Türkiye'de sinema sektörü, son yıllarda üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi görünen ama derinde alabildiğine hareketli, bir o kadar da sancılı bir dönemeçten geçiyor. Bir tarafta "İzleyici gelmiyor, salona yatırım yapamıyoruz" diyen salon işletmecileri, diğer tarafta "Para kazanamıyoruz, film üretemiyoruz" yakınmasındaki yapımcılar, öteki tarafta ise "Ortada nitelikli film yok, neyi izleyeceğiz?" serzenişindeki sinemaseverler… Her şeyin başı nitelikli film üretmekte ve bu filmi doğru pazarlamakta bitiyor. İzleyici hâlâ karanlık salonda büyülenmeye hazır; yeter ki ona hak ettiği özen, konfor ve hikâye sunulsun.
Sektörün hafızası konumundaki Box Office Türkiye'nin kurucusu ve pazarlama uzmanı Tolga Akıncı ile yaptığımız kapsamlı röportajda Türk sinemasını tüm çıplaklığıyla masaya yatırdık. Anlaşılan o ki mesele yalnızca ekonomik bir daralmadan ibaret değil; çok katmanlı bir sistemsel tıkanıklıkla karşı karşıyayız.
KÜRESEL PAZARDAN BÜYÜK DÜŞÜŞ: 10 MİLYON KAYIP İZLEYİCİ AÇIĞI
Röportajda ortaya çıkan tabloya yakından bakalım. Küresel sinema pazarları pandemi öncesi döneme kıyasla ortalama %15'lik bir izleyici kaybı yaşarken, Türkiye’deki yabancı film izleyici kaybı %27 seviyesinde seyrediyor. Fakat asıl büyük çöküş yerli sinemada yaşanıyor. Yerli filmlerdeki kayıp %71 ile %75 arasında değişiyor. Yani neredeyse yabancı filmlerin üç katı bir erimeden bahsediyoruz.
Tolga Akıncı
YENİ BİR STRATEJİ ŞART OLDU
2022-2026 gişe verileri; Türk sinemasının nitelikli içerik üretimi, pazarlama stratejileri ve vizyon planlaması konusunda acil bir öz eleştiriye ihtiyacı olduğunu belgeliyor. Yabancı yapımlar istikrarlı bir şekilde kendi izleyici kitlesini salonda tutmayı başarırken, Türk filmleri için sinemadaki bu ani ve derin daralma, sektörün paydaşlarının (yapımcılar, salon işletmecileri ve dağıtımcılar) yeni bir stratejik akılla hareket etmesini zorunlu kılıyor. Yılın kalan kısmında ve önümüzdeki dönemde devreye girecek iddialı yerli yapımlar, bu tarihi makasın yeniden kapanması için hayati bir sınav niteliği taşıyor.
TÜRK SİNEMASININ KIRILGAN DENGESİ VE 2026 ÇÖKÜŞÜ
YABANCI FİLMLERİN İZLEYİCİ SAYILARI
• 2022: 17.208.010
• 2023: 17.582.243
• 2024: 14.238.621
• 2025: 12.648.869
• 2026: 17.059.797 (İlk 10 ay)
TÜRK FİLMLERİNİN İZLEYİCİ SAYILARI
• 2022: 18.990.972
• 2023: 13.960.464
• 2024: 18.910.432
• 2025: 15.283.871
• 2026: 7.014.269 (İlk 10 Ay)
PAZAR PAYLARI
• 2022
Türk Filmleri: %52.46
Yabancı Filmler: %47.54
• 2023
Türk Filmleri: %44.26
Yabancı Filmler: %55.74
• 2024
Türk Filmleri: %57.05
Yabancı Filmler: %42.95
• 2025
Türk Filmleri: %54.72
Yabancı Filmler: %45.28
• 2026 (İlk 10 ay)
Türk Filmleri: %29.14
Yabancı Filmler: %70.86
SİNEMA SALONLARI DİJİTAL ÇAĞDA TEKNOLOJİK YENİLEME BEKLİYOR
Peki, bu büyük uçurumun arka planında ne var? Üretimin daralması, bilet fiyatlarının artması, dijital platformların ev içi konforu elbette önemli etkenler. Ancak bunlara dördüncü ve belki de en kritik halkayı eklemek gerekiyor. O da salonlardaki teknolojik kalitenin ve izleme konforunun bir an önce yükseltilmesinin gerektiği. Zira dijitalleşme sürecinde sinemaların aldığı projeksiyon makinelerinin 10 yıllık ömrü çoktan doldu. Ekonomik sıkıntılar ve pandemi sonrası bütçe darlığı, salonların bu teknolojik yenilemeyi yapmasını geciktirdi. Oysa izleyici artık IMAX veya en azından iyi bir ışık, kusursuz ses, konforlu koltuk ve güler yüzlü bir fuaye deneyimi arıyor. Nitekim dünyada 'Odyssey' veya 'Örümcek Adam: Yepyeni Bir Gün' gibi yapımların gişe patlaması yapması ve IMAX salonlarının sürekli dolu olması, izleyicinin nitelikli deneyime ne kadar arzulu olduğunu kanıtlıyor. Elbette Türkiye'de sadece 9 tane olan IMAX salonunun sayısının artması da acil bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.
