Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Özel Röportajlar Nihat Doğan söyleşisi

        BEGÜM ÇELİKKOL / HABERTURK.COM MAGAZİN SERVİSİ

        begumcelikkol@haberturk.com

        http://twitter.com/bcelikkol27

        https://twitter.com/MAGAZINHT

        Nihat Doğan ile söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bakın Doğan Eurovision, Fransa hakkında nasıl düşünüyor, aşka nasıl bakıyor, en çok hangi yemeği seviyor...

        Eurovision hakkında ne düşünüyorsunuz?

        O süreci yakınen takip edemedim. Eurovision'u çok abartıyoruz. Milli mesele oldu. Her sene üzülüyoruz. Milletimizi beklenti içine sokup, üzüyorlar. Eurovision kültürlerin sergilendiği bir showroom gibidir. Herkesin kültürünü tanıtacağı bir yer olmalıdır. İbrahim Şahin'i severim, güzel şeyler yapmıştır. O hantal yapıyı azaltıp refleksif bir

        yapıya getirmiştir. Nedense Eurovision seçimlerinde başarısızlık göstermektedir. Sertap Erener'den sonra birşey olmadı. Keşke daha doğru düşünseler. Kimlere danışıyorlar bilmiyorum. Daha bizden birşeyler katsalar içine. Çok fazla büyütmeseler keşke. Bir türlü doğru isimle gidilemedi. Kenan Doğulu gitti, elinde mendille, arkada zurnalar... Can Bonomo da bağlamalar var diyorlar, tam dinlemedim. Çocuğa görev vermişler, "Görev kutsaldır" demiş gidiyor. Özgüvenli insanmış. Çekinebilirdi, geri vites yapabilirdi. Yahudi olmasına da, biz de ırkçılığı sevmeyiz. Müzik evrenseldir. Bonomo'ya destek çıkanlara bakıyorsunuz acayip faşistler. Kendilerinden olmayanlara tahammülsüzler. Ülkemi en iyi biçimde temsil eden kimse o gitsin. Bu çocuk Türk kimliği taşıyan bir kardeşimizdir. Destek verilmelidir.

        Yahudiler de enginizasyondan beri buradalar. Keşke Kürtçe, Türkçe, Lazca, Gürcüce gidilseydi. İngilizce gidiliyor. Bu benim için doğru değil...

        Kıraç da öyle diyor. Türkçe gidilseydi diyor hep...

        İlk Kıraç ismini duydum, çok olumlu baktım. Mor ve Ötesi gitti. Tereciye tere satmak gibiydi. Kıraç Anadolu Rock yapıyor, bizden esintiler sunuyor. Daha doğru olurdu. Bonomo'nun da yanında olmak lazım. İnşallah başarılı olur.

        Fransa hakkında ne düşünüyorsunuz?

        Siyasetçilerin tarihçilik bezirganlığına soyunması yanlış. Küçük adam Sarkozy bir anda 1915 olaylarını gündeme getirdi. Olay oldu mu? Ama bizim halkımız soykırım yapmamıştır. Avrupa eskiden birbirine giriyordu. Biz İstanbul'u almaya çalışırken İngilizler ve Fransızlar savaşıyordu. Birbirlerini yediler. Hitler konuşuluyor. Soydaşlarımızı Bulgarlaştırma olaylarını düşünün. Rumlar evlerinden çıkarılmıştır, Kürtçe köy isimleri değişmiştir ama Başbakan çıkıp özür dilemiştir. Kendi sorunumuzu kendi içimizde çözeriz. Ama Türkiye "Gelin 1915 komisyonu kuralım. Arşivler açılsın. Biz Hocalı katliamı gibi bir katliam yapmadık" dedik. Ermeniler, Osmanlı'ya en sadık azınlıklardan biridir. İmtiyaz sahibiydiler. Makamların başına gelen üç ırk vardı: Türkler, Kürtler, Ermeniler. Benim üzüldüğüm nokta bu üç ırk, Viyana kapılarına dayanan ırklar, birbirine vurduruluyor. Başarılı da oldular. Savaş içindeyiz. Bedeller ödendi, hala ödeniyor. Bunun bitirilmesi lazım. Artık barışın gelmesi lazım. Lobicilik yapanlar bırakmalı. Küçük Sarkozy'nin kendi çıkarları için milletlerin bağlarının koparılmasının anlamı yok. Bakın "biz sınırlarımızı açalım" dedik. Biz açılımcı bir ülkeyiz. "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" diyoruz. Somali'ye, Filistin'e yardım ediyoruz. Elimizin uzandığı yere gidiyoruz. Biz içe düşman olanları temizlemeliyiz. İçimize düşmanları temizler, bu ülkeyi gerçek sahipleri olan Anadolu çocuklarına verirsek birlik beraberlik içinde oluruz. Bir taraftan "Madonna" diyenler yere göğe sığdırılmazken "Hak" diyenlere saldırılıyor. Kokain alemindekiler yere göğe sığdırılmıyor, "Ezan, Hak" diyen Nihat Doğan'a neler söyledikleri ortada.

