Çağdaş bir ülkede "ant" gerekli mi?
Demokratikleşme paketi kapsamında kaldırılan "Andımız"la ilgili tartışma bitmiyor
Sedef ŞENKAL DEMİR- Ayhan YILDIZ-AHT
Başbakan Erdoğan’ın 30 Eylül Pazartesi günü açıkladığı demokratikleşme paketi kapsamında kaldırılmasına karar verilen “Andımız”la ilgili tartışma bitmiyor.
“Türk’üm, doğruyum” diye başlayan ve 1933 yılından bu yana okullarda söylenen Andımız’ı faşizan bulan da var, sembol olduğunu söyleyen de... Sosyal medyada olduğu kadar Meclis’te de tartışmalar devam etti. Toplumun değişik kesimlerinden uzmanlara çağdaş bir ülkede “ant” içmenin gerekli olup olmadığını sorduk.
"ANT BİR SEMBOLDÜR KURUCU İRADENİN GÜNÜMÜZE YANSIYAN UNSURUDUR"
Umut Oran (CHP Genel Başkan Yardımcısı):
ANDIMIZ 1933 yılında yazılmış, var olma mücadelesi veren genç Türkiye Cumhuriyeti’nin sembollerinden birisi olmuştur. Kurucu iradenin günümüze yansıyan unsurlarından birisidir. Oradaki ‘Türk’ Türkiye halkını anlatır, etnik kökeni değil. AKP’nin başka işi gücü mü kalmadı da halkı kandırmak için yanıltıcı biçimde adına ‘demokratikleşme’ dediği paketin içinden matruşka gibi ‘Andımız’ çıkıyor. Mademki çağdaş ülkeler söz konusu, seçim barajını kaldırarak, yüzde 3’lere, 5’lere düşürerek çağdaşlaşalım. İnsan haklarının, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, ifade özgürlüğünün Avrupa’daki kadar olmasını sağlayarak çağdaşlaşalım. Enerjiyi tüketen, bir milim ilerleme sağlamayan içi boş tartışmalarla gerçek gündemi saptırmak, göz ardı etmek ve ayak oyunlarıyla Mart 2014 seçimlerinde başarı sağlamak isteyen Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu paketi demokratik değildir.
"ANT GEREKLİDİR VE KALDIRILMASI TÜRKLÜĞE KARŞI ALINMIŞ KARARDIR"
Hüsamettin Cindoruk (Siyasetçi-Eski TBMM Başkanı):
BEN bu konuda bir tarafım. Görüş beyan etmem doğru olmasa da ben Türkiye’de bu andın kaldırılmasına karşıyım. Bu, Türklüğe karşı alınmış bir karardır. Andın kaldırılmasıyla birlikte 1939’dan beri tekrarladığım bu yemini mukaddes bir hatıra olarak saklıyorum ve saklayacağım. Ant içmek yanlış bir şey değildir. Bana gurur veriyordu.
"ANTLARA KARŞI DEĞİLİM VAR OLANA KARŞIYIM"
Prof. Dr. Fuat Keyman (Siyaset Bilimci):
EĞER insan haklarına saygı, cumhuriyete bağlılık, anayasaya bağlılık genelinde birlikteliği ifade edecekse andın fena olmayacağını düşünüyorum; ama var olan Andımız için değil. Var olan Andımız’ın artık Türkiye’nin sosyolojik yapısına uygun olmadığını düşünüyorum. Hem fikren, hem de içerik açısından Türkiye’nin yapısına uygun değil. Fakat birlik temelinde Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılık, insan haklarına saygı, farkılılara saygı ve anayasaya saygı anlamında bir ant olabilir.
"ANTLAR BAZEN AYRIŞMAYA DA SEBEP OLUYOR, BENCE GEREKLİ DEĞİL"
Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu (Anayasa Hukuku Profesörü):
BENCE ant çağdaş ülkelerde gerekli değildir. Artık çağdaş hukuk devletinde heterojenlik söz konusudur. Daha çok ulus devletler kurulurken ulus devlet yaratma adına anda başvurulmuştur ama o dönemlerde henüz insan hakları, farklı etnik kökenlere saygı gibi kavramlar bu ölçülerde geçerli değildi. Dünyamızda artık farklı kültürlerle birlikte yaşamak, farklılıklarla birlikte yaşamak ve üçüncü kuşak haklardan bahsediliyor. Böyle bir dünyada da farklı kültürlerde bu tür antlar rahatsız edebiliyor. Bu tür andlar insanları bir araya getireceğine bazen ayrışmaya da sebep oluyor. Bu nedenle günümüzde böyle bir andın varlığı yokluğundan daha dezavantajlı olabiliyor. O nedenle gereksiz diyorum. Farklılık, birleştirici unsur oluyor. Farklılıkları birleştirici metin yaratmak çok zor. Antlar birleştirici olamıyor.
"TOTALİTER ÜLKELERİN KİMLİK YARATMAK İÇİN RİTÜELİDİR"
Prof. Dr. Ferhat Kentel (Sosyolog):
ÇAĞDAŞ bir ülke için ant gerekli değildir. Bir kısım totaliter ülkelerin kimlik yaratmak için kullandığı bir tür yeni bir dinsel ritüeldir bu antlar. Bu nedenle gerekli değildir. Bir tür inanç tazelemek gibi işe yarar bu tür şeyler. Herkese tekrarlattığınız zaman herkesin aynı şeye inandığını var sayarsınız ama bu sadece zoraki bir yöntem olur. Herkes kendisi aslında mış gibi yapar ama sonuçta kendi inandığı şeye inanır. Ant sadece günü kurtarır.
"BU TÜR UYGULAMALARIN BİR FAYDASI OLAMAZ"
Prof. Dr. Naci Bostancı (Siyaset Bilimci):
BU tür ritüeller totaliter ülkelerde daha çok kullanılır. Bizde de İtalya’da Mussolini, Almanya’da Hitler gibi akımların bir etkisinin sonucu olarak doğmuştur. Türkiye kendisine ideolojik bir kimlik arıyordu. Andımız da bu çerçevede uygulamaya konuldu. Bu tür uygulamarın bir faydasının olacağını sanmıyorum. Aslolan kültürdür. Bu tür şeyler kimlik üzerinde bir baskı oluşturur. Ama bu baskı uzun sürmez. Zaman içerisinde bu baskı geri döner. Bu tür şeylerin kaldırılması doğrudur. Bu tür şeylere gerek yoktur.