Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul AKOM merkezinde açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu'nun açıklamalarından satır başları:

İMAMOĞLU: MİSAFİRHANELERİ SEFERBER ETMİŞ DURUMDAYIZ

Bu şiddetteki depremin ciddi anlamda hasar olmayacak bir deprem olmadığı yönünde arkadaşlarımızın aktarımları vardır. Şu anda AFAD sayın valimizle de görüştüm. Özellikle konaklama konusunda çabaları var. Biz de misafirhane noktasında elimizdeki imkanları seferber etmiş durumdayız. Burada tabii hem hasarlı tespit edilen binalarla ilgili ihtiyaçlar gideriliyor. Bir başka konu da İBB'nin afete dönük hazırlıklarla ilgili hakkını teslim edelim ki, İBB'nin teknik koşulları ve ortamları birçok konuda iyi seviyededir. Bu süreçte bu ve bunun gibi teknik imkanlar kim sağlamışsa teşekkür etmeye devam edeceğiz. İstanbul'un yapılaşmayla ilgili olsun, deprem toplanma alanlarıyla ilgili olsun, İBB'nin tespitlerine göre ciddi sorunlar vardır. Bunu aşmak için bir seferberliği başlatmış durumdayız.

"DEPREM MİLLİ MESELEDİR ASLA SİYASİ GÖRÜŞÜ OLMAZ"

Dün toplantıda Cumhurbaşkanı yardımcısı sayın Fuat Bey'in yapmış olduğu toplantının verimli geçtiğini düşünüyorum. Simülasyonla herkesin kendini kontrol ettiğini ve gözden geçirdiğini düşünüyorum. Bu sorgulamanın rutinde ve gerçekten sıkı bir ritmle, çok ara açılmadan yapılamasının bir gereksinim olduğunu ifade etmek isterim. Deprem milli meseledir, asla ve asla siyasi görüşü ve partisi olmaz. 16 milyon insanımızın canı sözkonusudur. Birtakım yasal düzenlemeler gerekirse yapılması gerekir. Masa tektir, biz de o masada her zaman olacağımızın teminatını verelim.

KEMAL KILIÇDAROĞLU: Öncelikle İstanbullulara geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek isterim. Can kaybımızın olmaması en büyük sevincimizdir. Sayın başkan önlerinde duran riski aşmak için elinden gelen çabayı göstermiştir. Bir şeyin altını özenle çizmek isterim. 99'da büyük deprem yaşadık, 20 bine yakın yurttaşımız hayatını kaybetti. Dönemin Başbakanı Allah rahmet eylesin Bülent Ecevit, karayoluyla İstanbul'a ulaşamadı. Büyük bir acıydı, Türkiye seferber oldu, dünyadan pekçok yardımlar geldi ve biz yaramızı sarmaya çalıştık. Deprem vergisi çıktı. Bu ülkenin 80 milyonu gitti vergisini ödedi. Yaralar sarılacaktı, bütün bölgeler depreme dayanıklı hale gelecekti. Ne oldu o deprem vergileri? Devleti yöneten insanların geleceği görmesi lazım. Devleti yöneten insanların, 16 milyonun risk altında yaşadığı İstanbul'u riskten nasıl kurtarabiliriz hesabını yapmaları lazım. Aradan 20 yıl geçmiş ve hala başladığımız noktadayız. Risk altındaki 16 milyon İstanbullunun hakkını sormak için buradayım. Bu paralar nereye gitti? Yaşadığımız dram nedir? Biz elbette ki süreci baltalamak, merkezi hükümeti yatırım yapacak, onları engelmemek elbette olmaz. Bu bataktan İstanbul'u kurtarmak durumundayız. Belediye başkanlarımız, İstanbul'daki bütün belediye başkanlarımız da el birliğiyle elbette çalışacaklardır. Riski aşmak için elbette seferber olacaklardır. Ama temel soru şu, 99-2/19 neden bu kadar uzun süre beklendi. Toplanma alanları 470 olarak belirlenmişken hiç o depremden, hayatını kaybeden 20 milyon insanın ahı bir tarafta bunların büyük kısmını imara harcıyorsunuz. Ben bu soruyu sormayayım mı Allah aşkına? Şimdi bunları sormazsak ne zaman soracağız?

"DEPREMDE ÖLENLERİN PARTİSİ OLMAZ!"

Bizim gibi geleceği görmeyen yöneticiler, risk gerçekleşir, insanlar hayatını kaybeder ondan sonra önlem almaya başlarlar. Bir süre sonra unutulur ve süreci orada keserler. Geçmişten ders çıkarmamız lazım. Yeni bir yönetim var, genç bir arkadaşımız var. Bu İstanbul'a aşık. İstanbul'un deprem riskini tümüyle ortadan kaldırmak istiyorlar. Onlar sadece merkezi hükümetten bize engel olmayın diyorlar, o kadar. Bu ekibe herkesin destek olması lazım. Bu işin partisi olmaz, depremde ölenlerin partisi olmaz. Ölenler bizim çocuklarımız, yaşlılarımız, gençlerimiz.