Güler Yiğit ve Haldun Dormen İzzet Çapa'ya konuştu
Güler Yiğit ve Haldun Dormen: Bir İstanbul beyefendisi ile bir İstanbul hanımefendisinin evrak-ı metrukesi... Bambaşka hayatlar sürmüş iki kardeşin ortak noktaları; çocukluklarını, renkli geçmişlerini, hayatlarını derinden etkileyen büyük trajedileri ve şahane aşkları... . İzzet Çapa bu hafta onlarla konuştu.
ABONE OLGAZETE HABERTURK- HT PAZAR
Güler Yiğit ve Haldun Dormen… İki ayrı ama aynı dünyanın insanı… Tıpkı yaramaz Bart ile uslu kız kardeşi Lisa Simpson gibi. Tiyatronun duayeni Haldun Dormen nasıl afacan bir ufaklıksa, cemiyet hayatının renkli kişiliği kardeşi Güler Yiğit ise bir masumiyet abidesiymiş çocukluklarında. Laf lafı açtıkça coşup giden sohbete öyle kaptırmışım ki kendimi, ancak onlarla vedalaşırken haklarında bilinmeyen pek çok gerçeği konuştuğumuzun farkına vardım. Güler hanımın evliliklerindeki bilinmeyen yönler, ilk ve tek çocuğunun intiharı, Haldun beyin çocukluk yadigarı sakat bacağı, Semiramis Pekkan ile yaşadığı tutkulu aşk ve daha neler neler… İşte bir İstanbul beyefendisi ile İstanbul hanımefendisinin evrak-ı metrukesi
Güler Hanım çok genç ve güzel görünüyorsunuz, bu işin içinde bir neşter vardır herhalde
Ben estetiği hayatın bir parçası olarak görüyorum. İnsan kendinde beğenmediği yerler olduğu zaman bunları değiştirmeli. Çok doğal bu. Çünkü güzel bir kadın her zaman kendine daha çok güvenir.
Ben de Sophia Loren gibi "Bol bol su içiyorum, ondandır" diyeceksiniz diye korkmuştum. Neyse güzellik sırrını aldık peki her daim nasıl böyle şık oluyorsunuz?
Bir kere ben marka takıntısına karşıyım. Herkesin elinde aynı Hermes çanta… Bu ne bir şıklık ne de bir stil göstergesi. Mesela ben her yerden giyinebilirim. En iyisini, en pahalısını da giyerim, yakışıyorsa en ucuzunu da. Bu kendine güven meselesi. Bir tek çantada markaya önem veriyorum. Valizlerim bile Louis Vitton…
Gelin şimdi bir zaman tüneline girelim, geçmişe dönelim. Nasıldı çocukluğunuz? Herhalde mürebbiyeler, gümüş tepsiler, altın kaşıklar falan…
Haldun’un zaten mürebbiyesi varmış, ama ben doğunca Almanya’dan başka bir mürebbiye getirmişler. Hem de diplomalı filan. Onun elinde büyüdük, Alman kültürüyle tabii…
Haldun Bey'den laf açıldı madem, kendisi gelmeden biraz dedikodusunu yapalım; Yaramaz bir çocuk muydu?