"Merhaba ben rock’çıyım, sen kimsin?"
"Kameraya sert bakışlar atıp, siyah giyinerek "Asiyim" diyerek isyankâr olunmuyor"
Melik DEMİREL/ HABERTÜRK PAZAR
Yaza “Yangın Var’’ adlı şarkısıyla giren Aydilge’yle doğum gününde bir aradaydık. Yeni şarkısını, katı bir müzik eğitimi altında geçen çocukluğunu ve müziklerini yaptığı dizileri konuştuk. Bir de pasta kestik!
Sıcak yaz günlerini “Yangın Var’’ adlı şarkıyla karşılayan Aydilge, bir süredir dizi sektöründe de adından söz ettiriyor. Zira Aydilge’nin müziklerini yaptığı dizilerin bir kerameti var; hepsi tutuyor. Geçen senenin yaz dizilerinden Kiraz Mevsimi, tam 51 bölüm oynayarak sezon finali yaptı. Yeni başlayan Kiralık Aşk’ın ilk bölümü de reytinglerde ikinci oldu. Aydilge’nin yeni yaşını (36) kutladığı dakikalarda, bir Yengeç kadını duygusallığıyla katıldığı içten sohbetimize buyurun.
Ankara yıllarınızdan başlayalım. Oranın rock ekolünü yakaladınız mı?
Manga, Emre Aydın ve nicesi... Ankara’nın özelliği çok tekdüze olması. Sıradanlık ağır bir hava gibi üstüne çöker. Ankara’da dezavantaj gibi gözüken şey, ters anlamda yaratıcılığı tetikliyor. Sonra kendini göstermek için İstanbul’a geliyorsun.
3 kitabınız ve bir sürü şarkınız var. Yaratıcılığınız nasıl eyleme dönüştü?
İki türlü Aydilge var aslında; birisi oldukça disiplinli, bir tanesi kafayı tamamen salmış. n Disiplinli Aydilge mi? Nasıl yani? 7 yaşında TRT Ankara Radyosu Çocuk Korosu’na girdim. Konservatuvara benzer ama çok katı bir eğitimi vardı. Küçücük çocuklara radyo sanatçısı kokartı veriyorlardı. Saatlerce ayakta durmak, nota okumak, solfejler... En ufak bir hataya tahammül yok. Whiplash filmine çok benziyordu çocukluğum. Oradaki hocayla empati kurdum, hatta sevimli buldum!
Beğendiğiniz özellikleri neydi?
Ortalamaya razı değildi, katlanamıyordu. Müziğin çok ciddi bir iş olduğunu, “Fena değil, iyi’’ gibi sözcüklerle değil, “Olağanüstü, fevkalade’’ diye tanımlanana kadar uğraşmak gerektiğini söylüyordu. Müzik bunu hak ediyordu. Bizde tam tersi. İnsanlar ‘’Valla çok güzel oldu, yeter Aydilge!’’ diye ikna etmeye çalışıyor.
‘MÜZİK HEP İÇİMDE’
“Yangın Var’’ şarkısında ne zaman ikna oldunuz?
Şarkı bir senede bitti. İki senedir çalıştığım Alen Konakoğlu düzenledi. Davulları kaç kez çalındı, “Öyle mi yapsak, böyle mi” diye farklı şekillerde aranje edildi. Altyapısından gitarları, rock’n roll ritimlerini çıkarınca musiki haline geliyor. Musikiyi alıp rock ritimleriyle birleştirmek çok kolay değil. Bir ten uyumu gerekiyor.
Şarkılarınızı yazarken nelerden ilham alırsınız? İlham köşeniz var mı?
Müzik hep içimde, her an her yerden çıkıyor. Ama bir anda çıkıyor gibi görünen şey, izlenen, düşünülen, hissedilen pek çok şeyin o anda harmanlanması. Bazı şarkılarımın bambaşka anlamları var. “Bu Gece Ben Ay” başka, “Yangın Var” başka. Bazı şarkılar inanılmaz katmanlı duygular yaşatır. İlla laylaylom değil. Hüzünlü bir şarkı da mutluluk verir.
