Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Pandemi dönemini saymazsak Türk filmlerinin getirisi, özellikle son 10 yılda iş insanlarını sinemaya yönlendirdi.
İş insanlarının sinemaya yönelmesi finansman açısından iyiydi.
Ne var ki senaryo, oyuncu ve yönetmen seçiminden çekim süreci ve sonrası işlemlere kadar oldukça komplike bir alan olan sinema sektöründeki deneyimsizlikleri, sanatsal açıdan da gişe açısından da başarısız sonuçlar alınmasına neden olabiliyordu.

Yapımcının finansman sorunuyla yatırımcının sinema deneyimsizliğini ortadan kaldıran, Hollywood'da da sıkça kullanılan model şimdi Türk sinemasında uygulanmaya başlanacak, konsorsiyum...
Ertuğrul Fındık, bir filmin sanatsal yönü, çekim süreci ve çekim sonrası organizasyonuyla ilgilenirken içinde Eren Dişli'nin de olduğu konsorsiyum, finansman sağlayacak. Fındık ile Dişli, Habertürk'e verdikleri röportajda işbirliklerinin nasıl gerçekleşeceğini, benimsedikleri 'Kazan / Kazan' niteliğindeki modelin faydalarını anlattı. 

Ertuğrul Fındık, bugüne kadar 4 filmin yapımcılığını üstlendi;

Direniş Karatay (2018)
İzleyici Sayısı: 203.383
Geniş Aile Komşu Kızı (2019)
İzleyici Sayısı: 169.565
Fırıncının Karısı (2019)
İzleyici Sayısı: 164.500
Son Şaka (2020)
İzleyici Sayısı: 11.608

ERTUĞRUL FINDIK

Pandemi süreci nedeniyle çekimlerini iptal ettiğiniz veya ertelediğiniz filmler var mı? Bu süreç, sizi ne ölçüde etkiledi?
Sinemalar kapandı, insanlar dışarı aktivitelerinden uzak kaldılar, yapımcılar filmlerini sinemalardan çektiler. Bir tsunami etkisiyle her geçen gün şiddetini artırdı pandemi. Ancak yılbaşından sonra özellikle Doğu Asya'dan gelen haberler, fırtınanın durulduğu ve yeniden baharın geleceğini müjdeler gibiydi. Çin ve Güney Kore'de bu süreçte neredeyse sinemalar hiç kapanmadı ve bu yılbaşından itibaren de seyirci sayıları hızla artmaya başladı.
Biz 2020'nin başına dört filmin hazırlıklarını tamamlayarak girmiştik. Sinemaya yoğunlaşmış bir şirketiz. Pandemi sebebiyle bu filmlerden sadece birini; 'Son Şaka'yı haziran ayında çektik ve sezonun açılış dönemi olan kasım ayında seyircisiyle buluşturduk. Sinemaların büyük bir kısmı o dönemde açıktı. Ancak Türkiye'de sinemaların açık olduğu düşüncesi geniş seyirci kitlelerine ulaştırılamadı. Türk filmlerinin vizyona girmesiyle seyirciye, sinemaların açık olduğunu fark ettirebilecektik. Bu düşünceye katkı vermek için -biraz da elimizi taşın altına koyup- dağıtımcımızla ortak karar alarak, filmi vizyona sunduk. Fakat birinci haftasında sinemalar bütünüyle kapandı. Şimdi sinemaların açılmasını ve filmimizi seyircilerle buluşturmayı bekliyoruz.

