Bahçeli: Vakit temkinle hareket etme vakti
MHP lideri Bahçeli, "Bölgesel ve küresel dengeler altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye'nin doğru zamanda, doğru adımlarla, doğru siyaset ve stratejiyle iç cephesini muhkem hale getirmesi tarihi bir hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir. Vakit Türkiye'nin tedbir ve temkinle hareket etme vaktidir. Vakit barış ve huzur içinde bayramlaşma, tek yürek halinde ve hep birlikte Türkiye olma vaktidir." açıklamasında bulundu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Dünya genelinde hâkim olan huzursuzluk, umutsuzluk ve istikrarsızlık sarmalı doğrudan doğruya insanlığın temel ve evrensel haklarında devasa yarıklar oluşturmaktadır. Silahların koyu gölgesi, savaş ve çatışmaların ağır gövdesi mazlum coğrafyaların, buralarda hayat süren biçarelerin üstüne düşmüş vaziyettedir. Derin bir anlam ve ahlak bunalımının pençesinde biteviye kıvranan ve olağanüstü bir kırılganlığın dibine yuvarlanan bugünkü dünya tablosu neresinden bakarsak bakalım insani ve vicdani iflasın da göbeğindedir." dedi.
Bahçeli şunları kaydetti: "28 Şubat 2026 tarihinden buyana İran İslam Cumhuriyeti’nin tepesinden yeni nesil füzeler ve tahribat gücü çok yüksek bombalar yağdırılmaktadır. Henüz Gazze soykırımının yaraları sarılmadan, bu surette kesif bir hesaplaşma sayfası açılmadan, Türkiye’nin yanı başında, sınırlarımızın diğer yakasında savaş ve insanlık suçunun en vahim örnekleri günbegün yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.
"KOMŞU ÜLKELERDEKİ GELİŞMELER GİDEREK DAHA DA KÖTÜLEŞMEKTE"
Geride bıraktığımız mübarek Ramazan-ı Şerif’in her gününde İslam alemi Siyonist-emperyalist tasallutun zora ve zorbalığa dayalı ağır sonuçlarına maruz kaldığı alenen meydandadır.
Körfez ülkelerini içine alacak yaygın ve yoğun bir savaşın düzenekleri maalesef hızla inşa edilmektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın terör devleti İsrail’in tek yanlı dayatmasıyla ibadete kapatılması ise Müslüman vicdanlarda infial uyandırmış, bu kapsamda inanç hakları ve dini hürriyetler her cepheden saldırıya uğramıştır.
Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır. Komşu ülkelerdeki gelişmeler giderek çok daha kötüleşmektedir.
İran İslam Cumhuriyeti’nin dini liderlerine, üst düzey siyaset ve devlet görevlilerine yönelik ardı arkası kesilmeyen nokta suikastlar, sivil ve masum halkı sistematik şekilde katleden saldırganlıklar artık şiddet ve vahşetin serbest dolaşıma sokulduğunun, savaş hukukunun ise devre dışı bırakıldığının bariz göstergesidir. Barışın diliyle münasebet ve mutabakat ağını genişletmek varken savaşın ve silahın divanesi olmak, üstelik bunu yaparken kat’i yalanlarla, kasti yanlışlarla ve kaskatı kesilmiş önyargılarla yıkıma meşruiyet kılıfı aramak en hafif tabirle utanmazlıktır. Jeopolitik depremlerin, çıta yükselten askeri ve siyasi gerilimlerin belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayıp eşzamanlı olarak bölgeselleşip küreselleşmesi çok büyük bir felaket ihtimali olarak gündemdedir.
İsrail’in başını çektiği bu muhtemel felaketin dünyanın muhtelif bölgelerine sıçramadan durdurulması, ateşkes ve barış adımlarının kademeli şekilde atılması herkesin ortak çıkar ve yararınadır.
