Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Özge Mine SARIÇAM / HABERTURK.COM

        osaricam@haberturk.com

        Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali, 23 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında caz severleri bir araya getirecek. 24. Akbank Caz Festivali kapsamında ülkemize gelecek isimlerden, Chet Faker'dan sonra en fazla ilgimi çeken kişi olan Dillon da, 31 Ekim Cuma günü Babylon'da sahne alacak.

        Sahne ismi “Dillon” olan Brezilya doğumlu Alman şarkıcı ve piyanist Dominique Dillon de Byington, 2014 yılında yayınlanan ikinci albümü “The Unknown” turnesi kapsamında ilk kez Türkiye'ye gelecek.

        Dillon dediğimde hemen çağrışım yapmayabilir ama "Thirteen Thirtyfive" şarkısını dinleyince kimden bahsettiğimi anlayacaksınız. Şarkı geçtiğimiz senelerde neredeyse her yerde çalıyordu. Hatta sözlerini Dillon'un, hamileyken düşürdüğü bebeğine yazdığı efsaneleri dolaşmaya başlamıştı...

        Buğulu sesi, melankolik cümleleriyle içimize işleyen Dillon ilk albümü “This Silence Kills” yayınlandığında söz yazarlığı dışında “deneysel bir pop şarkıcısı” sıfatıyla tanımlanıyor, Feist, Björk ve Joanna Newsom ile karşılaştırılıyordu.

        Pek çok festivalden davet alan ve konserleri ilgiyle izlenen sanatçı, henüz keşfedilmemiş pek çok yönü olduğunu ikinci albümünde gösterdi. Özlem, aşk, kayıp, geçicilik, korku ya da arzu gibi “Bilinmeyenler” üzerine odaklandığı yeni albümü “The Unknown”, müzik mağazalarında “elektronik müzik” raflarında yer alsa da yoğun melankolik yapısı ile pop ve folk sevenleri de oldukça etkilemekte.

        Dillon ile İstanbul'a gelmeden kısa bir röportaj yaptık. Şarkı sözlerinde gösterdiği inceliği cevaplarında pek hissedemesem de konserini kesinlikle kaçırmamanız gereken biri.

        Melankolik biri misindir? Kendini nasıl tanımlarsın?

        Zaman zaman melankolik olsam da bunun benim sabit bir ruh halim olduğunu söyleyemem. Ben hassasım.

        Müziğini nasıl tanımlamalıyız?

        Ne yaptığım sorulduğunda, sesime ve kelimelerime odaklı bir elektronik müzik yaptığımı söylüyorum. Hikayelerimi anlatmama izin veren elektronik *sounscape'ler yaratmaya çalışıyorum.

        Soundscape: Müziğin zihinde manzara yaratması veya işitsel panorama olarak tanımlanabilir.

        Thirteen Thirtyfive ile ilgili bazı hikayeler duydum. Sana bu şarkıyı yazdıran hikaye neydi?

        Bana onu yazdıran bir hikaye var ancak bunu kendime saklayacağım. Dilerim kelimelerimde, benim hikayemi öğrenmeye çalışmak yerine kendinizinkini bulursunuz.

        Peki Thirteen Thirtyfive'ın remix'leri arasında en beğendiğiniz hangisi?

        Orjinal halini tercih ederim.

        The Silence Kills ile The Unknown albümleri arasındaki farklar neler?

        İki albüm kıyaslanamaz ancak The Unknown, This Silence Kills'in devamı gibi görülebilir. This Silence Kills yıllar içinde yazıldı ve sonrasında birkaç ay içinde yayınlandı. The Unknown'u yazma ve üretim sürecinde sözleri yazarken ve soundscape'leri inşa ederken daha kavramsal bir yaklaşımım oldu. Yine de iki albümün de otoportre olduğunu söyleyebilirim.

        Seni en çok ne korkutur?

        Bu şekilde düşünmemeye çalışırım.

        Seni şarkı sözü yazmaya iten ana ilham kaynaklarından biri aşk mıydı?

        Kayıplar ve umutsuzluk beni yazmaya itti.

        Almanya'da en sevdiğin yer neresi?

        Berlin'i seviyorum

        Daha önce İstanbul'a gelmiş miydin?

        Hayır ama bunu sabırsızlıkla bekliyorum.

        Yeni albümündeki favori parçan hangisi? Ve seni kim "kapladı"? (Bu "You Covered Me" şarkısına ithafen soruldu)

        Albümde favori bir parçam yok. Hiçbir zaman bir favori şarkım olmadı. This Silence Kills'te de olmadı. Beni Ay kaplıyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