Hollywood'da uzun süredir uygulanan bir modeli Türkiye'de hayata geçiriyorsunuz. Yatırımcıyla yapımcıyı ayıran bu yeni projenizden söz edebilir misiniz? Bu ayrıma neden gereksinim duyuluyor, avantajları nelerdir, emsallerinden alınan sonuçlar neler oldu?
Sinema bir sanat. Ancak icrası için sağlam bir ekip ve güçlü bir finansman gerekiyor. Bu özellikleriyle her sinema filmine bir 'sanat şirketi' gibi bakabiliriz. Ortaya çıkan ürün kendi rasyoneli içinde - yani ana akım olabilir, bağımsız olabilir- bir sanat eseridir. Ancak bu eserin üretimi için harcanan parayı eser, üreticisine geri vermelidir. Bu kelimeyi kullanmaktan çekinmiyorum; evet, 'kâr' etmelidir. Bu kâr, yapımcısına yeni filmler için imkanlar doğurmalı, yatırımcı içinse bir gelir modeline dönüşmelidir. Ki bu sayede yeni başka filmler için yatırım ve üretim iştahı artsın, sektör bir endüstriye dönüşsün ve iş sürdürülebilir olsun.
Bu sayede, daha büyük filmler çekilmesi; seyirci sayılarının artması ve gelir kalemlerinin çeşitlenmesi mümkün hale gelir. Bunca yıllık sinema kültürü olan ülkemizdeki her türden hikâye çeşitliliğini henüz global pazarlarda değerlendiremiyor olmamız üzücü. Söz gelimi Güney Amerika'da hiçbir sinema salonunda filmlerimiz vizyona girmiyor. Oysa dizilerimiz sayesinde oyuncularımızın çoğu tanınıyor. Bizim sistemimizde yatırımcılar, geliri artırmaya odaklı oldukları için, yapımcı üzerinde bir baskı oluşturmuş oluyorlar. Bu baskı, filmin global pazarlarda da yer almasını, yapımcı için neredeyse zorunlu hale getiriyor. Üretilen bir sanat eseri olduğundan yatırımcının beklentilerini karşılamak için yapımcının, teknik ve estetik açıdan kaliteyi yükseltmesi gerekiyor. Hem içeriği zenginleştiren hem de dolayısıyla gelirleri artıran bir bakış açısı...
Öte yandan, bizim sistemimiz bir yıl içerisinde farklı kitleler için farklı türlerde üretilen en az üç sinema filmini kapsadığından, risk bölüştürülmüş oluyor. Yani hem sermaye riski farklı projelere dağıtılıyor, hem de bu sermayeye katılım birden çok insana dağıtıldığı için süreç hiç kimse için bir hayal kırıklığına dönüşmüyor. Ortaya koyduğumuz model, yılda üç sinema filmi üretmeyi bir bütün proje olarak kabul ediyor. Böylece riskin dağıtılmasının yanı sıra oyuncu eko sistemi, giderlerin ve gelirlerin TV satışlarının, dijital platform satışlarının ya da yurt dışı satışların- toplu halde düşünülmesi de ayrıca büyük bir avantaj sağlıyor.

Bir film üzerinde mutlak hâkim yatırımcı mı yoksa yapımcı mı olacak? Hâkimlik konusunda yatırımcıyla yapımcı arasında doğabilecek çatışmalar için çözüm yolu nedir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor. Yukarıda tanımladığımız modelde yatırımcı ve yapımcı olarak kodladığımız kişiler bir modeli ifade ediyor. Söz gelimi, ben aynı zamanda diğer yatırımcılarla beraber işe yatırım yapıyorum. Tanımladığımız modelde roller ayrılmış, ancak bir performans sanatı yaptığımız için bazı yapımcı, aynı zamanda yatırımcı; yatırımcılar da bazen yapımcı rollerini üstlenebiliyor. Rollerin bütünüyle ayrıldığı bir yapım matematiği bizimki gibi performans sanatlarında bütünüyle mümkün değil. Ancak son tahlilde yatırımcının ortak olduğu şey aslında üç filmlik bir paket. Bu üç filmlik serüven en az 24 ay sürüyor. Yatırımcı, son tahlilde bu 24 ay sonunda elde ettiği gelirlere bakıyor. Modelimizin özü, bu 24 ay sonrasında oluşacak gelirleri mümkün olduğunca sürecin başında öngörmek ve ortaya hedef koymak. Bu, filmlerin içeriklerini de dolaylı olarak etkileyen bir şey. Örneğin bir yatırımcı bu sürecin sonunda 10 lira kazanmayı bekliyorsa yapımcı bu kazancı sağlayacak kalitede filmler üretmek zorunda kalacaktır. Belki türü değiştirecektir. Belki oyuncu seçimini ona göre yapacaktır. Belki harcamalarını kısacak ve düşük bütçeli bir film çekecektir, belki de ana akım yerine bağımsız filmi tercih edecektir. Bu durumda mutlak hakim kimdir, siz karar verin.
Ancak tek tek filmler özelinde değerlendirecek olursak, yapımcının üç temel görevi olduğunu hatırlamakta fayda var; ekip kur, parayı bul, son kararı ver. Bu anlamda yatırımcıyla sürecin başında projelerin çerçevesi belirleniyor. İşin aslı, geçişkenlikler olsa da prensip olarak yatırımcılar baştan çerçevesi belirlenmiş içeriklere, süreç içinde, içerik bağlamında çok da müdahil olmak istemiyorlar. Yapımcı, ekibi kurup, filmi ilgili ekiplere teslim ettikten sonra aslında kendisi de sürece çok dahil olmuyor bizim modelimizde. Daha ziyade bir bütçe ve estetik çerçevesi kontrolü yürütüyor. Bu anlamda 'mutlak hakim' diye bir tanımdan söz edemiyoruz.
Sürecin başında işin gelir modeline onay vererek yatırımcı bir noktada duruyor, sonrasında film üretiminin başında yapımcı başka bir noktada duruyor, sette yönetmen sanat icra ediyor başka bir yerde duruyor, oyuncular filmi temsil ediyorlar; başka bir yerde duruyorlar. Bu süreçte mutlak hâkim yok. Odaklanılmış farklı türlerde hedefler var. Herkes bu hedefe giden yolda ekibin bir parçası.

Söz konusu modelin Türk sinemasına ne tür yararlar sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Şu anda yaklaşık yirmi yatırımcı bir araya geldik ve 2022 sonuna kadar altı farklı ana akım film üretmeyi hedefleyerek yola çıktık. Uzun bir süre bu birlikteliğin sağlıklı bir temele oturması için uzman ekiplerle çalıştık, Hollywood yapım modellerini inceledik. Ortaya Türkiye'de daha önce olmayan geniş çaplı bir konsorsiyum çıktı. Bu yirmiye yakın yatırımcının ortaya koyduğu model Türk sinema endüstrisi açısından bir rehber niteliği taşıyacaktır.
Öte yandan modelimiz sinemada gençlere alan açmaya çok müsait. Bunu Hollywood da yapıyor. Yüz milyonlarca dolar bütçeli filmleri genç bir yönetmene teslim edebiliyorlar. Finansal ve içerik anlamındaki dönüşümü gençler sağlıyor. Bu sinema üretim fikrimizin bir tarafında da gençlere alan açmak var.
Dünyada da bilhassa Hollywood'da sinema filmlerinin herkesin yatırımına açık hale getirildiği modeller başarıyla uygulanıyor. Bu gelir çeşitliliği ve sanatsal zenginlik sayesinde orta vadede hiçbir Hollywood yatırımcısı zarar etmiyor. Bu model, eğer öngördüğümüz şartlarda yoluna devam edebilirse sektörümüzü dönüştürecektir. Bağımsız yatırım fonları Türkiye'de sinemaya yatırım yapacaktır. Bizim ortaya koyduğumuz modelin ana anahtarı gelir ve gider şeffaflığı ile yüksek öngörülebilirlik. Süreçteki tüm yaratıcı ekiplere sınırsız hayal kurma imkanı veriyoruz. Ama işin yapım tarafında bulunan yapımcı ve yatırımcıların soğukkanlılığı kaybetmeden eserlere yaklaşması gerekiyor. Yönetmen iyi film çekmek için uğraşsın, eser büyük oranda onun sanat eseri. Ama işin soğuk kısmı yapımcının. Ve sorumlu olduğu yatırımcının. Yapımcı, ürünü en uygun şartlarda tamamlayıp pazara çıkarmalı ve kreatif ekiplere yeniden hayal kurup yeniden eser üretmeleri için imkan verecek mali altyapıyı sağlamalı. Bu anlayış sektörümüze yerleşirse, sanatçılarımız kafasını paraya pula takmadan üretim yapabilir, yapımcılarımız da eserlerine âşık olmadan işin sürekliliğini sağlayabilir. Yatırımcılar da kendilerini iyi hissedecekleri kalıcı ve kişisel tatmini yüksek bir alanda kârlı bir yatırım yapmış olurlar. Böylece endüstri oluruz.

İlk adımda ne kadarlık bir yatırımdan söz ediyoruz?

İki yıllık süreçte sinema alanında farklı projeler için planlamasını yaptığımız 8 ila 10 Milyon dolar arası bir yatırım öngörüyoruz. Hedeflerimiz doğrultusunda bu sermayemiz ve ekibimiz ile güzel işler çıkaracağımızdan eminim. Hem mali açıdan hem de içerik açısından sağlıklı bir işleyiş tasarladığımızı düşünüyorum.

Söz konusu modelle çekeceğiniz 6 filmin senaryoları, yönetmenleri ve oyuncu kadroları hazır, çekim takvimleri belli mi? O filmlerden söz edebilir misiniz?
Filmlerin tamamı ana akım filmler. Bu filmlerden bu yıl içinde gerçekleştireceğimiz üç projenin senaryoları tamamlanmış durumda. Mayıs ayından kasım ayı sonuna kadar, üç projenin çekimlerini tamamlamayı planlıyoruz. Biri ekim ayında, diğeri aralık ayında. Üçüncü film de şubat ayında vizyona girecek. İlk filmimiz, hayatı bir kaza sonucunda alt üst olan bir televizyon starının dönüşümünü anlatıyor. Modern bir hikâye. Kadın ana karakter. İkinci projemiz 1940'larda geçen bir aksiyon macera hikâyesi. Bol aksiyonlu, dram yönü ağır basan, sinematografisi yüksek bir eser. Yine bir kadın ana karakter ve onun muhteşem dönüşümü. Üçüncü projemiz ise, yine kentli bir tüccarın başına gelenleri anlattığımız bir komedi filmi. Tüm filmlerimizde olduğu gibi bu filmlerde de Türkiye'nin sinema seyirci profilini derinlemesine analiz edip projeleri tasarlıyoruz. Dağıtım kanalında iş birliği yaptığımız CJ ile filmlerin tasarımı sırasında yoğun temas içindeyiz. Her üç film de 'block buster' tabir edilen sarsıcı hit filmler olacak. Seyircinin uzun süredir sinemadan uzak kaldığının farkındayız. Sinemanın muhteşem dönüşüne layık eserler izleteceğiz seyircimize.

