Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dilek Türkan, HT Magazin'den Arif Hür'e konuştu.

Klasik Türk müziği yorumcusu Dilek Türkan, 20 yıllık müzik kariyerindeki üçüncü albümü ‘An’ı müzikseverlerle buluşturdu.

8 yıl boyunca solistliğini yaptığı İncesaz grubundan ayrıldıktan sonra yoluna bireysel olarak devam eden Türkan, bugüne kadar Sezen Aksu’dan Timur Selçuk’a pek çok usta isimle çalıştı. Geçmiş ile günümüz Türk müziği arasında köprü kurduğunu söyleyen sanatçı ile yeni albümü üzerinden başlayan sohbetimiz, Türk sanat müziğinin içinde bulunduğu duruma kadar uzandı...

Üçüncü albümünüz olan ‘An’ı dinleyicilerle buluşturdunuz. Albümün içeriğinden bahseder misiniz?

İki yıldır üzerinde yoğun mesai harcadığım bu albüm 2 ayrı CD olarak hazırlandı. Bir CD’de 1918’lerden 13 eser diğer CD’de ise 2018’den 13 eser yer alıyor. Zengin repertuvara sahip bu albüm ile geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurmaya çalıştım. Eski şarkıları taş plak formatında Sirkeci garında canlı olarak kayıt altına aldırdım. Albümdeki her parçayı titizlikle
seçtiğim için bu albüm dinleyenlere keyifli anlar yaşatacak diye düşünüyorum.


‘ESKİYLE YENİNİN ATIŞMASI’


Albümde seslendirdiğiniz şarkılar bir bahar havası tadında sanki...

Bu albümle kış ayında baharı yaşıyorum zaten. Geleneksel müziğe duyduğum aşkınyanında, günümüz müziğini de keşfetme çabası içinde renkli bir harman yarattık. Eski ile aramda bir fay hattı var bunu inkâr edemem. Bu ister istemez şarkılara da yansıyor. Pek çok sanatçının single’a yöneldiği şu dönemde 26 şarkıya bir albümde yer vermek çok kıymetli bana kalırsa. Tüm unuttuğumuz duyguları bu albümle yeniden hatırlattık. Bir nevi eskiyle yeninin karşılıklı atışması da diyebiliriz.

‘Ne varsa eskilerde var’ sözüne katılıyor musunuz?

Geçmişte dile gelmiş şarkıların günümüzde değer görmesi oldukça sevindirici. Zaman geçtikçe ve hayatımıza yeni şeyler katıldıkça özümüzde azalıyoruz. Eskiye gitmek bizi daha çok zenginleştiriyor.Geçmiş, yaşanmışlığınnaifliği ve ikili ilişkilerin öz ve samimi olduğu bir dönem.

1900’lü yıllarda yaşamak ister miydiniz?

Ben hâlâ o dönemdeki insanların sürdüğü gibi bir yaşam sürüyorum. Kurduğum diyaloglarda karşımdakini kırmamaya çalışıyorum. Mesleğime saygılıyım, aileme de kıymet veriyorum. Giyim kuşam konusunda her ne kadar modern gözüksem de vintage parçalara da yer veriyorum. Ama şöyle bir şey var ki, bu dönemde insanlar kaybolup gidiyor.

Türkan’ın yapımcılığını da üstlendiği albümün aranjesini Baki Duyarlar yaptı.

‘Onlar var oldukça ben de var olurum’

Sosyal medyada takipçilerinizden biri sizi ‘Ruh hemşiresi’ diyerek tanımlamış. Ne diyorsunuz?

İnsanlar sesimin iyileştirici olduğunu söylüyor. Sosyal medyadan mesajlarına yanıt verdiklerimden kimisi şaşırıyorlar. Bence bu korkunç bir şey. Çünkü sanatçı halkla diyalog kurmalı. Onlar var oldukça ben de var olurum. Yoksa emeklerim boşa gider. Ancak şunu biliyorum ki, Türk sanat müziğini ne kadar çok yayabilirsek toplum olarak o kadar güzelleşip naifleşeceğiz.

‘Halkla iç içe olmak ilham veriyor’

İlham kaynağınız nedir?

Her daim sosyal yaşamın içinde olup halkla ortak nefes alabilmek. Mesela bu albümde bana ait olan tüm şarkı sözlerini yürüyerek yazdım. Yürürken aklım çalışıyor. Dünyanın tüm müziklerini de dinlerim. Tabii en büyük ilham kaynağım kızım. Günümüz müziklerini de onun sayesinde tahlil ediyorum.


Dilek Türkan, uzun yıllardır Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu’nda ses sanatçılığı yapıyor.

‘TSM’yi her yaştan insan dinliyor’

Toplumumuzda Türk sanat müziğinin orta yaşlı ve yaşlı insanlara hitap ettiğine yönelik bir düşünce var. Siz buna katılıyor musunuz?

Bu algıyı son derece yersiz buluyorum. Türk sanat müziği şarkılarını yorumlarken herhangi bir yaşa hitap
etmeyi amaçlamıyorum. Her kesimden insan dinliyor. Tanıdığım dört yaşındaki bir çocuk bile dinliyor. Bu en güzel örnek sanırım böyle bir genelleme yapanlara.

Pop müzik dinleyenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece popüler olanın peşinden gitmemek lazım. Belki popüler olana ulaşmak daha kolay ancak bir TSM sanatçısının tanınması popüler birine göre daha zor. Ama bu müzikle uğraşanlar mücadele etmeli. Müzik sektörünü bir markete benzetecek olursak, benim yaptığım eserler marketin en ucunda küçük bir rafta duruyor. Ama o rafa da kıymet veren kişi geliyor. Bir yandan bu da çok değerli


'Gençlerin elinden kimse tutmuyor’

Türk sanat müziği alanında ilerlemek isteyen gençler destek bulabiliyor mu?

Türk sanat müziği kadar köklü ve kıymet verilmesi gereken başka bir müzik var mı? Sadece sabırlı olmaları gerek. Bizim dinleyicilerimiz de sanatçılarımız da sabırsız. O yüzden bu alanda üretimler az. TSM eseri seslendirmek isteyen pek çok genç müzisyen var ama kimse onların elinden tutmuyor.

 

 

BAKMADAN GEÇME