DİPLOMASİ VE DİYALOG VURGUSU
Ancak zaman gittikçe daralmakta, ateş hattı fiilen genişlemektedir. Ramazan ayının sonunda karşıladığımız bayram günlerinin başta İslam ülkeleri ve tüm insanlığın barışmasına, kucaklaşmasına, en azından sorunların diplomasi ve diyalog yoluyla çözmek için bir vesile olması hassaten dileğimdir. Türkiye yediden yetmişe, gencinden yaşlısına, küçüğünden büyüğüne, dahası doğudan batıya, kuzeyden güneye gönülden bayramlaşmakta, tarihi barış ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmektedir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE AÇIKLAMASI
Nitekim 'Terörsüz Türkiye' hedefi Türk milletinin yeni yüzyıldaki bayramı ve kışı olmayan barış mevsimidir. Bölgesel ve küresel dengeler altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye’nin doğru zamanda, doğru adımlarla, doğru siyaset ve stratejiyle iç cephesini muhkem hale getirmesi tarihi bir hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir.
Vakit Türkiye’nin tedbir ve temkinle hareket etme vaktidir. Vakit barış ve huzur içinde bayramlaşma, tek yürek halinde ve hep birlikte Türkiye olma vaktidir. Temennim savaş ve çatışmaların bir an evvel son bulmasıdır.
Maneviyatın, muhabbetin ve hürmetin hem şurası hem de şöleni olan bayramın açılan uçurumların kapatılmasında, sertleşen ilişkilerin yumuşatılmasında, dargın düşen gönüllerin kavuşmasında muazzez bir fırsat olması halisane dileğimdir. Bu duygu ve düşünlerle, İslam dünyasını çepeçevre kuşatan karanlık perdenin yırtılıp atılmasını, zulme uğrayan soydaşlarımızın, din kardeşlerimizin acılarının, feryatlarının bitmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan aziz vatandaşlarımızın, Türk ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, hak ettikleri gelişmişlik seviyelerine ve layık oldukları zirvelere ulaşmaları için hem duacı hem de davacı olduğumuzu ifade ediyorum.
Gönlünde vatanın kaygısını duyan,
Yüreğinde milletin sevgisini yaşatan,
Ruhunda al bayrağın sıcaklığını hisseden,
Şuurunda Türkiye’mizin sevdasını taşıyan,
Hedefinde milli birliğin, toplumsal dirliğin, ebedi kardeşliğin ve kalıcı dayanışmanın özlemlerini barındıran her kardeşimi, milletimizin her onurlu evladını selamların en güzeliyle selamlıyorum.
Ramazan Bayramımız mübarek olsun diyorum."
SİYASİLERDEN BAYRAM MESAJLARI
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: "Kahraman silah ve mesai arkadaşlarım; birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, dayanışma ruhumuzu güçlendiren müstesna günlerden biri olan Ramazan Bayramı’na ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramlar; köklü tarihimizden süzülüp gelen milli ve manevi değerlerimizin yeniden hatırlandığı, kardeşliğimizin daha da kuvvetlendiği anlamlı zamanlardır. Bu mübarek bayramın; ülkemize, asil milletimize ve Milli Savunma Bakanlığı ailesinin tüm seçkin mensuplarına sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyor; bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum. İçinde bulunduğumuz dönem, küresel ve bölgesel ölçekte belirsizliklerin arttığı, çatışmaların derinleştiği ve güvenlik dengelerinin hızla değiştiği bir süreçtir. Güney coğrafyamız başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde yaşanan krizler; güçlü bir devlet olmanın ve caydırıcı bir askeri güce sahip bulunmanın ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu bilinçle kahraman ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini artırmak için gece gündüz demeden sürekli çalışıyoruz" dedi.
