Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik “Kürtler istiyorsa Öcalan muhatap alınmalı”

        KÜBRA PAR/ kubrapar@haberturk.com

        EDP ve Yeşiller Partisi birleşti ve iki ay önce Yeşiller ve Sol Gelecek adı altında yeni bir parti kuruldu. Bu partinin bir başkanı yok, iki eş “sözcüsü” var. Başkan kelimesinin çağrıştırdığı otoriter çağrışımlardan uzak durmak adına kendilerine “eş sözcüler” demeyi tercih ediyorlar.

        Ali Arif Cangı ve Sevil Turan, samimi iki politikacı. Ali Arif bey, eski Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP)'nin İzmir İl Başkanlığını yürütmüş bir avukat. Sevil Turan ise Artvin Şavşat’ta doğup büyümüş, Bursa'daki öğrencilik yıllarında Yeşiller Partisi'yle tanışmış, bir süre aktivist olarak çalıştıktan sonra siyasete atılmış... Sert tavırları ve öz güvenli duruşuyla gelecekte Türkiye'nin çok konuşacağı bir kadın politikacı olacağının sinyallerini şimdiden veriyor.

        Onlar için “Yeni Cihangir partisi” diyenler var. Bu ülkenin siyaset geleneğini göz önüne alınca, çabaları Don Kişot'luk olarak görünebilir biraz, ama onlar sistemi değiştirmenin ve halkın desteğini kazanmanın mümkün olduğuna inanıyorlar.

        Nasıl başaracaklarını kendileri anlatsınlar...

        İMRALI İLE DİYALOG SÜRECİNİ DESTEKLİYORUZ”

        Bugünlerde Kürt siyasetçilerle karşılıklı bir müzakere süreci başlatıldı. Bu konudaki tavrınız nedir?

        Ali Arif Cangı: Bu adımları son derece yerinde ve gerekli buluyoruz. Hatta geç bile kalındı. Kürtlerin ve Kürt siyasetinin öngördüğü muhatapla müzakere yapılması gerekiyor. Eğer onlar bu konuda Abdullah Öcalan'ın muhatap alınmasını istiyorsa, o alınmalı…

        Sevil Turan: Adaletin bütün kesimler için sağlanmasını savunuyoruz. Kürt meselesi içinde çizgimiz net: Kürtlerin bu sorunu aşmak için kendi iradeleri doğrultusunda diyaloğa dayalı biz çözüm gerçekleştirilmesi gerekiyor. AKP hükumetinin diyalog ortamının önünü kesici saldırgan siyaset tarzı, geri adımlar atılmasına neden oluyor. Bu bir süre sonra Kürtler açısından bir duygusal kopuş yaratacaktır.

        Çözüm sürecinde kırmızı çizgileriniz var mı? Özerklik konusuna nasıl bakıyorsunuz?

        Sevil Turan: Yerinden yönetim ve özerklik kavramları bizim tüzüğümüzde de geçiyor. Merkezi siyaset sistemi, hakların tanınmasını, taleplerin karşılanmasını öteleyen; demokratik açıdan sorunlu bir sistem. Dolayısıyla yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerekiyor. Güçlü yerel yönetimler, anadilde kamu hizmetinin verilmesi, bölgede demokratik özerkliğin sağlanması Kürt sorunun çözümü için kaçınılmaz adımlar… Bu demokratik taleplerin yerine getirilmesi gerekiyor.

        BDP İLE DOST PARTİYİZ”

        Yaşanan süreçte BDP’ye karşı bir eleştiriniz var mı?

        Sevil Turan: Hayır, yok. BDP açlık grevleri ve dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda çok olgun bir siyaset yürüttü. Ayrıca kadınlar ve LGBT bireylerinin hakları konusunda yürüttüğü politikalar çok anlamlıydı.

        Ali Arif Cangı: BDP Kürt siyasetinin meclisteki legal temsilcisi. BDP’nin varlığı Türk siyaseti açısından çok değerlidir. Dost parti diyebiliriz.

        MUHALEFETİ SALT AKP KARŞITLIĞI ÜZERİNDEN YÜRÜTMEYECEĞİZ”

        Türkiye'nin sizin partinize ihtiyacı var mıydı?

        Ali Arif Cangı: Türkiye çeşitli krizlerle mücadele ediyor. Bir taraftan iktisadi eşitsizlikler sorununu çözebilecek, özgürlük ve adalet sorunlarını giderebilecek, insanların eşit yurttaşlar olmasını sağlayacak; diğer taraftan dünyayı gelecek kuşaklar ve tüm canlılar için yaşanabilir bir halde tutacak, doğanın haklarını koruyacak bir partiye ihtiyaç vardı. Özgürlükçü sol ile ekoloji düşüncesinin bir araya gelmesi bu ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktı.

