükeniyor…

        Küresel ısınma; sadece termometrelerdeki cıvanın yükselmesi ya da yaz aylarının biraz daha sıcak geçmesi demek değildir. Atmosferdeki sera gazı birikiminin artışıyla tetiklenen süreç, dünyamızın hassas dengesini kökten sarsan zincirleme bir ekolojik yıkım dalgası olma özelliğine sahip. Bilim insanları, tarihin en büyük altıncı kütlesel yok oluş sürecinin eşiğinde olduğumuzu ve binlerce türün yüzyıl sonunu göremeyeceğini açıkça ifade ediyor.

        Sinemadan edebiyata, insanlığın hikâye anlatma geleneklerine baktığımızda kıyamet senaryolarının hep bir dönüm noktası vardır: İnsanlığın krizle yüzleştiği ve son seçeneğini masaya koyduğu o an... İklim krizinde tam olarak o son virajdayız ve sormamız gereken hayati bir soru var: Bu faturayı kimler ödeyecek?

        REKLAM

        KÜRESEL ISINMANIN ZİNCİRLEME SONUÇLARI

        • Buzulların Erimesi ve Kutupların Çökmesi: Kuzey Kutbu, Grönland ve Antarktika'daki devasa buz örtüleri her geçen gün hızla eriyor. Bu durum deniz seviyesinin yükselmesine yol açarken, alçak kesimleri ve adaları su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Deniz suyu nehir ağızlarından içeri sızarak tatlı su kaynaklarını ve kıyı tarım topraklarını tuzlandırıyor. Fazla karbondioksiti emen okyanusların pH derecesi düşüyor; bu da mercanların ölmesine ve deniz besin zincirinin altüst olmasına neden oluyor.

        • Ekstrem Hava Olayları ve Çölleşme: Atmosferdeki ve okyanuslardaki artan enerji, hava sistemlerinin dengesini bozuyor. Akdeniz gibi hassas bölgelerde yağışlar azalırken toprak kuruyor, çölleşme riski artıyor. Uzun süreli kuraklıkların yanı sıra aniden bastıran aşırı yağışlar yıkıcı sel, taşkın ve kasırgalara zemin hazırlıyor.

        • Orman Yangınları ve Kısır Döngü: Artan sıcaklıklar ve uzayan kurak dönemler ormanları birer barut fıçısına dönüştürüyor. Yaz aylarında binlerce hektarlık alan kül olurken, bu durum ağaçların hapsettiği milyarlarca ton karbonu yeniden atmosfere salarak küresel ısınmayı daha da tetikliyor.

        • Biyolojik Çeşitlilik ve Habitat Kaybı: İklim koşullarının hızla değişmesi, türlerin adapte olabileceği zaman penceresini ortadan kaldırarak ekosistem dengesini bozuyor ve kitlesel tür kayıplarına kapı aralıyor.

        IPCC UYARILARI NE DİYOR?

        Pencereden dışarı bakarken ayaklarımızın altındaki toprağın sabitliğine güveniyoruz; çünkü tarih boyunca yaşam alanlarımızı doğal olarak kıyılara ve deltalara kurduk. Ancak doğayla yapılan sözleşmenin son maddelerini kendi ellerimizle yırtarken, iklim krizinin en sinsi yüzü tüm haşmetiyle kendini gösteriyor.

        REKLAM

        İklim krizini sayısal verilerle ifade edince alınacak önlemler için bir hayli hızlı davranılması gerektiği ortaya çıkıyor. Sadece son 5 yıl içinde İsviçre'deki buzul hacmi yaklaşık yüzde 20 oranında azaldı.

        KÜRESEL ORTALAMA SICAKLIK 25 YILDA 0,7 °C ARTTI

        Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi NOAA'nın verilerine göre;

        • 1901–2000 yılları arasında küresel ortalama sıcaklık 13,9 °C idi.

        • 2001–2025 yılları arasında ise küresel ortalama sıcaklık 0,7 °C artışla 14,6 °C'ye yükseldi.

        Veriler, önümüzdeki yüzyılda insanlığı bekleyen tablonun ne kadar keskin tercihlere bağlı olduğunu gözler önüne seriyor. İklim krizinin uykumuzu kaçıran noktalarını IPCC raporları ortaya koyuyor. Rapor; Grönland ve Antarktika'nın beklenenden hızlı çökmesi halinde geri dönülemez kırılma noktalarının tetikleneceğini, deniz seviyelerindeki yükselmenin 1,5 ila 2 metreyi bulabileceğini ihtar ediyor.

        * IPCC: İnsan faaliyetlerinin iklim değişikliği üzerindeki etkilerini, risklerini ve bu risklere karşı geliştirilebilecek uyum ve azaltım stratejilerini değerlendiren uluslararası bir Birleşmiş Milletler organı.)