EREN DİŞLİ

Sizi sinemaya yatırım yapmaya yönlendiren etmenler nelerdir?
Kişi sevdiği alanda faydalı olabilir. Ben de tutkulu olduğum sinema işinde ilk adımı atmak için bu modeli bir fırsat gördüm. Bu yönde yatırım yapmamın, emek harcamamın doğru olacağını düşündüm. Tutkunu olduğum sinema alanında, proje tasarımından itibaren, eser üretiminin içinde olmaktan dolayı açıkçası, çok da heyecanlıyım. Kazanacağım tecrübe ile birlikte yapımcı olarak devam etmeyi düşündüğüm, kendime çizdiğim bu kariyer planını sağlamlaştırmak için kendime de yatırım yapmayı ihmal etmiyorum. İyi bir sinemacı olabilmek için, yapımcılıktan senaryo doktorluğuna kadar, doğru kast seçiminden ürünün doğru pazarlanmasına kadar her alanda kendimi geliştirmek için adımlar atıyorum.

Sinema size ne ifade ediyor?

Sinema hayatıma çok küçük yaşımda girdi. Çocukken ailemle en çok vakit geçirebildiğim yer sinemalar olmuştur. Ben evin küçük çocuğuyum, ağabeylerimle yaş farkım oldukça fazla. O yaşlarda ağabeylerimle epey film izler, sinemaya giderdik. Film izlemek ve sinemaya gitmek aramızdaki bağı epey güçlendirdi. Bu bağlamda benim için duygusal yönü de ortada. Yaşım ilerledikçe de sosyal yönü ağır basan bir insan olduğumun farkına vardım. Çevremdeki insanların kişilikleri de hep merak konusu oldu benim için. İzlediğim filmlerde de karakterleri tanımaktan çok keyif aldığımı fark ettim. İnsanların bakış açılarını, hayat hikâyelerini beyaz perdede izlemek benim için çok anlamlı.

En çok sevdiğiniz Türk ve yabancı filmler hangileridir?

Türk filmlerinden Babam ve Oğlum ve Bizim İçin Şampiyon'u çok severim. Cinayet Süsü filminin de kendine has tonu ve absürt komedisine hayranım. Hem çalışkanlığı hem de titizliğini tüm eserlerinde fark ettiğim Cem Yılmaz'ın yapımlarını da çok beğeniyorum. Yabancı filmler arasında Christopher Nolan'ın her filmine bayılırım. 'Memento' ve 'Interstellar' favori filmlerim. Birçok ödül alan 'Green Book' filminde oyunculuklar ve diyaloglar beni çok etkilemişti. 'Seven', 'Life is Beautiful' ve 'Goodfellas' da yine çok sevdiğim filmler.

Yatırımcıyla yapımcıyı ayıran modeli nasıl yorumluyorsunuz?
Yatırımcı ve yapımcı rollerinin ayrıştığı bir modelde yola çıktık. Bu rollerin ayrılmış olması elbette önemli. Ancak ben kendimi bahsedilen rollerde yapımcı tarafına biraz daha yakın hissediyorum. Yatırımcı olarak projede yer alıyor olsam da, ilerlemek istediğim yol, yapımcılık. Ertuğrul Bey'in de bahsettiği gibi bu 24 aylık süreçte yatırımcıların ve yapımcının kendine has çok kıymetli rolleri var. Bu bir ekip işi. Uzun bir maraton. Bir performans.

Henüz 21 yaşında olmanızdan dolayı filmlere yatıracağınız paranın kaynağı merak edilecektir. Bu konuda ne demek istersiniz?
Ben bir çok alanda yatırım yapan bir ailenin ferdiyim. Ailem de bana güvenerek hayallerim doğrultusunda sinema alanında ilerlemem konusunda arkamda oldular. Yaşımın verdiği dinamizm ile öncelikle kendimi ve ardından ailemi memnun edeceğimi düşünüyorum.

Bir film üzerinde mutlak hâkim yatırımcı mı yoksa yapımcı mı olacak?
Hedefimiz global alanda kabul edilmiş güçlü sinema eserleri üretmek. Bu hedef doğrultusunda iş bölümü yapılarak yürünmesi, başlangıçta sağlıklı iş planları yapılması ve filmlerin estetik çerçeveleri doğrultusunda sanatçılara alan açılması temel mesele. Bu anlamda farklı katmanlarda farklı hakimiyet alanları var. Tek bir kişiye bağlı değil hiçbir şey. Bu bir ekip işi.