Sirkeyle karbonatı karıştırınca yükselen o köpük, temizlik gücünün buharlaştığı an. Kimyacılar neden işe yaramadığını anlatıyor. Asıl tehlikeli karışım ise başka
Lavaboya bir kaşık karbonat atıp üzerine sirke dökmüşsünüzdür belki. O tıslama başlayınca, köpük lavabonun kenarına doğru kabarınca insan içinden "işte şimdi temizliyor" diye geçiriyor. Köpük ne kadar bolsa iş o kadar görülüyor sanılıyor. Sosyal medyada yıllardır gezen "doğal temizleyici" numarasının bütün cazibesi de zaten o köpükte. Ama kimyacılara sorarsanız tam o köpürdüğü an, aslında temizlik gücünün buharlaştığı andır. Virginia Tech'ten kimyager Amanda Morris ve Tasmanya Üniversitesi'nden Nathan Kilah, ikisi ayrı ayrı, köpüğün iki maddenin birbirini bitirdiğinin işareti olduğunu söylüyor. Kilah bunu 2024 başında The Conversation'da uzun uzun yazdı.
Köpük ne kadar tatmin ediciyse o kadar yanıltıcı
Sirke bir asit, karbonat ise baz. Bir araya geldiklerinde birbirlerini nötrleştiriyorlar. Asetik asitle sodyum bikarbonat tepkimeye giriyor, geriye su, biraz tuz ve karbondioksit kalıyor. Gördüğünüz köpük işte o karbondioksit gazı. Bakması güzel ama köpürdükçe ikisi birbirinin işini bitiriyor.
Kabarcıklar durduğunda elinizde kalan şey büyük ölçüde su ve bir tutam tuz. Sirkenin kireç eritme gücü de, karbonatın yağ çözüp hafifçe aşındırma marifeti de bu arada çoktan tükenmiş oluyor.
Bir de oranlar var. Karbonatla sirkeyi gözünüzle kararından dökerken ikisi neredeyse hiç tam denk gelmiyor, genelde karbonatın büyük kısmı hiç tepkimeye girmeden suyun dibinde dağılıp kalıyor. Asıl yazık olan da burada. Aynı karbonatı kuru kuruya yağlı bir tezgâha ya da fırının kararmış dibine sürseniz iş görecek, oysa sirkenin içinde boşa gidiyor.
Tek istisna lavabo gideri
Bu numaranın işe yaradığı tek yer tıkalı gider, o da temizlediği için değil. Karbonatı gidere döküp üstüne sirke eklediğinizde köpük dar boruda yukarı doğru bir basınç yapıyor, bu mekanik itiş hafif tıkanıklıkları biraz gevşetebiliyor. Ama bu etki yalnızca kabarcıklar sürerken, yani tepkime daha bitmeden var. Bir de iş hafif tıkanıklıkla sınırlı, boruyu saç yumağı ya da koyu yağ kalıntısı tıkamışsa bu yöntem çare olmuyor.
Lavaboda az çok işe yarayan şeyin tezgâhta, fırında ya da camda hiçbir karşılığı yok. O yüzeylerde köpüğü itecek dar bir boru yok ki, geriye sadece etkisini yitirmiş ıslak bir karışım kalıyor.
Her biri tek başına çok daha güçlü
İşin tuhafı, ayrı kullanıldıklarında ikisi de gayet iş görüyor.
Karbonat bazik olduğu için yağı ve organik kiri çözüyor. Yağ tutmuş bir tezgâh ya da dipleri kararmış bir tencere onun alanı. Üstelik yumuşak bir aşındırıcı, yüzeyi çizmeden ovuyor. Buzdolabında açık bıraktığınız bir kutu karbonatın kötü kokuları çektiğini de çoğunuz bilirsiniz.
Sirkenin işi ise kireçle. Asit olduğu için mineral tortusunu söküyor, duş başlığının kireç tutmuş deliklerini, çaydanlığın dibindeki o beyaz katmanı çözüyor. Sabun kalıntısını kesiyor, camı leke bırakmadan parlatıyor. Kısacası tezgâhta, tencerede karbonat işinize yarıyor, banyodaki kireçli yüzeylerde ise sirke. İkisini bir kaba doldurmak yerine ayrı ayrı, kendi işlerine bıraktığınızda çok daha fazla yol alıyorsunuz.
Sirkeyi asla bununla karıştırmayın
Asıl dikkat edilmesi gereken karışım sirkeyle karbonat değil aslında. Sirkeyle çamaşır suyunu birbirine yaklaştırmayın. Asetik asit, çamaşır suyundaki sodyum hipokloritle tepkimeye girince klorin gazı açığa çıkıyor. Az miktarda bile gözleri yakıyor ve öksürtüyor. Kapalı bir banyoda bu gaz yoğunlaşırsa solunum yollarına ciddi zarar verebiliyor. Yani temizlik yaparken sirkeyi çamaşır suyuyla aynı yere dökmeyin ve ikisini bir arada kullanmayın.