UNESCO'nun büyük adımı 80 yaşında
II. Dünya Savaşı'nda dünya nüfusunun yaklaşık % 3'ünü oluşturan yaklaşık 80 milyon kişinin hayatını kaybetmesi, insanlık tarihinin en büyük trajedisi oldu. Bu yıkım, ulusları sadece siyasi sınırları yeniden çizmeye değil, aynı zamanda ahlaki ve entelektüel bir uyanışa zorladı. Savaşın temelinde yatan ön yargı ve cehaletten kurtulma arzusu, yeni bir dönemin ilk ve en kritik adımlarından birinin atılmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kuruldu... 80 yaşındaki UNESCO, bir yandan ön yargı ve cehaletle mücadele ederken turizmin gelişmesinde önemli rol oynadı
ABONE OLPeter Weir'in yönettiği 1981 yapımı 'Gelibolu' (Gallipoli) filmi, Mel Gibson ile Mark Lee’nin canlandırdığı genç askerlerin trajik hikâyesi üzerinden, savaş propagandası ve cehaletin bedelini çarpıcı biçimde gözler önüne serdi.
Film, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı gençlerin, kendilerine; "Batı'daki insanlık düşmanı barbarlar" olarak tanıtılan Türklere karşı savaşmak üzere askere yazılma çağrılarıyla başlayan aldatılmışlığını gözler önüne serdi.
Cepheye ulaştıklarında esir düşmüş bir Türk askerini gördüklerinde verdikleri tepki, filmin ve tüm insanlık tarihinin en etkileyici anlarından biriydi; "Bana o kadar da korkunç gelmedi."
Bu an, düşmanın şeytanlaştırılmasıyla yaratılan yanılsamanın yıkıldığı, ortak insanlık bağının fark edildiği vicdani bir dönüm noktasıydı. Esirin sadece kendi topraklarını savunan biri olduğunu öğrenmeleriyle yaşanan; "Bizim burada ne işimiz var?" sorgulaması, tüm savaşların altında yatan temel ahlaki krizi özetledi.
'Gallipoli'deki sahnede de yansıtıldığı gibi, iletişimin kısıtlı olduğu dönemlerde insanlar, yabancı milletler ve kültürler hakkında önyargılı ve eksik bilgiye sahipti. Cehalet, nefreti besleyen en büyük kaynaktı.