Türkiye’nin Gazze ateşkesinde garantör gücü: Denetleyen aktif ülke
Gazze'de ateşkes ve esir takası sürecinde Türkiye'nin garantör sıfatıyla üstlendiği rol, hem sahadaki uygulamada hem de uluslararası diplomasi masasında belirleyici bir etki yarattı. ABD, Mısır, Katar ve Türkiye'nin imzalarıyla 13 Ekim'de Şarm el-Şeyh'te resmiyet kazanan mutabakat, bölgedeki en kapsamlı diplomatik uzlaşı olarak tarihe geçti. Ankara, yalnızca imza atan değil, uygulamayı izleyen ve denetleyen aktif garantör konumuna yükseldi.
ABONE OLMutabakat kapsamında hayatta olan 20 İsrailli rehine serbest bırakıldı. Buna karşılık, İsrail tarafı yaklaşık 2.000 Filistinli tutuklu ve mahkûmu tahliye etti.
Tahliye edilenlerden 88’i Batı Şeria’ya, kalan büyük çoğunluk ise Gazze’ye döndü. Şu ana kadar ateşkes genel hatlarıyla korunuyor; sınırlı çapta ihlal iddiaları bulunsa da sahada “sessiz denge” hâkim.
Mısır sınırındaki Rafah ve Kerem Şalom geçişlerinden başlayan insani yardım akışı ise günde 600 TIR kapasitesine ulaşma hedefiyle artırılıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, imza töreninde yaptığı açıklamada Türkiye’nin “ateşkesin sadece başlamasını değil, kalıcılığını da garanti edeceğini” vurguladı.
MİT Başkanı İbrahim Kalın, ateşkesin “tarihi ama kırılgan” olduğunu, ihlallere karşı sürekli teyakkuz içinde olunacağını ifade etti.
Ankara, garantörlük sürecinde yalnızca diplomatik değil, teknik düzeyde izleme ve doğrulama mekanizmaları oluşturulmasında da aktif rol üstleniyor. Türkiye, Katar ve Mısır’la birlikte “saha izleme/gözetim” görev gücünün ana bileşenleri arasında yer aldı.