"Marmara Bölgesi'nden geçen fayı gösteren haritalar eksik"
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden sonra Türkiye'deki deprem haritalarının güncelliği yer bilim çevrelerinde ve kamuda tartışma konusu oldu. Bir taraf deprem haritalarının bir an önce güncellenmesi gerektiğinden bahsederken diğer tarafsa "haritaların doğru olduğunu ve değiştirilmesinin gerekmediğini" söylüyor. Bu tartışmada kritik nokta ise Cenk Yaltırak'ın Marmara Bölgesi'nden geçen fayı gösteren haritalardaki eksikliğe dikkat çekmesi oldu. Yaltırak, bu bölgede tek bir çizgi hâlinde değil, birbirine paralel dört diri fay segmenti bulunduğunu iddia ederek tartışmanın hararetini arttırdı. Peki yer bilim uzmanları neden birbirlerinden farklı deprem senaryolarından bahsediyorlar? Aralarındaki temel anlaşmazlık noktası nedir? Birbirlerinin çalışmalarını neden tartışmaya açıyorlar? Bu soruları yönelttiğimiz isimlerden Prof. Dr. Cenk Yaltırak, önemli açıklamalarda bulundu. Habertürk'ten Didem Arvas'ın haberi...
ABONE OLİstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden Prof.Dr.Cenk Yaltırak, Habertürk'ün sorularını yanıtlayıp şunları kaydetti:
İTÜ öğretim üyeleri deprem bölgesindeki incelemelerine dayanan ön tespit raporunda “aktif fay hattı ile yüzey kırıklarının çakışmadığı” ifadesine yer verdi. MTA bölge için aktif fay haritasını İTÜ raporunun yayınlanmasından hemen sonra güncelledi. Öte yandan sadece DAF (Doğu Anadolu Fayı), KAF (Kuzey Marmara Fayı) ile ilgili de farklı haritalar ve görüşler mevcut. Türkiye’nin deprem haritası ile ilgili fikir ayrılıkları insanların kafalarını karıştırıyor. Vatandaş kime inanacak?
-Halkın kafasının karışmasına gerek yok. Beyninde kanserli hücre bulunan bir hasta düşünün. Bu hastanın 3D beyin emarının çekilerek mikro cerrahi uygulanması mı daha makuldür yoksa eski yöntemlerle teşhis etmeye çalışarak müdahale etmek mi? Deprem haritalarıyla ilgili temel problem de budur. 20 yıl öncesinin teknik imkânlarıyla hazırlanan fay haritası bugünkü yerleşime uygunluk için baz alınamaz. Bu haritaların çözünürlüğü düşük olduğu için hassasiyeti çok az. Individual (tekil) riski ölçemiyor, ortalama riski ölçebiliyor ancak. Şöyle düşünelim aynı binada yaşayan apartman sakinlerinin hepsinden idrar ve kan tahlili alınıyor. Güncellenmemiş haritanın dayandığı zihniyet bu insanların hepsinin ortalamasını alıp aynı şeker ve tansiyon ilacını yazması gibi... Buradaki risk açık. Bu haritaların ivedilikle günümüz teknolojisindeki çözünürlükle yenilenmesi gerekiyor. Bugün ülkemizde bilinen 600 üzeri 10 kilometreden uzun diri fay var ve bunların hepsi deprem üretme potansiyeline sahip. Bunların bir kısmı araştırılmış, bir kısmı ise araştırılmaya devam ediyor. Mesela Kuzey Anadolu Fayı bulunan haritada Erzincan-Bolu arası deprem kırılan parçalar tehlike haritasından çıkarılmalı. Çünkü bu noktadaki tarihsel durum ve fay hattı ölçümlerine bakıldığında buradaki segmentler 100 yıldan fazla bir zamandır rahat.
6 Şubat’ta iki değil, aslında beş deprem yaşandı. Bu depremde anlaşıldı ki, büyük deprem olması için fayın çok uzun olması değil, birikiminin yeterli olması gerekiyor. Şu an için analiz ettiğimiz verilere göre 7,7 olarak açıklanan depremde üç deprem, ikinci deprem olarak açıklanan 7,6’lık depremde ise iki depremin iç içe olduğunu anlıyoruz. 7,7 ya da 7,6, bu depremlerin ortaya çıkardığı enerjinin toplamıdır.