Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Hızlı tüketim ürünleri grubu Unilever, insanları ve gezegeni yok saymadan büyümenin sağlanabilmesi ve tüm paydaşlar ile birlikte uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratılabileceğini kanıtlamak amacıyla sürdürülebilirliği işinin merkezine koyduğunu duyurdu.

1 milyardan fazla insanın sağlık ve esenliğini iyileştirmek, çevresel etkisini yarıya indirmek ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını iyileştirmek için uzun dönemli bir plana odaklanan şirket, geçtiğimiz on yılda attığı adımlar ile gelecek hedeflerini açıkladı.

Bu kapsamda 'Yarının Gıdaları İnisiyatifi'ni başlattıklarını kaydeden Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı, "4 temel taahhütte bulunuyoruz. Bunlar, ürünlerimizde sürdürülebilir tarımsal ham maddeler kullanımını ve bitkisel temelli gıda seçeneklerini artırmak, besleyici gıdaları herkes için erişilebilir kılmak, tüm ürün gruplarımızda kalori, tuz ve şeker miktarını azaltmak ve gıda atığını yarıya indirmek olarak sıralanabilir" dedi.

Kölükfakı, sürdürülebilir bir gıda sistemine geçişe öncülük etmek için ölçekler, markalar ve yetenekleri kullanacaklarını kaydederek, "Ayrıca, önümüzdeki beş ila yedi yıl içinde, et ve süt ürünlerine seçenek olarak bitkisel temelli gıdalardan oluşan global büyüklüğü 1 milyar euro’ya ulaşacak yeni bir gıda iş kolu geliştirmeyi planlıyoruz" bilgisini paylaştı.

'2 TRİLYON EURO KATKI SAĞLAYABİLİR'

Gıda sistemini değiştirmenin ekonomik büyüme açısından da önemli olduğuna işaret eden Kölükfakı, "Dünya genelinde 80 milyon istihdam yaratabilir ve üretimdeki büyümeye 2030 yılı itibarıyla 2 trilyon euro oranında bir katkı sağlayabilir. Eyleme geçmemenin maliyeti, aslında eyleme geçmenin maliyetinden çok daha yüksek. Çalışmalar, beslenmeye harcanan her 1 dolar karşılığında ekonomik fayda açısından en az 16 dolar oranında geri dönüş sağlandığını gösteriyor" dedi.

Şirketin Türkiye'de sürdürülebilirlik anlamında attığı adımlar hakkında da konuşan Özgür Kölükfakı, "2010 yılından bu yana sürdürülebilir kaynaklar kullanan tarımsal ham maddelerimizin miktarını yüzde 14’ten yüzde 62’ye yükselttik, öncelikli 13 sebze ve baharatımızın yüzde 86’sını sürdürülebilir kaynaklardan elde etmeyi başardık. Birlikte çalıştığımız 4 bin çiftçiye geleceğe dost tarım uygulamaları konusunda eğitimler verdik. Türkiye, Lipton çayın hem üretilip hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği Sertifikası (RA) alan ülke oldu. Türkiye’de gıda, içecek ve dondurma işimizde, hammadde ve ambalaj malzemelerinin yüzde 72’sini sürdürülebilir kaynaklardan elde ediyoruz, harcamalarımızın yüzde 81’ini yerel kaynaklara yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

'ANADOLU BESLEYİCİ GIDA CEVHERİ'

Knorr ve WWF'nin globalde farklı üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile çalışarak, ‘Geleceğin Gıdası’ olarak tanımlanan 50 ham maddenin yer aldığı bir rapor hazırladığını da bildiren Kölükfakı, "Geleceğin 50 Gıdası listesinde Türkiye’de kolayca bulabileceğimiz gıdalar var. Kabak çiçeği, bamya, bakla, börülce, mercimek, maş fasulyesi, soya fasulyesi, karabuğday, horasan buğdayı, kinoa, kavuzlu buğday, kırmızı lahana, ıspanak, keten tohumu, kenevir tohumu, susam tohumu, ceviz, fasulye filizi, nohut filizi gibi. Bu gıdaların besin değerleri de oldukça yüksek. Kadim Anadolu, tüm bu leziz ve besleyici gıdalar açısından tam bir cevher. Biz de tüketicilerimize en lezzetli ürünleri sağlamak amacıyla bu ham maddeleri kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz" bilgisini paylaştı.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri