Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sedef hastalığı (Psoriasis), yatkın kişilerde hayatın herhangi bir döneminde ortaya çıkan, üzeri genellikle sedef rengi pullarla örtülü, pembe-kırmızı döküntülerle kendini gösteren bir hastalık. Tüm dünyada ve Türkiye'de yaklaşık yüzde iki oranında görülüyor. 29 Ekim Dünya Psoriasis (Sedef Hastalığı) Günü nedeniyle görüş bildiren Psoriasis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Uludağ Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan, hastalığın tedavisinde sigara ve alkol tüketiminden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Genç yaşta şiddetli seyreden psoriasisin daha yoğun psikolojik sorunlara hatta intihar riskine yol açtığını vurgulayan Psoriasis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Uludağ Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan şunları söyledi: “Sedef hastalığını yüzde 40-90 oranında psikolojik sorunlar tetikliyor. Hastaların yüzde 66'sında kariyer seçimini, yüzde 58'inde meslek seçimini, yüzde 52'sinde sosyal ilişkileri, yüzde 44'ünde eğitim sürecini, yüzde 22'inde çocuk sahibi olma kararı gibi hayattaki çok önemli kararları etkiliyor ve yönlendiriyor. Hastaların yaklaşık yarısı, yaşadıkları sorun nedeniyle öfke ve hayal kırıklığı hissettiklerini belirtiyor. Hastaların yarısı uyku problemi yaşıyor ve üçte birinin cinsel yaşamları olumsuz etkileniyor. Yüzde 70'i hastalıkları nedeniyle çaresizlik hissediyor. Yüzde 40'ı ise, toplumda negatif ayrımcılığa maruz kaldığını düşünüyor.”

SEDEF HASTALIĞININ TEDAVİSİ HER HASTA İÇİN FARKLI PLANLANMALI 

Psoriasis tedavisinde doğru tedavinin her hastaya göre değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan şu bilgileri verdi: “Tedavi hastalığın seyri ve şiddeti, eşlik eden başka hastalıkların varlığı, tedavi beklentileri dışında yaş, cinsiyet, gebelik, emzirme, ilaç kullanımı gibi özel durumlar dahil birçok faktör göz önüne alınarak belirlenmelidir. Tedavinin başarıyla uygulanabilmesi için hastaya yeterli zaman ayırmak, risk faktörlerini iyi analiz etmek ve tedavi seçenekleri hakkında eğitim vererek hastanın tedaviye katılımını sağlamak gerekir. Tedavi çoğunlukla uzun solukludur ve sonuçta döküntülerin tam veya tama yakın oranda silinmesi sağlanmalıdır. Tedavi kesildiği takdirde tıpkı diğer kronik hastalıklar gibi psoriasisin de nüksetme riski vardır. Bu süreç iyi yönetilmezse hastalar etkinliği ve güvenilirliği ispatlanmamış sözde bitkisel veya alternatif tedavi kürlerinin maddi ve manevi mağduru olabilir.”

SEDEF DÖKÜNTÜLERİ HASTALARDA BÜYÜK BİR PSİKOLOJİK YÜK

Sedef hastalığının yüz, önkol ve el gibi görünür alanlara yerleşmesinin toplumda bu hastaların damgalanmasına ve sosyal izolasyona yol açtığını belirten Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan şöyle devam etti: “Bir yandan kepek, kaşıntı, ağrı gibi sorunlarla baş etmek zorunda kalan hastalar bir yandan toplum içinde bulaşıcı bir hastalıkmış gibi davranışlara ve sıkça sorulan bazı sorulara maruz kalmaktadır. Yetersiz tedavi ve tedavinin kişiye uyumsuz olması nedeniyle psikolojik yük artmaktadır. Bazıları hastalıkla baş etmek için toplumdan kaçma, alkol ya da aşırı yemek yeme gibi yollara başvurur. Bu da kalp hastalıkları, obezite ve diyabet gibi diğer ciddi problemleri beraberinde getirir.”

SEDEF HASTALIĞINI NELER TETİKLER?

Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan sedef hastalığının oluşum mekanizmasını şöyle anlattı: “Bağışıklık sisteminin ana elemanlarından olan T hücreleri, kan damarları yoluyla deriye ulaşıp en üst kattaki epidermis tabakasını oluşturan 'keratinosit' adlı hücrelerin daha hızlı çoğalmasına yol açar. Epidermis normalde kendisini bir ayda yenilerken, bu süre sedef hastalığında 3 ila 5 güne iner. Bu hızlı çoğalma, deride pullanmaya yol açar. Bağışıklık sistemini ve T hücrelerini neyin harekete geçirdiği bilinmiyor. Genetik faktörler genel anlamda hastalığın kimlerde gelişeceğini belirler. Hastalığın gelişiminden çok sayıda genin sorumlu olduğu düşünülür. Psoriasis hastalarının yakın akrabalarında sorunun sık görülmesi genetik yatkınlığa işaret eder. Hastalığı enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, stres, travmalar, iklim ve dahili hastalıklar tetikleyebilir. Bu faktörlerden korunmak, hastalığın alevlenmesini ve yayılmasını engelleyebilir.”

SEDEF EN FAZLA 20-30 VE 50-60 YAŞLARI ARASINDA GÖRÜLÜYOR

Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan sedef hastalığına neden olan faktörleri şöyle özetledi: “Psoriasis diz, dirsek ve kalça gibi sürtünme ile sıradan travmalara maruz kalan bölgelerde daha çok görülür. Özellikle hastalığın aktif dönemlerinde hasardan yaklaşık 10-14 gün sonra travma yerinde yeni sedef lezyonları ortaya çıkabilir. Buna 'Köbner fenomeni' denir. Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, artrit ve psikiyatri ilaçları psoriasisi tetikleyebilir. Özellikle tonsillit, viral veya bakteriyel üst solunum yolu enfeksiyonları hastalığı yüzde 15- 76 oranında tetikler. Ağır alkol tüketimi hastalığı alevlendirebilir, ayrıca ilaçlarla etkileşime geçerek etkilerini azaltabilir. Sigara, hastalık riskini ikiye katlar ve tedaviye yanıtı da azaltır. Kış mevsiminde kuru ve soğuk hava psoriasisi kötüleştirirken sıcak hava ve ılık iklimler rahatlatır. Psoriasis her yaşta ortaya çıkabilir ama en fazla 20- 30 ve 50- 60 yaşları arasında görülür. Ergenlik ve menapoz şiddetini etkileyebilir. Gebelikte de ortaya çıkabilir. Bazı kadınlarda âdet öncesi dönemde artan progesteron düzeyine bağlı olarak semptomlarda artış olduğu bilinir.”

SEDEF HASTASININ DİKKAT ETMESİ GEREKENLER 

* Özellikle hastalığın aktif dönemlerinde sigara ve alkol tüketimi azaltılmalı, mümkünse tamamen bırakılmalı.
* Döküntülerin çoğalma döneminde kaşıma, keseleme ve döküntülerle oynama gibi hareketlerden kaçınılmalı.
* Tıraş, banyo ve tırnak kesme gibi bireysel temizlik aktivitelerinde dikkatli olunmalı, saç tutulumu varsa katranlı şampuanlar kullanılmalı.
* Banyodan sonra dermatoloğun önerdiği vücut nemlendiricileri düzenli olarak sürülmeli.
* Kuru ve soğuk havalarda bulunulan ortamı nemlendirmek için nemlendirme cihazlarından yararlanılmalı.
* Hastalığı alevlendirebilecek ilaçlar kullanılmamalı ve enfeksiyonlardan korunulmalı.
* Yazın güneş yanığına neden olmayacak şekilde, 20 dakikalık güneş banyosu yapılmalı.
* Stresle baş etme ve gevşeme tekniklerine başvurulmalı, hobiler edinilmeli
* Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz hastalıkla mücadelede yararlıdır. İdeal kilo korunmaya çalışılmalı.
* Tedavi için dermatoloğa başvurulmalı, “bitkisel tedavilere” itibar edilmemeli.