        Nihat Doğan aşka nasıl bakıyor?

        Şu an aşk yok. Olsa el ele çıkarım. Aşklarımı göz önünde yaşarım, kimseye de hesap vermem. Şimdi yoğunum. Van'daki kardeşlerimiz için erzak alımına uğraşıyoruz. Konserler olacak, senaryo var. Bir yere gidemiyorum ki. Bir yere çıksam olur belki.

        Bazı kadınlar "İlgilenmiyor" diye istemeyebiliyor...

        Öyle biten aşklarım da oldu. Size sormalı Begüm Hanım...

        Valla ben direkt bağırıyorum, kızıyorum, korkulu rüyasıyım, ondan biraz zor :)

        Allah muhafaza...

        En çok hangi yemeği seviyoruz?

        Benim yemekle aram yok. Çocukken çok top oynardık. Akşam eve gelince bayılır yatardık. Bakkalda bisküviyle karın doyururduk. Kahvaltı seviyorum. Zorlama oldu yemekte. Elimde sigara söndürdü babam. Zorla sulu yemek yedirmeye çalıştı. O dönemde antipatim oldu.

        O zaman evleneceğiniz kız şanslı, yemek yapmayacak... İki omlette kurtulur..

        Yok öyle... Zeytinin çeşitleri, peynirin çeşitleri, bal, kaymak olacak sofra. Kolay kurtulamaz...

        Nelerden keyif alırsınız?

        Maça gitmeyi seviyorum, futbol oynamayı seviyorum. Müzik seviyorum. Şu an senaryo yazmayı seviyorum.

        Son sözlerinizi alalım

        Bizi ölüm korkutmaz. Ölüme davulla zurnayla gideriz. Yeter ki halk için, Hak için ölüm olsun. Zaman zaman üzülüyorum. Kadının biri çıkıyor ekrana "Neden Allah kelimesini kullanıyorsun?" diyor. "Kefenin cebi yok" diyorlar. Kefenin cebi olmaz mı? Yediğimiz küfürler, iftiralar emin olun ki kefenimizin cebine koyacağımız tek taştır, pırlantadır. Allah bize "Bizim için ne yaptın?" dediğinde "Biz senin için iftiraya uğradık" diyeceğiz. İnandığımız yolda bir değil bin

        dönemeç görsek geri dönenlerden olmayız. Söz verdik Allah'a çıktık dikenli yolara. Bizle alay ederlermiş dönüp bakmayız, bize iftira ederlermiş gülüp bakarız. Biz avımıza kilitlenmişiz, bizim davamız var. Bizi o davadan döndüremezler. Biliriz ki dağlar, tepeler dümdüz olacak. Izdıraplı olmak gerek. Beyhude çabalarını anlıyor bunları

        tebliğ ediyoruz. Bu arkadaşlar girmiş oldukları yolun yanlış olduğunu, bu dünyanın tiyatro olduğunu kendilerine söylüyoruz. Halka, Hak'ka küfür etmesinler. Onlar yanılgı içindeler. Hidayete erdirmek Allah'ın işi. Hala Allah'a, Nihat'a küfür ediyorlarsa ederler. Allah'ın işidir. Ayet açık ve nettir. Allah, "Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler" demiştir. Onlara bizim kelamımızı duymak ağır gelir. Allah ıslah etsin.

        Teşekkür ederiz Nihat Bey...

        Ben teşekkür ederim dinlediğiniz için

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