“Biri beni anlıyor” diyerek özdeşlik kurabiliyor dinleyici...
İnsanlar hissedilmek, anlaşılmak istiyor. “Beni duy, anla, hisset” diyor. Bazen “Bu şarkı sayesinde çok huzurlu uyandım’’ şeklinde yazılar görüyorum, çok mutlu oluyorum. Elimde sihirli bir değnek var, herkesi anlarken müzikle boyayarak yapmaya çalışıyorum. İlla ki mutlu son olması şart değil. Sanatla boyadığında güzelleşiyor. Yeter ki basit ve sakil olmasın. İnsanlar üretmek yerine hazırı tüketiyor. “Yangın Var”, çıkalı bir ay olmamış şöyle bir twit geliyor: ‘’Aydilge yeni şarkın ne zaman çıkıyor?’’
Albüm mü istiyorlar acaba?
O da gelecek ama tüketmek o kadar hızlı şekilde pompalanıyor ki. Eskiden katman katman ilerlerdi, dinlendikçe sevilirdi. Şarkı eskiyince başka bir tatlanırdı. En büyük sorun, kimsenin var olduğunu hissedememesi. Sosyal medyada görünmezlerse sanki yoklar gibi. İnsanların doyması lazım ki tüketmesinler. Sistemin aşıladığı, “Doymayın, aç kalın, kendinizi kötü hissedin ki o boşluğu atmak için bir şeyler satın alın.” Kendi küçük dünyamda bunun savaşını veriyorum.
'MÜZİĞİNİ YAPTIM BANA NE YA, DİYEMEM'
Kiraz Mevsimi dizisinde müzik dışında oyunculuk da yapmıştınız...
Üç bölümde gözüktüm. Ama hep orada gibiydim. Ayaz ve Öykü çitfi vakit geçirirken alttan şarkım dönüyordu.
Dizi piyasasında neler gözlemlediniz?
Dizilerle çok aram yok ama işin içine bayağı girdiğimi fark ettim. Reytinglerde birinci çıkınca çok sevinip düşünce üzülüyordum. “Müziğini yaptım, bana ne ya” diyemem. Ben benimsedikçe izleyici de sahipleniyor. Nasıl daha çok izlenir diye araştırmaya başladım.
Seyirci o pozitif enerjiyi mi arıyor?
Kiraz Mevsimi’nin tutmasında bu çok önemli bir faktör. Bu kadar yükselmesi beklenmiyordu.
'MERHABA BEN ROCK'ÇIYIM, SEN KİMSİN? '
Bu aralar ne tarz müzikler ilginizi çekiyor?
Dünya müziklerini çok severim. Hint müziği özellikle. Coke Studio’da Batı müziğiyle Doğu bir arada harmanlanmış.
Seksenli yılların rock’çılık kavramı değişti mi sizce?
Kendimizi bir kavramla tanımlamayı çok seviyoruz. “Şöyle biriyim, böyle meziyetlerim var” demek zor ama “Rock’çıyım” demek, bir gruba ait olmak kolay. Birey olmak zor. Kimsenin incelikleri fark edecek vakti yok. Hiçbir zaman “Rock’çıyım” demedim. Çok komik geliyor. “Merhaba ben rock’çıyım, sen kimsin?” der gibi.
Peki kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Kendini rock’çı diye tanımlayan pek çok kişiden daha isyankâr, sistemi sorgulayan biriyim. Çünkü bence kameraya sert bakışlar atıp, siyah giyinerek “Asiyim” diyerek isyankâr olunmuyor. Kameraya gülücükler atıp rengârenk giyinirim ama söylemlerim pek çoğundan daha korkusuz.