İnteraktif Reklamcılık Derneği (IAB) ev sahipliğinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun uygulamalarını ve kayıt süresi 31 Aralık 2019’da sona erecek olan Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’nin (VERBİS) detaylarını paylaşmak amacıyla sektör profesyonellerine yönelik bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Toplantı öncesi basın mensuplarına bilgi veren Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi neticesinde kendine uygulama alanı bulan veri temelli ekonomi sayesinde bireylerin, dijital dünyanın getirdiği kolaylıklardan faydalanırken kendileriyle ilgili çok büyük boyutta veri paylaştığını söyledi.

MAHREMİYET HAKKININ KORUNMASI GEREKTİĞİ

Veri temelli ekonominin yaygınlaşmasıyla kişisel verilerin değerinin daha yakından hissedilmeye başlandığını anlatan Bilir, "Öte yandan sosyal medya başta olmak üzere, birçok platformda profilleme, çerezler ve otomatik karar verme gibi teknolojilerin kullanılması sayesinde ilgili kişiler çeşitli konularda yönlendirilebilmektedir. Bu durum, kişisel verilerin ve kişinin mahremiyet hakkının korunması gerekliliğini de gündeme getirmektedir" ifadelerini kullandı.

Bilir, şunları kaydetti: "İlgili kişiler doğru zamanda ve doğru yöntemle işlenen kişisel veriler sebebiyle fayda görürken, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yetkisiz kişilerin eline geçmesi sebebiyle de maddi veya manevi zarar ile karşı karşıya kalabiliyor. Bu noktada kendimize sormamız gereken sorular şunlardır: Kişisel verilerimiz mi bizi yönetecek, yoksa biz mi kişiler verilerimizi yöneteceğiz? Paylaşımlarıma ben mi karar veriyorum yoksa manipüle mi ediliyorum? Evet, bunlar yanıtlamamız gereken son derece kritik sorular."

‘İLERİSİNİ DÜŞÜNEREK HAREKET EDELİM’

Bilir, kişisel verilerin korunması bağlamında teknoloji ve internet bağımlılığına da dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, internet kullanıcılarına "ölçülü olun" tavsiyesinde bulundu.

Bilir, "Çevrimiçi ortamlarda paylaşım yaparken, paylaştığımız kişisel verilerin gelecekte olumsuz sonuçlar doğurabileceğini de düşünelim, paylaşım yaparken ilerisini de düşünerek hareket edelim. Birkaç basit adımla, biraz dikkat ile birçok siber tehditten korunmak mümkün olabilir. Biz de o yüzden dedik ki; kişisel veri güvenliği, kişinin kendisiyle başlar. Takipçi sayısı, beğeni sayısı kişisel verilerinizden, sizden daha önemli değil. Önemli olan sizsiniz, sizin kişiliğiniz" değerlendirmesinde bulundu.

‘ALENİLEŞEN BİLGİ AMACI DIŞINDA KULLANILAMAZ’

Kişilerin sosyal medyadaki verilerini şirketlerin nasıl kullanacağı konusunda da bilgi veren Bilir “Siz bir kişisel bilginizi veya fotoğrafınızı sosyal medyada veya bir internet sitesinde paylaştığınızda o bilgi artık alenileşmişti. Ancak alenileşen verilerin amacı dışında kullanılması yasaktır. Örneğin bir e-ticaret sitesine satış için arabanızı koydunuz, ilana da cep telefonunuzu yazdınız. Site telefon numaranızı alıp amacının dışında kesinlikle kullanamaz. Aynı şey sosyal medya için de geçerlidir” açıklamasında bulundu. 

‘ÇOCUKLARIMIZA AŞILAMALIYIZ’

Bilir, dijital çağ olarak da adlandırılan içinde yaşadığımız dönemde, neredeyse her gün yeni bir teknolojik gelişmenin yaşandığını anımsatarak, modern insanın işlerini daha pratik çözüm sağlayan dijital platformlara taşıdığını söyledi.

Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesinin faydalarının yanında muhtemel zararlar da barındırdığını ifade eden Bilir, şunları kaydetti: "Teknolojinin bu kadar gelişmesi bir taraftan hayal dahi edemeyeceğimiz yararlar sağlarken diğer taraftan kendimizle ilgili inanılmaz boyutta kişisel veri paylaşmamıza yol açıyor. Yaşanan bu durum dijital dünyanın getirdiği kolaylıklardan faydalanırken aynı zamanda kişisel verilerin ve kişinin mahremiyet hakkının korunması gerekliliğini de gündeme getiriyor.

Bu itibarla, ilgili kişiler doğru zamanda ve doğru yöntemle işlenen kişisel veriler sebebiyle fayda görürken, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yetkisiz kişilerin eline geçmesi sebebiyle de maddi ve/veya manevi zarar ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bahsettiğimiz bu faydaların elde edilebilmesi için bir denge gözetilmesi ve başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin de korunması gerekmektedir. Bu sebeple, son yıllarda kişisel verilerin korunması dünya gündeminde olduğu gibi ülkemizin gündeminde de önemli bir yere sahip olmuştur.

Kurum olarak temellerini atmış olduğumuz veri koruma kültürünü başta kendimiz olmak üzere çocuklarımıza, gençlerimize, özel sektöre ve kamu kesimine, bireysel, kurumsal ve toplumsal kültürün bir parçası olacak şekilde aşılamalıyız. Veri koruma kültürünün büyümesine ve gelişmesine katkı sağlamalıyız.”

9.2 MİLYON LİRA PARA CEZASI

Prof. Dr. Bilir bunun yanında KVKK’ya ilişkin bazı verileri de paylaştı. Bugüne kadar Türkiye genelinde 762 şikayet ve 116 veri ihlali bildirimi aldıklarını belirten Bilir “Biz kurum olarak veri ihlali tespitlerinde idari para cezası verebiliyoruz. Söz konusu ihlaller sebebiyle bugüne kadar 9 milyon 226 bin lira idari para cezası kesildi” dedi.

SPOR SALONLARIYLA İLGİLİ KARAR

KVKK’nın temmuz ayında aldığı kararla spor salonlarının artık üyelerinden biyometrik veri (parmak izi, yüz tarama gibi) toplayıp işleyemeyeceğini hatırlatan Bilir “Biz burada amaç ile araç arasındaki ölçülülüğe bakıyoruz. Spor salonuna basit bir kartla da girilebilir. Yani çok değerli olan biyometrik verilerin toplanmasına gerek yok” ifadelerini aldı. Benzer bir kararın parmak izi ve göz taraması yapan akıllı telefonlar için alınıp alınmayacağının sorulması üzerine ise Bilir “Burada şirketlerin bu biyometrik verileri nerede nasıl kullanacağı konusunda tüketicileri bilgilendirmesi lazım. Tüketicilerin de her zaman şirketlere daha az veri vereceği alternatifleri tercih etmesi gerekiyor” cevabını verdi.   

‘VERİNİN İŞLENDİĞİ ÜLKE SORUMLUDUR’

Prof. Dr. Bilir ‘ABD merkezli bir şirketin Almanya’da yaşayan bir Türk vatandaşının verisini ihlal etmesi durumunda hangi ülkenin sorumlu olduğunun sorulması üzerine ise “Bu durumda sorumlu Almanya’daki otoritedir. Bu tip konularda sorumluluk her zaman verinin işlendiği ülkededir” bilgisini paylaştı

‘İLAVE YÜKÜMLÜLÜKLER GETİRDİ’

IAB Türkiye Başkanı Neslihan Olcay konuya ilişkin, "Günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen internet ve gelişen teknolojilerle birlikte, bire bir hedefleme ile yapılabilen dijital reklam, markalar için çok değerli bir iletişim aracına dönüştü. Bu durum ülkemizde de dünyada olduğu gibi yasal düzenleme ihtiyacı doğurdu" ifadelerini kullandı.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun, dijital pazarlama iletişimi dünyasına ilave yükümlülükler getirdiğini hatırlatan Olcay, "Uygulamanın başlamasıyla birlikte bireyler interneti kullanırken bilgilerinin sadece izin verdikleri doğrultuda kullanılacağı, istismar edilmeyeceği güvenini taşırken; ilgili taraflar, bilgilendirme yapma ve bireyin rızasını alma sorumluluğunu üstlendi" değerlendirmesini yaptı.