İhanetten 'Geriye Kalan'
'Geriye Kalan'; bir ihanet hikâyesini alışılagelmişin dışına çıkarak anlatmayı başarıyor
Geçtiğimiz Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Çiğdem Vitrinel’e ‘En İyi Yönetmen’, Devin Özgür Çınar’a ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödüllerini getiren ‘Geriye Kalan’; bir ihanet hikâyesini alışılagelmişin dışına çıkarak anlatmayı başarıyor
HT MAGAZİN / MEHMET AÇAR
Sinema tarihinde defalarca ele alınmış, özellikle eski Yeşilçam’da neredeyse suyu çıkarılmış ‘iki kadın bir erkek’ hikâyesine taze bir hava getirmek kuşkusuz kolay değil ama senaryoyu Şebnem Vitrinel’le birlikte yazan yönetmen Çiğdem Vitrinel bunu başarıyor. Sevda’nın (Şebnem Hassanisoughi) ‘donuk’ sabah sevişmesiyle başlayıp, Zuhal’in (Devin Özgür Çınar) evli cerrah Cezmi’yi (Erkan Bektaş) baştan çıkarmasıyla süren film, seyircinin beklemediği sulara doğru ilerliyor.
ERKEK GÜCÜNE KARŞI...
‘Aldatılan masum kadın’ giderek zor anlaşılır, gizemli, hastalıklı bir karaktere dönüşürken; ‘aldatan fettan kadın’ kendini ve ilişkiyi sorgulayarak ahlaki açıdan doğru bir noktaya geliyor. Vitrinel erkeğin birden fazla kadına sahip olma arzusunu özellikle vurguluyor. Sevda ve Zuhal’in kendilerine dayatılan erkek gücüne karşı tavırları ya da ‘stratejileri’, zaten öykünün kırılma noktasını oluşturuyor. ‘Aşksız, sevgisiz evlilik’ ile ‘tutkulu yasak ilişki’nin gelip aynı erkek iktidarının karanlığında buluşmasıysa filmin feminist bakış açısını billurlaştırıyor.
Çiğdem Vitrinel öyküyü, her iki kadının bakış açısını, dünyayı ve kendilerini nasıl gördüğünü yansıtmaya özen gösteren bir görsellikle perdeye aktarmış. Sözgelimi, titiz ve takıntılı Sevda’nın dünyası ayrıntılardan oluşuyor. Sevişirken yere düşen bornoz kuşağı ya da devrilmiş oje şişesi onu rahatsız ediyor; bir gömlek etiketinin sapından ihanete uğradığını hissedebiliyor. O her şeyi bir bütün halinde tutmak isterken, Zuhal kendine ait alanlar bulup insanlardan kaçmaya çalışıyor. Davette tuvalete sığınıyor, evde balkona gidiyor, Cezmi’nin karşısındaysa pikenin altına saklanıyor. Sanat Yönetmeni Osman Özcan’ın kurduğu evler ve içindeki eşya, iki kadının da duygusal dünyasını, sınıfsal ve kültürel özelliklerini söze gerek kalmadan yansıtabiliyor.
RENKSİZ VE CAZİBESİZ
Belirli bir gerilim duygusuyla seyircinin ilgisini ayakta tutan ‘Geriye Kalan’ın eksik yanı ‘renksizliği’ ya da cazibesizliği. Bunda ilk film tecrübesizliği kadar görüntülerin fazlasıyla cansız ve solgun olmasının da etkisi var. Öykü biraz uzuyor, yan karakterler çok zayıf kalıyor ve Cezmi’nin bilinçli olarak yaratılmış ‘düz erkeklik’ halleri bir süre sonra filmin aleyhine çalışıyor. Yine de fikirleri, anlatımı ve Şebnem Hassanisoughi ile Devin Özgür Çınar’ın başarılı oyunculuklarıyla yılın en iyi yerli filmlerinden biri...
Filmin notu: 6.5
LOLA NASIL KURTULUR?
2010 yapımı ‘Greenberg’de Ben Stiller’la başrolü paylaşan, 2011’de ‘Bağlanmak Yok’ta Natalie Portman’ın çılgın doktor arkadaşlarından biri olarak göz dolduran Greta Gerwig, ‘Şimdi Gel de Gör Beni’de (Lola Versus), inandırıcı bir karakterle çıkıyor karşımıza. Gerwig, yıllardır birlikte olduğu sevgilisi Luke (Joel Kinnaman) tarafından düğünden üç hafta önce terk edilen Lola’nın yaşadığı duygusal karmaşayı samimi bir üslupla yorumluyor; komediye olan yatkınlığını bir kez daha gösteriyor. Yönetmen Daryl Wein’ın Alice karakterini canlandıran Zoe Lister Jones’la birlikte yazdığı film, tam olarak ne romantik komedinin ne de komedinin kalıpları içine giriyor. Hoş tarafı da galiba bu formatsızlığı ve Lola’nın zayıf ve olumsuz yanlarını, çevresinde yarattığı tahribatı göstermekten kaçınmaması. Final de klişelerden uzak, gerçekçi bir havaya sahip. Yine de çok fazla şey beklememenizi tavsiye ederim. Ferahlatıcı New York sahneleriyle sıkılmadan izleniyor, ‘sitcom’ları hatırlatan tarzıyla iyi vakit geçirtiyor ama hafızada iz bırakacak gibi de görünmüyor.
Filmin notu: 5.5