        Var olan partiler bunu karşılamıyor mu?

        Ali Arif Cangı: Sadece şu an var olan partiler değil, şimdiye kadar yaşatılan siyasi hareketler de bunu karşılamıyordu. Öncelikleri başkaydı. Ekoloji politikaları ya hiç yoktu ya da geri sıralarda yer alıyordu. Ekoloji siyaseti yapan hareketlerde ise diğer eşitsizlikler arka planda kalıyordu. Bu yüzden de bütüncül bir siyasetin yapılması gerekiyordu.

        Sevil Turan: Türkiye'de bir muhalefet boşluğu var ve insanlar bu ihtiyacı giderecek yeni bir umut arıyordu. Ekoloji, emek ve tanınma adaleti çevresinde yeni bir oluşuma ihtiyaç vardı. Şu andaki muhalefetin sadece salt AKP karşıtlığı üzerinden yürüttüğü çizgi, insanlar açısından kendi ihtiyaçları için bir cevap doğurmuyordu. Bizim temel hedefimiz olumlu siyaset yapmak. Eleştiri her zaman gerekli ama ama onu da olumlu bir dil üzerinden kurmak, siyaset dilini de olumlu bir dile çevirmek temel ilkelerimizden bir tanesi.

        SORUN AKP DEĞİL SİSTEM”

        Türkiye siyasetindeki gerilimli ortama baktığımızda bu dili kullanarak etkili olmak mümkün mü peki?

        Sevil Turan: Evet, mümkün. Yeni bir partinin kurulmasından umutlanıp bize katılan insanların varlığı da bunun göstergesi.

        İnsanlar var olan siyasi dilden yorulmuş durumda. Sorunlara odaklanmak yerine kısır siyasi tartışmalar içinde sürekli boşa kürek çekiliyor. Bunun ötesinde bir şeyler yapılması gerekiyor.

        Ali Arif Cangı: Bütün sorunların kaynağında sanki AKP varmış ya da AKP'nin hükumetten gitmesiyle sanki sorunlar çözülecekmiş gibi algılanıyor. Oysa öyle değil. AKP bu sistemin içinde bir parti ve bu sistemi yürüten bir parti. Bu sistemi değiştirme iddiasıyla gelip, sistemin bir parçası olan bir parti. Dolayısıyla biz AKP karşıtlığından çok sistemi değiştirme iddiasında olacağız.

        Sistem değişikliğinden kastınız ne tam olarak?

        Ali Arif Cangı: Şu anda, ülkede yaşayan pek çok kimliği, etnik grubu, dinsel inancı, mezhebi yok sayan, cinsel yönelimleri farklı olan LGBT bireylerini eşit saymayan bir sistem var. Bu ülkede yaşayan herkesin, hangi inançtan hangi mezhepten, hangi etnik gruptan, hangi cinsel yönelimden olursa olsun eşit ve özgür yurttaşlar olarak kabul edileceği bir sisteme ihtiyaç var.

        İkinci olarak, şu andaki sistem, uyguladığı ekonomik politikalar bakımından, dünyadaki kapitalist sisteme entegre olmuş durumda. Neoliberal ekonomi eşitsizlikleri derinleştiriyor. Türkiye'nin ekonomik olarak büyüdüğüne dair veriler olsa da, eşitsizlikler giderek artıyor.

        Üçüncü olarak, kamu hizmetleri ticarileştiriliyor. Yurttaş olarak, sağlık, eğitim, toplu ulaşım, altyapı gibi almanız gereken hizmetleri paranız varsa alabiliyorsunuz. Oysa paranın olmadığı ortak noktalar yaratamazsınız eşitsizlikler artar. Bu sistemin de değiştirilmesi gerekiyor.

        Son olarak, ekolojik politikalar açısından sorunlar var. Türkiye'nin imzalamış olduğu Çevre Koruma sözleşmeleriyle kimi düzenlemeler yapılmıştı ama son dönemde doğanın korunmasına yönelik stratejilerden uzaklaşıldı... Bu açıdan da sisteme müdahale etmemiz lazım.

        '30 YAŞ ÜSTÜ ERKEKLERİN BU PARTİDE SİYASET YAPMASI ZOR!'

        Sizi diğer partilerden farklı kılan tam olarak nedir?

