Saatli bomba üzerine hak mücadelesi
ABD'nin 1867'den beri süregelen Grönland aşkı, Başkan Donald Trump ile ilhak etme tehdidine dönüştü. Tarihi boyunca satın alınan topraklarla büyüyen ABD, dünyanın en büyük adasını da bünyesine katarak Rusya'nın ardından ikinci sıraya yerleşmeyi hedeflerken; buzulların erimesiyle ortaya çıkacak devasa maden rezervleri küresel bir varoluş savaşını tetikliyor. Ne var ki Grönland buzullarının erimesiyle küresel deniz seviyesinin 7 metre yükselecek olması göz ardı ediliyor
ABONE OLDünyanın en büyük adası olan Grönland’ın 2.166.086 km²'lik devasa buz örtüsü, insanlık için adeta bir 'Saatli bomba' özelliğine sahip. Bilimsel veriler, kalınlığı yer yer 3 bin metreyi bulan bu buz kütlesinin tamamen erimesinin, küresel deniz seviyesini yaklaşık 7 metre yükselteceğini öngörüyor. Bu senaryo, sadece kıyı şehirlerinin haritadan silinmesi değil; dünya coğrafyasının radikal ve geri dönülemez bir biçimde yeniden çizilmesi anlamına geliyor.
Ancak bugün Grönland, bu küresel varoluşsal tehditten ziyade, jeopolitik bir hâkimiyet mücadelesiyle gündemde. Eriyen her santimetrelik buz; yeni bir maden sahası, devasa petrol rezervleri veya daha kısa bir ticaret rotası demek. Bu durum; yanan bir evin içindeki antikaları kurtarmak yerine, yangını izleyip ev sahibiyle enkazın mülkiyeti için pazarlık yapmaya benziyor.
İşin en trajik yanı ise bu ironinin göz göre göre yaşanması. Bilim insanları yıllardır "Siz ne yapıyorsunuz?" diye haykırsa da, küresel güçlerin ekonomik hırsı bu uyarıları sessizliğe mahkûm ediyor. Deniz seviyesi 7 metre yükseldiğinde, altındaki petrolün veya elmasın kimin olacağının hiçbir önemi kalmayacak. Çünkü o gün asıl mesele kâr etmek değil, yaşayacak bir kara parçası bulabilmek olacak.