Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Medya Hangi televizyon?

        Son birkaç gündür “İsmail Cem Televizyon Ödülleri” hakkında yapılan haberler neredeyse tüm medya organlarını esir aldı…

        Bazısı hayal kırıklıklarını aktarıyor, bazıları eleştiriyor bazıları da alkışlıyor…

        Bu renkli tartışma ortamında sarf edilen sözler ve yapılan yorumlar, taşıdığı zengin polemik materyaliyle, aslında medya hakkında yazanlar için gerçekten de bulunmaz bir nimet…

        Fakat yarışmanın drama jürisinde yer alan biri olarak, bunlara cepheden cevap vermeyi doğru bulmuyorum.

        Her ne kadar nezaket sınırlarını aşanlar olsa da…

        Bu tip tartışmaların doğal olduğuna ve televizyon sektörüne fayda sağlayacağına inanıyorum.

        Söylediğim gibi: “Nezaket sınırları içinde kalmak koşuluyla…”

        * * *

        Asıl üzerinde konuşulması gereken, daha sadece ilki düzenlenen bir ödül töreninin, neden bu kadar ilgi çektiği?

        Neredeyse aynı aktörlerin, yapımcıların, yönetmenlerin yer aldığı sinema sektöründeki benzer törenlerin çoğunluğu, bu popülaritenin yarısına bile ulaşamıyor!

        Aslında neden çok açık!

        72 milyonu aşan bir nüfusumuz var, fakat daha yılda 40 milyon sinema bileti bile satamıyoruz.

        Ne sektör temsilcileri, ne de devletimiz sinemanın stratejik bir sektör olduğunu henüz tam anlamıyla idrak etmiş durumda.

        Daha henüz bir sinema ülkesi olmayı başaramadık!

        Hâlbuki televizyon, Türk insanının hayatının tam ortasında.

        * * *

        Nielsen’in yaptığı bir araştırmaya göre, bir Amerikalı haftada 35 saat televizyon izliyor. Yani günde ortalama 5 saat.

        Türkiye ise Amerika’nın hemen arkasından ikinci. Tam rakam belli değil, fakat sadece dakikalarla onların arkasındayız.

        Çalışmak haricinde, günde 5 saat ayırdığımız başka hangi alışkanlığınız var, bir düşünün.

        Çocuklarımız neredeyse okulda geçirdikleri zaman kadar televizyon izliyorlar…

        Marshall Mcluhan’ın bundan 40 yıl önce söylediği gibi…

        Televizyon çocuğu gelen bilgileri kütlevi şekilde, tasnifsiz bir biçimde alır.

        Okul ise bilgileri tasnif ederek, bir program ve disiplin dahilinde verir.

        Bu iki bilgi kaynağı birbiriyle modüler değildir.

        Bu durum, muhatap olanın algısında bir gerilime neden olur.

        Çocuklarımız artık okulun ve temsil ettiği öğrenme disiplininin neden gerekli olduğunu anlayamıyor.

        Epistemolojik bir sorunla karşı karşıya dünya…

        Her hanede en az bir tane temsilcisi olan bir organizasyon düşünün…

        Doğru ellerde bu organizasyonun toplumu nasıl dönüştürebileceğini…

        Yanlış ellerdeyse ne tip felaketlere yol açabileceğini…

        Düşünün…

        * * *

        Amerika’da yayınlanan “Alkol ve Uyuşturucu Araştırmaları Dergisi” tarafından yapılan bir çalışmaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

        Reşit olmayanlar için sakıncalı sayılan yapımların, çocuklar üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmayı konu alıyor.

        Bu tip filmleri veya dizileri seyretmesine hiç izin verilmeyen çocukların, sadece %3’ü ileride düzenli alkol tüketimine başlarken...

        Bu tip filmleri bazen izlemesine izin verilenlerde bu rakam %19’a çıkıyor.

        İstediği zaman istediğini seyreden çocuklardaki oransa tam tamına %25.

        Bu tabloda, medya okur yazarı olamayan ve çocuklarına karşı ilgisiz ebeveynlerin sorumluluğu tartışılmaz olarak ana neden, kabul.

        Peki ama, sadece izleme oranını kriter olarak kabul eden televizyon sektörünün ve yapım şirketlerinin bunda payı yok mu?

        Kanuni ve kurumsal yaptırımların uygulanamayışı problemin kozmetik bahaneleri.

        Önce sektörün kendi içerisinde bir konsensüse varması lazım.

        Ödül organizasyonları, bu tarz sorunların tartışılıp bir sonuca ulaştırılması için, en doğru platformlardır.

        * * *

        Şimdi birileri çıkıp: “Artık televizyonun devri geçti. Gelecek internetin ve mobil iletişim cihazlarının olacak” diyebilir.

        İnternet kullanımının baş döndürücü şekilde arttığını kabul ediyorum.

        iPad’in Amerika’da piyasaya çıktığı gün, 300 bin adet satması, gerçekten de bir dönüşümüm habercisi, kabul.