Güler, mesajının devamında şunları kaydetti: "Yerli ve milli savunma sanayimizin sağladığı ileri teknoloji imkan ve kabiliyetlerle her geçen gün daha da güçlenen şanlı ordumuz, köklü tarihimizden ve asil milletimizden aldığı güçle, hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, denizlerimizde ve semalarımızda hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sağlayan faaliyetlere kadar geniş bir alanda yoğun ve etkin bir şekilde görevlerini başarıyla icra etmektedir. Hiç şüphesiz bugün milletçe huzur içinde bayram idrak edebiliyorsak bunda en büyük pay; vatan uğruna gözünü kırpmadan canlarını feda eden aziz şehitlerimize ve fedakarlıklarıyla tarihimize altın harflerle yazılan kahraman gazilerimize aittir. Onların ortaya koydukları eşsiz cesaret, sarsılmaz irade ve vatan sevgisi bizler için en büyük ilham kaynağıdır. Gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin kıymetli emanetleri olan aileleri de her zaman başımızın tacıdır. Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan 'Türkiye Yüzyılı' vizyonu doğrultusunda; daha güçlü, etkin ve caydırıcı bir Türk Silahlı Kuvvetleri için çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Bu süreçte, nice bayramların huzur içerisinde yaşanabilmesi için kendisine tevdi edilen tüm vazifeleri; azim, kararlılık ve fedakarlıkla yerine getiren siz kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın gözlerinden öpüyor; hepinize sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, tüm muvazzaf ve emekli personelimizin, şehit yakınlarımızın, gazilerimizin ve güvenlik korucularımızın aileleriyle birlikte Ramazan Bayramı'nı en huzurlu şekilde geçirmesini temenni ediyor; bayramınızı en içten dileklerimle bir kez daha kutluyorum."
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: "Rahmet, bereket ve paylaşma ayı olan bu mübarek günleri geride bırakırken Ramazan Bayramı’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramlar; sevginin, dayanışmanın ve kardeşliğin güçlendiği, gönüllerin birbirine daha da yaklaştığı müstesna zamanlardır. Bu anlamlı günler, toplumsal bağlarımızı kuvvetlendiren, ortak değerlerimizi ve kültürümüzü yeniden hatırlatan önemli vesilelerdir. Bu bayramın “Nerede o eski bayramlar” demeden büyüklerimizi unutmadığımız, küçüklerimizi sevindirdiğimiz bir bayram olmasını diliyorum. Ramazan Bayramının, ayrıca dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan mazlum ve mağdur insanlar için umut kapısı olmasını niyaz ediyorum. Bölgemizde süregelen krizlerin son bulmasına, masum insanların zarar görmemesine ve bu coğrafyanın yeniden huzur ve istikrara kavuşmasına vesile olan bir bayram temenni ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, başta Aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam âleminin mübarek Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; bayramın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve bereket getirmesini diliyorum. Bayramınız mübarek olsun."
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: "Bu Bayram da Gelin Tanış Olalım, İşi Kolay Kılalım... Ramazan-ı Şerifin ruhlarımızı arındıran iklimini geride bırakırken kalplerimizi birbirine yaklaştıran, kardeşlik bağlarımızı kuvvetlendiren bir bayram sabahına daha ulaştık. Bayramlarımız; ortak kaderimizi hatırladığımız, birbirimizin hukukuna sahip çıktığımız ve büyük bir millet olduğumuzu yeniden idrak ettiğimiz benzersiz vakitlerdir. Aynı selamda buluşmak, aynı sevinci paylaşmak ve gönül almak bizi biz yapan değerlerin tezahürüdür. Hürmet, merhamet, paylaşma ve dayanışma bu günlerde söz olmaktan çıkar, hayata karışır. Bir çocuğun büyüklerinin elini öperken gösterdiği edep, sınıf sıralarında verdiğimiz eğitimin, aile ortamında filizlenen terbiyenin en kıymetli meyvesidir. Bu nedenle maarif davamızın merkezinde bu toprakların insanı vardır; aklı ve kalbi birlikte olgunlaşan, karakteri sağlam nesiller yetiştirme azmi vardır.