        Ali Arif Cangı: Yüzde elli kadın kotası var. İlk kongreye kadar bunu başaramayabiliriz ama ilk seçimli kongreden sonraki altı ay boyunca yüzde elli kadın kotası şartını yerine getiremeyen örgütleri feshedeceğiz. Bu konuda çok kararlıyız.

        Ayrıca %20 gençlik kotası, %5 LGBT kotası, %5 de engelli kotası var. Yani bu partide 30 yaş üstü erkeklerin siyaset yapması zor! (Gülüyor)

        Bunun yanı sıra yatay bir örgütlenme düzeni benimseyeceğimiz, katılımcı, hiyerarşik olmayan , şeffaf mekanizmalarla örgütlenmemizi yapacağımız, liderlerin değil bireylerin karar alma mekanizmalarına dahil olup söz sahibi olacakları bir yapı öngördük.

        Bir kitle partisi olmayı hedefliyor musunuz?

        Sevil Turan: Biz ötekileştirilenlerin siyasetini yapacağız. Emeğin sömürüsü, doğanın sömürüsü, insanın sömürüsü eksenlerinde politika yapacağız. Şu anda sadece AKP üzerinden yürüyen bir siyaset var ve muhalefet bu konuda bir değişim yaratamıyor. Bu anlamda partimizin insanlar için umut olacağını düşünüyorum.

        Kaç şehirde örgütlendiniz?

        Sevil Turan: Parti kurulalı bir buçuk ay oldu, şu ana kadar 10 ilde örgütlendik.

        Ali Arif Cangı: Yeni kurulan partilerde genelde MYK atama yaparak örgütlerini kurar. Oysa biz her ilde kuruluş kongresi yapıyoruz. O kongrede eş sözcüler ve yönetim kurulu üyelerini belirliyorlar. Biz o listeye sadık kalarak atamaları yapıyoruz. Atama da ilk ve son kez yapılacak. Seçici kongreden sonra atama yapılmayacak.

        “PARTİYE ÜYE OLMAYANLARA DA KAPIMIZ AÇIK”

        - Türkiye halkının öteki kimlikler, çevre gibi konulara duyarlı olduğu söylenemez. Bu sizi umutsuzluğa sevk ediyor mu? Marjinal bir parti olarak kalmaktan korkmuyor musunuz?

        Sevil Turan: Diğer partilerden farkımız, partiye üye olmayanların da politika yapım süreçlerinde söz sahibi olacakları çalışma grupları kurmuş olmamız. İnsanlar dâhil olamadıkları konuları değiştirebileceklerine inanmıyorlar. Türkiye’deki siyasi sistem bireyi önemsizleştiriyor ve mağduriyet politikası üzerinden siyaset yapılıyor. Bizim yapacağımız siyasette bireyin merkezde olacağı, kararları değiştirebileceği ve buna inanabileceği bir sistem olacak.

        Türk halkının böyle bir sistemi benimseyebileceği konusunda umutlu musunuz?

        Sevil Turan: Bazı eski gelenekler var… Baskın bir lider kültürünün olması, ona inanmak, güvenmek ve saygı duymak üzerinden parti tercihi yapmak gibi... Ama diğer yandan insanlar artık toplumsal hareketlerin yanında birebir de bir şeyleri değiştirebileceklerinin farkına vardılar. Bu teknoloji ve küreselleşmenin getirdiği iletişim ortamının sağladığı imkânlarla ilgili… Yani lider kültürü gibi bir gerçeklik olsa da bu insanların değişime ve dönüşüme kapalı oldukları anlamına gelmiyor. Bunun değiştirilebileceğine inanıyoruz.

        Ali Arif Cangı: Türkiye’deki sistemde bir partinin üyesi olanlar dahi, adayların seçim sürecinde söz sahibi değiller. Bir partiye üye olmayan sıradan vatandaşların siyasi aktivitesi ise sadece 4-5 yılda bir seçimlerde önlerine konulan isimlerden birine oy vermekten ibaret. Bizim sistemimizde ise çalışma grupları üzerinden tabanda alınan kararlar, merkeze yansıyor. Ayrıca diyalog meclisleri var. Partiye üye olmayan, tüm aktörler bu meclislerde fikir beyan edebiliyorlar. Bu sistem bizim kitleselleşme umudumuzu artırıyor. Siyasetle vatandaş arasındaki kopuk ilişkiyi yeniden kurmayı hedefliyoruz. O ilişkiyi kurduktan sonra kitleselleşme olacaktır. Siyasetin toplumsallaşması ve toplumun siyasallaşmasını hedefliyoruz.

