"Bazılarını uzaktan sevmek daha iyidir"
Sinem Kobal'la ayrıldıktan sonra adı başka güzellerle anılan Arda Turan, aşka bakışını anlattı
Bu bir gelişim süreci mi yoksa bir gün oturup artık böyle yaşamalıyım diye bir karar mı aldı, merak ediyorum: “İnsanlar dışarıda hep gülen, hep sempatik Arda’yı görüyor. Ben aslında kendi hayatımda çok sert, çok aksi bir adamımdır. Öyle vur patlasın, çal oynasın bir adam değilim.”
‘KALBİMDEN GEÇENİ YAŞARIM’
20’li yaşlarının başında Galatasaray gibi bir camiaya kaptan olmak insanın omzuna müthiş bir ağırlık yükler. Çünkü o camiaların kaptanı olmak, sadece yeşil sahada “liderlik” etmekle olmaz. Çarşıda, pazarda, mahallede; hayatın her alanında senden liderlik etmen beklenir.
Bu değişim acaba hesaplayıp aldığı bir kararın sonucu mu; merak ediyorum: “Benim hayatımda hesap, kitap, matematik olmaz. Ben kalbimden geçeni yaşarım. İşi de, aşkı da hesaplayarak yaşamadım hiç. Pişman olmuşsam da kalbimden geçeni yaptığım için pişman olurum. Ben kazanmaya oynamam, mutlu olmaya oynarım. Bu yüzden hiç sahte olmadım. Olamam da zaten.”
SOFRASI HEP KALABALIK
Arda gibi hayatı göz önünde geçen bir adamsanız, kalabalıklar içinde yalnız olmak fena bir lüks de olmayabilir. Ama gördüğüm kadarıyla, o yalnızlığı sevmeyen bir adam. Hatta paylaştıkça, etrafında insan oldukça daha da mutlu oluyor:
“Etrafımda çocukluk arkadaşlarım, evde çalışanlar; sofram hep kalabalıktır, telefonlarım hiç susmaz. Bu seviyeye gelmiş adamın etrafı tabii kalabalık olur diye düşünüyor olabilirsin ama bizim evimiz ben 17 yaşındayken de böyleydi. Şu anda burada gördüğün adamların hepsi benim çocukluk arkadaşım. Bizim elimizde avucumuzda yokken de soframız kalabalıktı. Parayla, başarıyla alakalı bir durum değil bu.”
‘UZAKTAN SEVMEK İYİDİR’
Arda, Madrid’e gittiğinde de arkasından onlarca yazı yazıldı. Gittiği gibi döner, uyum sağlayamaz dendi: “İmzayı attığım günden bu yana da hiç mahcup olmadım. Madrid artık benim evim. Hayatımın geri kalanında burada nasıl yaşarım diye düşünüyorum, hep burayla bir bağım olsun istiyorum.
"Türkiye’ye tatile gidip döndüğümde evime geliyorum hissi oluyor. Özlem diye bir şey yok artık, teknoloji var. Bir tuşa basıyorsun, görüntülü konuşuyorsun. Uçağa bindiklerinde dört saat sonra buradalar. Özlem falan hikâye yani. İnsan bazen uzaktan da sever. Bazı insanları uzaktan sevmek daha iyidir hatta.”
‘BEĞENİRSEM TAMAMDIR’
“Bizim çocuklar hep makara yapar benle; işte yakışıklı değilsin, fiziğin düzgün değil. Evet, bir kadının beni beğenmesine gerek yok. Beğenmezler de zaten ama ben bir kadını beğeneyim yeter.
Kadınlar güçlü, başarılı, korumacı erkeği severler. Bunların hepsi bende var. Üstüne bir de kendimi beğendirmek için niye çaba sarf edeyim? Ben beğenirsem tamamdır. Bunlar planla olacak şeyler değil. Aşk, sevgi planla, hesapla olsaydı bu kadar güzel olmazdı.”
‘AFFEDERİM AMA ASLA UNUTMAM’
“Hayata karşı aptal bir adam değilim. Bana yapılanları asla unutmam. Hadsizlik yapan olursa hesabını keserim. Affediciyimdir, hayatı kendime zindan etmem ama bir yere not ederim. Eninde sonunda hesabını keserim."
"Bükreş’e Avrupa Ligi finaline gittiğimde otele girdim, lobide Oğulcan (Engin) duruyordu. İlk o gelmişti. Bunun benim için çok önemi var mesela. Hayatım boyunca bendeki yeri ayrı olacaktır. İyilik yapanı da, kötülük yapanı da unutmam.”