'Örümcek Adam: Yepyeni Bir Gün', an itibarıyla 2.848.866 izleyiciyle 2026'nın en çok izlenen filmi olma konumunda bulunuyor.
KARA PARA AKLAMA İDDİALARI VE BİLET FİYATI ÇIKMAZI
İşin bir de can sıkıcı 'Rakam' boyutu var. Sektörde zaman zaman başarısız filmlerin bile gişede devasa rakamlar yakaladığına dair şüpheler, hatta kara para aklama iddiaları konuşulur. Bu konuda pratik bir formül var, o da bilet ücreti ortalaması. Bugün Türkiye'de ortalama bilet fiyatı 250-300 TL bandındayken, bir filmin hasılatı izleyiciye bölündüğünde ortalama bilet fiyatı 140-170 TL gibi anormal bir seviyeye düşüyorsa, orada veri uyuşmazlığı var demektir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün otomasyon sisteminde, normalde listede adı bile okunmayan bir sinemanın o filmle birdenbire zirveye yerleşmesi, bölgesel özel istisnalar dışında büyük soru işaretleri barındırıyor. Fiyat politikaları ve bilet ortalamaları, bu saklı gerçeği açıkça ele veriyor.
MİLYON DOLARLIK BÜTÇELER NEDEN YETERİNCE PAZARLANAMIYOR?
Sistemi tıkayan bir diğer kronik sorun ise pazarlama ve tanıtım süreçlerindeki amatörlük. Sektöre yeni giren pek çok yapımcı, filmin bütçesini sadece çekim aşamasına harcıyor; reklam, PR, fragman takvimi ve kartonet gibi en temel pazarlama unsurlarını es geçiyor. Filmin vizyonuna 10 gün kala haberdar olunan işler, nitelikli yapımların bile arada kaybolup gitmesine neden oluyor. Daha da vahimi, setlerin kapalı kutu haline getirilmesi.
'2 AİLE ARASINDA'DAN 'VİZONTELE' ETKİSİ
Bütün bu karamsar tablonun ortasında umut ışıkları da yok değil. Yılın geri kalanında vizyona girecek olan başta '2 Aile Arasında' olmak üzere kitlesel kucaklaşma potansiyeli yüksek filmlerin, 2026’nın gişe verilerini belirgin bir şekilde yukarı taşıması bekleniyor. Bu noktada '2 Aile Arasında'nın yalnızca gişe rakamlarını yükseltmekle kalmayıp, 2001'deki 'Vizontele' etkisini yaratacağını düşünüyorum. Bilindiği üzere 'Vizontele', tıpkı günümüzde olduğu gibi ciddi bir tıkanıklık yaşayan Türk sineması için "Nitelikli filmler geniş kitlelerden karşılık bulur' anlayışını canlandırmıştı. Yapımcılara cesaret vererek nitelikli üretimin önünü açan 'Vizontele', sektörün dönüşümünde adeta bir mihenk taşı olmuştu. '2 Aile Arasında'nın da benzer bir ivmeyle sinemamıza taze bir kan getirmesi ve sektörel üretimi yeniden şahlandırması hiç de sürpriz olmayacaktır.
'2 Aile Arasında', gösterime 4 Aralık'ta girecek.
SİNEMAYA DÖNÜŞÜN ANAHTARI
Gerçekleşecek ivmeyi güçlendirmek için sinemaya en çok giden kesim olan öğrencileri es geçmemek gerekiyor. Örneğin, yılın ilk üç çeyreğinde kesilen biletlerin %23’ünün (Yaklaşık 5 milyon bilet) indirimli gün olan çarşamba gününe sıkışması, izleyicilerin fiyat duyarlılığını açıkça gösteriyor. Yasal olarak öğrenci biletinde %40'a kadar indirim hakkı varken bu oran İstanbul'da %8'lerde kalıyor. İndirim ölçüsünün daha yukarılara yükseltilmesi izleyicilerin sinemaya dönmesi açısından bir hayli etkili olacak.