Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda 1 puan iyidir. Doğal rakibinden alıyorsan daha da iyidir. Brugge'ü evinde yenebilirsen üçüncülüğü garantiler; UEFA'da devam etme hakkını cebinde tutarsın. Bu açıdan 1 puan iyidir.

Maça gelirsek bu maçta 1 puan çok iyi. Çünkü uzatmalarla beraber 95 dakikada G.Saray sadece 1, o da rakip defans oyuncularının hatasından pozisyon üretebildi. Buna karşın 4 net yüzde yüz pozisyon verdi.

İkisini Muslera çıkardı, birini Bonaventure boş kaleye vuramadı diğeri direkten dışarı gitti. Bir takımın bu maçı kaybetmemesi müsabaka şansının yanında olduğunu gösterir.

Daha genele yayalım.

Galatasaray değişiyor ve dönüşüyor. Başka bir takım haline geliyor. Geçen sene, Fernando'nun dikine pasları; Badou'nun driplingleri ve Onyekuru'nun (ilk devrede Rodrigues) top taşıma özellikleri ile rakip alana hızlıca akıyorlardı. Hatta ve hatta Sinan Gümüş bile deplasmandaki Porto maçında kontradan 2 net pozisyon yakalamıştı.

Bu sene ise G.Saray orta alanındaki driplingçi tek futbolcu Ömer Bayram. Yanı sıra Nzonzi 3. stoper gibi oynadığından hücum hattına katkısı sıfır. Seri de pasçı bir oyuncu. Dolayısıyla hücum alanında etkinlik Feghouli ve Babel'e kalıyor.

Falcao sadece top indirip hemen pas verip tekrar ceza sahasına koşmaya alışkın ki zaten ceza sahası dışı etkinliği, oyuna katkısı hiçbir zaman yoktu. O, tam anlamıyla bir ceza alanı içi bitiricisi.

Feghouli ve Babel'i de iyi tuttunuz mu Kasımpaşa da Brugge de rahat defans yapabiliyor.

Lemina defansif bir oyuncu. Hoca'nın ondan orta alan 3'lüsünden biri olma beklentisinin uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Muhtemelen Malatya maçında Ömer Bayram başlar.

Dolayısıyla geçtiğimiz sezonlarda G.Saray'a farklılık katan 'hız' unsuru bu takımda yok ve olamaz da. Bu kadro set oyunu oynar. Buna doğru dönüşür. Dönüşüm için de biraz daha zamana ihtiyaç var. Ligde kapalı savunmalara karşı zorlanırlar mesela bu süre içerisinde. Ancak Belhanda'nın gelişi ve topun akışının hızlanması ile daha efektif bir hale dönebilirler.