Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Asırlar önce sadece Allah'ı zikretmek, duaları saymak ve manevi bir yolculuğa çıkmak için üretilen bu mütevazı araç, zamanla şekil değiştirerek bir aksesuara, bir statü sembolüne, hatta bir güç gösterisine dönüşmüştür. Kehribarından oltusuna, kukasından gümüşüne kadar binbir çeşidiyle cepleri süsleyen tesbihin, asıl amacından koparılarak bir "oyuncak" gibi kullanılması, dindar kesimlerde ve eski toprak büyüklerde her zaman bir rahatsızlık yaratmıştır. Zikir aracının şakırdatılmasına tepki gösterenlerin "Çarpılırsın", "Günahtır" veya "Edebe aykırıdır" şeklindeki uyarıları, gençlerin zihninde "Acaba bir alışkanlık yüzünden günaha mı giriyorum?" sorusunu doğurur.

İslam'da eşyaların hükmü, kullanım amaçlarına ve niyetlere göre şekillenir. Tesbih, özünde ipe dizilmiş boncuklardan ibaret bir nesnedir. Ona kutsiyet atfeden şey, Allah'ın güzel isimlerinin (Esma-ül Hüsna) anılmasına aracılık etmesidir. Ancak bu aracın, kabadayılık taslamak, stres atmak veya sadece el alışkanlığı olarak sallamak suretiyle kullanılması, "şiar"a (dini sembole) saygısızlık sayılıp sayılmayacağı tartışmasını beraberinde getirir. Namaz sonrasında huzurla çekilen "Sübhanallah" taneleri ile sokakta racon kesmek için sallanan taneler aynı hükümde midir? Bu yazımızda, tesbihin İslam tarihindeki yerini, sallamanın fıkhi hükmünü (haram mı, mekruh mu?), Diyanet İşleri Başkanlığı'nın konuya bakışını ve toplumdaki "tesbih adabı" kültürünü tüm detaylarıyla ele alıyoruz. Elinizdeki tesbihe bir de bu gözle bakmanızı sağlayacak bilgiler için okumaya devam edin...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