BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Şam doğumlu sanatçı Khaled Barakeh, Krank Art Gallery’nin “Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” adlı karma sergisine 4 projesiyle katılıyor. Berlin’de yaşayan Barakeh, gündelik yaşam algıları üzerinden ait olma durumlarını sorguladığı interdisipliner eserlerini sanatseverlerle paylaşıyor. Eserlerinde Suriye’nin yedi farklı siyasi bölgesinden çekilmiş gökyüzü fotoğraflarıyla özgürlük kavramını, dil, kültür, aidiyet konularını işliyor. Şam Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduktan sonra Danimarka’da yüksek lisansını tamamlayan sanatçı, eserleriyle bizi savaşı yeniden düşünmeye itiyor. Yakın zamanda, “coculture” adlı yeni bir girişim kurarak Suriye sanat camiasıyla güçlü bağlantılar oluşturmaya başlayan Barakeh, aynı zamanda ilk Suriye Bienali için de çalışıyor. HT Cumartesi'den Ekin Türkantos'un haberi....

Resim eğitiminiz var ancak kavramsal sanat pratiklerine ağırlık veriyorsunuz. Daha çok kimlik, kültür, tarih konularında mı üretiyorsunuz?
Etrafım her zaman kimlik konusu ve sosyo-politik meselelerle çevriliydi. Bunlar sanat pratiğimi etkiledi. Şimdilerde, sadece başka konular hakkında sanat üretme fırsatını bir lüks olarak görüyorum. Aslen Suriye’de kısmen İsrail tarafından işgal edilmiş ve kısmen de Suriye yönetiminin kontrolü altında olan bir köyden geliyorum ki bu bana çatışmaların karmaşık doğasına dair geniş bir bakış açısı sağladı. 10 sene önce Avrupa’ya taşındım ve burada da uluslararası siyasi duruma ilişkin bir başka bakışa daha şahit oldum. Bunlar beni küresel meseleler hakkında konuşmanın bir seçim meselesi değil, bir sanatçının üstlenmesi gereken bir sorumluluk olduğu sonucuna götürdü.

Sergideki işlerinizin isimleri ve temalarıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
“Bir saat altmış dakikadır ve tam aksi” dil, kültür ve aidiyet konularındaki yerleşik kalıplara meydan okuyan bir eser. İkinci çalışmam, “7’nci” Suriye’de 7 fotoğrafçının 7 farklı politik bölgede gökyüzünden fotoğraf çekmesini kapsıyordu. “İsimsiz Görüntüler” Suriye’de 5 fotoğrafçının çektiği 5 fotoğraftan oluşuyor. Her birinde savaş alanlarının benzerliğini ve ölü bir çocuğun bedenini taşıyan bir yetişkin motifini görebiliyoruz. Bunlar kaybın müşterek dehşetiyle birbirine bağlanıyor. Suriye’de her gün siviller ölüyor. İsrailli Mossad tarafından öldürülen bir Filistinli yazar Ghassan Kanafani şöyle yazmıştı: “Ölüm meselesi, ölülerle ilgili bir konu değildir; bu, geride kalanların uğraşması gereken bir meseledir.” “Yastık üzerine gözyaşı” ise belirli bir zaman ve durumun duygusal bir yansıması. Yastığın üzerindeki makyaj ve gözyaşı kalıntıları bir tuval şasesine gerildi ve sonsuza dek yakalanmış oldu.

Savaşın eserlerinize nasıl bir yansıması oldu?
Mülteci olmak ve bir savaştan kaçmak seçim meselesi değil. Bu meseleler toplumlarımızı değiştiriyor ve ben sanatın kamusal tartışmalarda önemli rolü olduğuna inanıyorum. Bu bir yeni savaşlar kuşağı. Şüphesiz, Suriye savaşı çalışmalarımı etkiledi. Aslında, savaşın beni ya da sanat pratiklerimi şekillendirmesine izin vermemeye çalışıyorum, tam tersine, beni ve sevdiklerimi çevreleyen gerçekliği düzeltmeye çalışıyorum. Umuttan vazgeçmemeye çabalıyorum.

Acının insanın sanatsal bakışına etkisi ne oluyor?
Acı, tüm güçlü hisler gibi, insanın tüm yaşamını etkiliyor. Acı dolu deneyimlerimin çalışmalarımı etkilediğinin, bir çeşit engel oluşturduğunun ve benimle sanatsal pratiklerim arasında bir uçurum yarattığının farkındaydım. Neyse ki, bunu bir motivasyon kaynağı haline getirdim. Böylece üretme enerjimi körükledim. Acının, insanın karanlık tarafını keşfetmesini ve onu da aydınlık tarafıyla eşit derecede kabul etmesini sağlayabileceğine inanıyorum. Eğer insan acılarının üzerinden gelmeyi becerebilirse, bir katarsis anına ulaşabilir ve acıyı sanatsal anlamda güzel bir şeye dönüştürebilir.

‘HAYALİM BELKİ BİR GÜN DİĞER HERKES GİBİ YAŞAYABİLMEK’
Berlin’de yaşıyorsunuz. Sonrası için hayalleriniz neler?
İçgüdüsel olarak bu soruya cevabım romantik yaklaşımla “barış, sevgi ve sosyal adalet” olurdu, ancak içten içe bunun başarılması imkânsız bir hedef olduğunun farkındayım. Yakın gelecekte daha zor zamanlar yaşayacağız, sadece Suriyeliler için değil, evrensel olarak, tüm insanlık olarak. Şu anda, uygarlığımızın büyük, yerleşik sistemlerinin başarısızlıklarıyla karşı karşıyayız. Hayalim, projelerimi gerçekleştirebilmek; sanat aracılığıyla destek olmak. Savaş nesli olduğumuz gerçeğinin ötesine geçebilmek ve belki bir gün diğer herkes gibi yaşayabilmek...

Suriyeli sanatçılar birbirine destek oluyor mu?
Başta yardım etmeye çalışıyorlardı. Ancak devrimin savaşa dönüşmesinden sonra hayatta kalmak ana amaç halini aldı. “coculture” adlı yeni bir girişim kurarak Suriye sanat camiasıyla güçlü bağlantılar oluşturmaya başladım. Bu kar amacı gütmeyen örgütlenme, dünyanın dört bir yanındaki Suriyeli sanatçılara destek sağlamaya odaklanıyor. Bunların en ileri düzeyde olanı “Suriye Kültürel Dizini” adını verdiğimiz, erişimi kolay bir çevrimiçi platform. Suriye sanatının yeni elçileri olarak kabul edilen şehirler arasında Beyrut, İstanbul ve hatta Berlin var. Böylece ilk Suriye Bienali’ni düzenleme çalışmalarını yürütüyoruz. Bu etkinlik Suriyeli mültecilerin Lübnan’dan Türkiye’ye, Orta Avrupa ve İskandinavya’dan dünyanın diğer yerlerine uzanan güzergâhlarını izleyecek şekilde her defa başka bir yerde gerçekleştirilecek mobil bir sergi olarak kurgulanıyor.

Krank Art Gallery’deki “Yer Değiştiren Ufuklar” sergisi, 15 Haziran’a kadar gezilebilir. 

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300