        14 milyon kilometrekarelik yüz ölçümüyle Türkiye'nin 18 katı büyüklüğünde olan Antarktika'nın %98'i ortalama 2.100 metrelik kalınlığa sahip buzla kaplı.

        REKLAM

        BİRÇOK METROPOL HARİTADAN SİLİNECEK

        Deniz seviyesinin 1,5 ila 2 metre yükselmesiyle Bangladeş'ten İskenderiye'ye, Venedik'ten Rotterdam'a kadar pek çok dünya kenti doğrudan haritadan silinme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Ülkemizin kıyı şeridindeki yerleşim yerleri bütünüyle sular altında kalmayacak olsa da, başta Çukurova olmak üzere birçok bereketli alüvyal toprağımızın büyük bölümüne deniz suyu dolacak. Dahası; yükselen deniz suları kıyı bölgelerindeki yeraltı tatlı su kaynaklarına ve tarım arazilerine sızarak tuzlanmaya yol açacak. Bu da içme suyu kıtlığı, gıda güvenliği krizleri ve tarihin en büyük iklim göçünü tetikleyecek.

        Deniz suyu 2 metre yükselirse Hollanda şehri Rotterdam böyle görünecek.

        Eğer Paris Antlaşması hedefleri tutturulabilirse, bu yükselme 28 ila 55 cm bandında tutularak hayati zararlar en az seviyeye indirilebilir.

        REKLAM

        PARİS ANTLAŞMASININ TEMEL HEDEFLERİ NELERDİR?

        Küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla 12 Aralık 2015'te Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen BM İklim Değişikliği Konferansı'nda kabul edilen ve yasal olarak bağlayıcı olan uluslararası bir antlaşma olan Paris Antlaşması'nın 3 temel hedefi bulunuyor.

        • Sıcaklık Sınırı: Küresel ortalama sıcaklık artışını, sanayileşme öncesi döneme kıyasla 2°C'nin olabildiğince altında tutmak, mümkünse bu artışı 1,5°C ile sınırlamak.

        • Emisyon Azaltımı: Sera gazı emisyonlarını küresel düzeyde azaltarak fosil yakıt kullanımını kademeli olarak düşürmek ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmak.

        • Uyum ve Dayanıklılık: Ülkelerin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı dayanıklılığını artırmak.

        REKLAM

        İklim değişikliğini ülkemize indirgeyecek olursak durumun hiç de iç açıcı olmadığını görüyoruz. Ülkemizde 1970–1980 dönemiyle 2014–2025 dönemi arasında hem en yüksek hem de en düşük sıcaklık ortalamalarındaki artış çarpıcı seviyelerde bulunuyor.

        TÜRKİYE'DE SON 56 YIL

        Türkiye'nin En Yüksek Sıcaklık Ortalamaları (°C)

        • 1970–1980: 18,6

        • 1981–1991: 18,5

        • 1992–2002: 19,0

        • 2003–2013: 19,6

        • 2014–2025: 20,6

        (1970–1980 dönemiyle 2014–2025 dönemi arasındaki 'En Yüksek Sıcaklık Ortalaması' artışı 2,0 °C olarak gerçekleşmiştir.)

        Türkiye'nin En Düşük Sıcaklık Ortalamaları (°C)

        • 1970–1980: 7,4

        • 1981–1991: 7,4

        • 1992–2002: 7,7

        • 2003–2013: 8,2

        • 2014–2025: 9,1

        (1970–1980 dönemiyle 2014–2025 dönemi arasındaki 'En Düşük Sıcaklık Ortalaması' artışı ise 1,7 °C olarak gerçekleşmiştir.)

        REKLAM

        Önümüzde iki seçenek bulunuyor. Ya bugün yeşil dönüşümün maliyetini üstleneceğiz ya da bu faturayı gelecek nesillere telafisi imkânsız bir yıkım olarak ihale edeceğiz. İklim değişikliğinin vahim sonuçlarını en yüksek sesle dile getiren ülkelerin başında gelen Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı BM İklim Zirvesi COP31, faturanın gelecek nesillere kesilmemesi için iklim kriziyle mücadelede önemli bir eşik olacak.

        Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, COP31 ile ilgili bir açıklamada bulundu: İklim değişikliği hızlanırken paylaşılan sorumluluğumuz daha da netleşiyor. Türkiye, müzakereden uygulamaya geçişte dönüm noktasında Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapmaktan onur duyuyor. Tüm Tarafları iş birliğini güçlendirmeye ve taahhütleri somut eyleme dönüştürmeye davet ediyoruz.

        COP31 NEDEN KRİTİK BİR EŞİK?

        Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 9–20 Kasım 2026 arasında düzenleyeceği COP31, yalnızca rutin bir uluslararası buluşma değil; 1,5°C hedefini canlı tutabilmek için dünya diplomasisinin masaya koyacağı büyük bir koz niteliğine sahip.

        Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum

        GELECEĞİN COP'U

        197 devletin ve AB'nin yer alacağı, 85'in üzerinde ülke lideriyle 400'den fazla bakanın katılmasının beklendiği COP31, küresel iklim krizinin derinleşen etkileri ve jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde, insanlığın ortak geleceğini güvence altına alacak en somut adımların merkezi olacak. Türkiye'nin "Geleceğin COP'u" olarak şekillendirdiği bu vizyon; iklim eylemini soyut vaatlerden ve kağıt üzerindeki taahhütlerden kurtararak sahada doğrulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir uygulama dönemine taşımayı hedefliyor.

        COP NEDİR?

        COP (Taraflar Konferansı), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) Taraflar Konferansıdır. 1992'de kabul edilen UNFCCC'nin en üst düzey karar organı olan COP'ta sözleşme'ye taraf olan tüm devletler temsil edilir. Yıllık oturumlarında Taraflar; Sözleşme'nin ve ilgili hukuki araçların uygulanmasını gözden geçirir, küresel ilerlemeyi değerlendirir ve iklim değişikliğine karşı etkili ve uyumlu bir yanıtı desteklemek için gerekli kararları alır.

        Küresel iklim yönetişimi için dünyanın en üst düzey çok taraflı platformu olan COP'ta; iklim hedefleri müzakere edilir, taahhütler güçlenir ve kolektif eylem ilerletilir.

        REKLAM

        COP31'İN TEMEL AMAÇLARI NELERDİR?

        • Siyasi taahhüdün güçlendirilmesi

        • İklim eyleminin hızlandırılması

        • Küresel iş birliğinin teşvik edilmesi

        • Kapsayıcı iklim çözümlerinin desteklenmesi

        REKLAM

        COP31'İ BENZERSİZ VE HAYATİ KILAN UNSURLARI

        Diyalogla Güvenin Yeniden İnşası: Kırılgan toplulukların, gelişmekte olan ülkelerin, yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve gençlerin sesini en güçlü şekilde müzakere odalarına taşıyarak; kimsenin geride bırakılmadığı, adil ve kapsayıcı bir iklim diplomasisi zemini inşa edilecek.

        • Uzlaşıyla Ortak Sorumluluk: Enerji güvenliği ile iklim hedefleri birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele alınacaktır. Tüm ülkelerin kalkınma haklarını gözeten, adil bir yeşil dönüşüm temelinde küresel uzlaşı mekanizmaları güçlendirilecek.

        • Aksiyonla Taahhütlerin Sahaya İnmesi: 2035'e kadar %35 küresel elektrifikasyon hedefinden 'Sıfır Atık Hareketi'ne, metan emisyonlarının azaltılmasından dirençli ve enerji verimli şehirlere kadar tüm taahhütler somut projelerle desteklenecektir. Kurulacak 'İklim Uygulama Köprüsü' ile iklim finansmanının rasyonel, hızlı ve etkin dağıtımı sağlanacak.

        REKLAM

        2035'E KADAR KÜRESEL UYGULAMA HEDEFLERİ

        • Elektrifikasyon: Küresel elektrifikasyon oranının %35'e çıkarılması.

        • Sıfır Atık ve Metan Azaltımı: Atık üretimindeki artışın yarı yarıya azaltılması.

        • Dirençli Şehirler ve Binalar: Bina sektöründe enerji kullanım yoğunluğunun en az %25 azaltılması.

        • Yeşil Sanayileşme: Üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının en az %15'e çıkarılması.

        • Her Alanda Farkındalık: İklim dirençli tarım uygulamaları ve iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerini toplumun her kesiminde tamamlamak.

        • İklim Uygulama Köprüsü: Ulusal Katkı Beyanlarının uygulamasını hızlandıracak ve yatırım yapılabilir proje portföylerini destekleyecek 'İklim Uygulama Köprüsü Mekanizması'nın yaygınlaştırılması.

        REKLAM
        Tarihî kırılma yaşanıyor
        Tarihî kırılma yaşanıyor Haberi Görüntüle
        ÖNERİLEN VİDEO

        Dilek Gül ile HT 360 - 5 Kasım 2026

        HT 360 programında Amerikan seçimleri ve Türkiye siyaseti masaya yatırılıyor. Küresel gelişmelerin iç siyasete yansımalarını bu bölümde analiz ediyoruz. Programda, Trump'ın İran politikası ve Beyaz Saray'a Müslüman bir başkanın gelme ihtimali gibi dünya gündemini meşgul eden başlıklar detaylandırılı...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