        İyi de zaten televizyon olarak ifade ettiğimiz şey, cihazın kendisi değil ki!

        İçeriği!

        Bilgiye ulaşırken kullandığımız mecra değişebilir, fakat asıl sorun içeriğin kendisinde, sunum şeklinde.

        Bu içeriğe ister bilgisayar başında, ister feribotta seyahat ederken, isterse evdeki sıcak koltuğunuzda ulaşın.

        Küçük farklılıklarla beraber zararlı içerik, 3 mecrada da benzer komplikasyonlara yol açacaktır.

        Öte yandan Nielsen’in yaptığı son araştırma, televizyon cihazının bile, popülerliğini arttırarak koruduğunu gösteriyor.

        * * *

        İşte size 2009’un son çeyreğini baz alan bu araştırmadan bazı notlar.

        Tipik bir Amerikalının televizyon izleme süresi, bir önceki yıla göre %1 artış gösterdi.

        Biraz evvel de ifade ettiğim gibi bu süre haftada 35 saat.

        Haftalık internet kullanım süresiyse daha haftada sadece 4 saatler düzeyinde.

        Çevrimiçi video izleme süresi 22 dakikayken, mobil cihazlarla bu rakam henüz 4 dakika.

        Yani internet ve mobil cihazların hayatımızda tuttuğu yer durmadan artıyor, fakat televizyon hala baş aktör.

        Televizyonun bu performansında HD teknolojisi ve yüksek çözünürlüklü dev ekranların büyük katkısı var.

        Hatta piyasaya yeni yeni giren 3 boyutlu cihazlarla beraber, televizyon izleme deneyiminin daha da cazip hale geleceğine inanıyorum.

        Öyle ki 40 gün sonra başlayacak Dünya Kupası’nda oynanacak 25 maç, 3 boyut destekli yayınlanacak.

        Gerçekten de baş döndürücü bir hız değil mi?

        * * *

        Asıl dikkat edilmesi gereken istatistiklerse bunlar değil.

        Kaydedilip sonradan seyredilen televizyon programlarına Amerikalılar, haftada 2 saat ayırıyor.

        3 yıl önce ben Amerika’dayken bu süre neredeyse 1 saatti.

        Artık her eve birden fazla, hatta bazı evlerde birey sayısı kadar televizyon düşüyor.

        Televizyon seyretmek eskiden aile üyelerinin ortak olarak katıldığı bir faaliyetken, artık bireysel bir etkinlik haline geldi. Her birey kendi seyretmek istediğini kaydetmeye ve tek başına seyretmeye başladı.

        Yani televizyon belki de en önemli avantajını, yani kitabın yalnızlaştırdığı insanları sosyalleştirme işlevini de kaybediyor.

        Aslında televizyonun hayatımızda bu kadar yer tutmasındaki asıl neden de, bu sosyalizasyon yeteneğinden başka bir şey değildi.

        Peki devamlı birbirinden uzaklaşan, iletişime giremeyen ve yalnızlaşan 21. yüzyıl insanı, sosyalleşme ihtiyacını artık nereden karşılıyor.

        Buyurun size aynı araştırmadan bir başka istatistik daha…

        Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde internet ve televizyonun birlikte kullanımı bir önceki çeyreğe göre %35 artarak, ayda 3.5 saate ulaştı.

        Sosyalleşmenin yeni mecrası artık Facebook, Myspace, Twitter vs…

        Fakat insanların televizyonu terk edemediğine de, dikkatinizi çekmek isterim.

        Peki, gelecekte neler olacak?

        * * *

        Araştırmacıların ortak kanısı, televizyonla internet tabanlı sosyal medya platformlarının, bir şekilde bütünleşeceği yönünde…

        Öte yandan nereden bakarsanız bakın, sosyal medyanın, haber ve spor müsabakalarının işlevini karşılayabilmesi, yakın gelecekte mümkün görünmüyor.

        Zaten ifade ettiğim gibi ister arkadaşlarımızla, ister ailemizle, isterse tek başımıza seyredelim, içerik hep aynı içerik olacak.

        Burada asıl dikkat edilmesi gereken, yeni nesillerin artık ebeveynlerin denetimi olmadan da bu içeriğe ulaşabiliyor olması.

        Yani artık problemi kaynağında çözmekten başka çaremiz yok.

        İçerik kontrol altına alınmalı…

        Bunu ailelerin veya devlet otoritesinin tek başına başarması mümkün değil.

        Sektörün iç denetim mekanizmalarıyla bu çabaya destek vermesi şart.

        * * *

        Soru:

        Hangi kanal,

        Hangi program,

        Hangi dizi,

        Hangi aktör,

        Hangi yapımcı,

        Değil…

        Hangi içerik,

        Hangi televizyon,

        Olmalı!

        * * *

        Biz hala televizyon ödülleri de nereden çıktı diye söylenip duralım!

        fatihomeroglu@cyapim.com.tr

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