        MAĞDUR KESİMLER BİRBİRİNE DÜŞMAN”

        Ali Arif Cangı: Ayrıca, Türkiye’de farklı mağdur kesimler arasında ilişki yok. Hatta o mağdur kesimler çoğu zaman birbirine düşman… Örneğin Türkiye’de Aleviler ile başörtülülerin sorunları aynı. Aleviler Cem evlerinin ibadethaneye dönüştürülmesini istiyor, başörtüsü takan öğrenciler ise üniversiteye sokulmuyor. (Sorun pratikte çözülmüş gibi görünse de yasal düzenleme yapılmış değil.) Bu ikisi farklı mağduriyet alanları ama her ikisinin mağduriyetinin temelinde tanınma adaletindeki sorunlar yatıyor.

        BU PARTİDE MÜTEDEYYİN İNSANLARA DA YER VAR”

        Ali Arif Cangı: Biz özgürlükçü sol ekolojist bir partiyiz ama bu partide mütedeyyin inanmış insanlar, başörtülü kadınlar da yer alacaktır. Bu şimdiye kadar başarılamamış yeni bir süreç. Çünkü özgürlük sorunu olan tüm kesimlere çözüm bulma hedefiyle yola çıktık. Biz bir süre sonra farklı mağdur grupların birlikte mücadele edeceğine inanıyoruz.

        Anti-kapitalist Müslümanlar bunun ipucunu verdi ve toplumsal bir ihtiyacı ortaya koydular.

        "ANTİ-KAPİTALİST MÜSLÜMANLARIN ÇİZGİSİNİ BEĞENİYORUZ"

        Anti-kapitalist Müslümanlarla birlikte hareket etmeyi düşünüyor musunuz?

        Sevil Turan: Onların çizgisini beğeniyoruz ve çok anlamlı buluyoruz. Partiler arası bir birleşme söz konusu değil ama ortak hareket edeceğimiz durumlar olacaktır.

        ERGENEKON SANIKLARI İLE KCK SANIKLARI BENZER HUKUKSUZLUKLAR NEDENİYLE MAĞDUR EDİLİYOR”

        Ergenekon Davasına nasıl bakıyorsunuz?

        Ali Arif Cangı: Derin devlet ve hukuk dışı yapıların yargılanmasını önemsiyoruz. Fakat yargılamanın yapılış şekli, faillerin ve fiillerin birbirine karıştırılması sonucu gelinen durum bu davayı toplum gözünde değersiz hale getirdi. Bu nedenle ikisini karıştırmamak gerekiyor.

        Ergenekon davasındaki hukuksuzlukları dile getirenler KCK davasındaki hukuksuzlukları göz ardı ediyor. Ya da tam tersi… Ergenekon sanıkları ile KCK sanıkları benzer hukuksuzluklar nedeniyle mağdur ediliyor. Adil yargılamanın olmaması temel sorun…

        28 Şubatla yüzleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz?

        Ali Arif Cangı:Darbelerle yüzleşmeyi önemsiyoruz ama 12 Eylül’le hesaplaşmadan diğer hesaplaşmalar eksik kalacaktır. Türkiye hala 12 Eylül anayasası ve kurumlarıyla yönetiliyor. Yüzleşme sadece dava açmakla olmaz. Hukuk dışı davranan askerler de yargılanmalıdır, onlara ayrıcalık tanınamaz. Ama adil yargılama şartıyla...

        "O KLİBİ BİZ ÇEKMEDİK, DALGA GEÇMEK İÇİN YAPILMIŞ"

        Partiniz için çekilmiş bir video klip var internette yayılan. Zeynep Tanbay’ın dans gösterisi üzerine okunan sözler var. Ona bazı eleştiriler geldi…

        Sevil Turan: O bizim resmi klibimiz değil, hatta partiyi eleştirmek ve dalga geçmek üzere yapılmış!

        Youtube’da, partinin resmi şarkısı değildir ama gönüllerde yatan şarkısıdır diye bir not düşülmüş altına...

        Sevil Turan: İroni yapmışlar!

        Ali Arif Cangı: Bizimle bir ilgisi yoktur ve bizi yıpratmaya yönelik yapılmıştır diye açıklama da yaptık. Görüntü tamam, Zeynep Tanbay bizim canımız ama sözleri bizi yansıtmıyor.

        Sevil Turan: Uğraşılmış, ona da saygı duyuyoruz ayrıca! (Gülüyorlar)

        Kimin yaptığını biliyor musunuz?

        Sevil Turan: Hayır bilmiyoruz, ama sözlere bakılırsa bir sol grup yapmış olabilir. Oradaki değerlerle dalga geçilmiş...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