Millet olmanın gücü, aynı kazanımlar için ortak bir coşku duymakta, zor zamanlarda omuz omuza verebilmekte, sevinçte ve kederde aynı yürekle buluşabilmektedir. Aynı istikamete bakan kalplerin oluşturduğu o büyük birlik ruhu; gerektiğinde tek yürek, tek irade ve tek yumruk olabilme kudretimizin en güçlü teminatıdır. Bu toprakların tarih boyunca bize bıraktığı en kıymetli miras da zaten budur: Ortak bir dilde buluşabilen, aynı değerler etrafında kenetlenebilen ve sevinçte de kederde de birbirinin yanında durabilen bir millet olabilmek. Bayram günleri, bu büyük birlik duygusunun en berrak şekilde hissedildiği zamanlardır. Aynı selamda buluşan insanlar ve aynı umut etrafında kenetlenen bir toplum... İşte millet olmanın asıl gücü burada saklıdır. Böyle günler bize bir kez daha hatırlatır ki birbirimizi tanıdıkça gönüllerimiz genişler, gönüller genişledikçe yalnızlık azalır, aranan manaya yaklaşılır, yaşamın güzelliği ve amacı idrak edilir.
Millî Eğitim Bakanlığı olarak bu ramazanı da öğrencilerimizin okul hayatına temas eden bir eğitim ve değer zamanı olarak ele aldık. Bu anlayışla okullarımızda her zaman olduğundan daha fazla, çocuklarımızın paylaşmayı, saygıyı ve birlikte yaşama kültürünü hissedebilecekleri faaliyetleri teşvik ettik. Evlatlarımızın bu ayın manevi atmosferini sınıfta, koridorda, okul bahçesinde ve arkadaşlık ilişkilerinde yaşayarak tecrübe etmelerini arzu ettik. Böylece bu kadim geleneğin bereketinin çocuklarımızın neşesiyle buluşarak hayatın içinde yeniden anlam kazanmasına -inşallah- vesile olduk. Hamdolsun... Bu ramazan, çocuklarımızın manevi terbiyeyi daha derinden hissederek yaşadıkları ve paylaşmanın sevincini birlikte çoğalttıkları bir zaman dilimi olarak geride kaldı.
İşte bu canlı tablo, yetiştirmek istediğimiz neslin mayasının nerede yoğrulması gerektiğini bize açıkça göstermektedir. Evlatlarımızı ekranların geçici parıltısından uzaklaştırıp yüz yüze muhabbetin sıcaklığıyla buluşturmak; mahallemizin, akrabalık bağlarımızın ve aile ortamının taşıdığı irfanı onlara hissettirmek hepimizin vazifesidir. Ailede başlayan bu değer yolculuğu, okullarda kazandırılan bilinçle birleştiğinde yarınlarımızı taşıyacak güçlü bir nesil yetişir. Türkiye Yüzyılı'nın temeli işte bu sağlam karakterde, bu köklü bağda ve bu diri birlik ruhunda yükselecektir.
Bu mübarek günlerin yeryüzünde acıyla imtihan edilen tüm kardeşlerimiz için huzura, adalete ve selamete vesile olmasını Cenabıallah'tan niyaz ediyorum. Bayram sevincimizin mazlumların duasıyla anlam bulmasını diliyor; kırgınlıkların geride kaldığı, gönüllerin tamir olduğu bir bayramı en büyük zenginliğimiz kabul ediyorum. Ve Yunus'umuzun "Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim, sevilelim / Dünya kimseye kalmaz" dizeleriyle en büyük güvencemiz sevgili öğrencilerimizin, maarif ailemizin, evlatlarının istikbali için emek veren değerli velilerimizin ve aziz milletimizin Ramazan Bayramı'nı gönülden tebrik ediyorum. Birliğimiz daim, kardeşliğimiz kavi, Ramazan Bayramımız mübarek olsun."
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: "Rahmet ve bereket dolu Ramazan-ı Şerif’i geride bırakarak, gönüllerimizin huzurla dolacağı mübarek Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ramazan Bayramı’nın tüm İslam âlemine ve dünyadaki mazlumlara sağlık, huzur ve esenlik; ülkemize ve milletimize birlik, dirlik ve barış nasip etmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Ramazan Bayramımız mübarek olsun."