Vicdan turizmi için gelenlere uyarı
Türkiye'nin 10 kentini vuran ve on binlerce insanın ölümüne neden olan afette, deprem bölgesine koşan tanınmış isimler Habertürk'e yaşadıklarını ve izlenimlerini anlattı. Uzun süredir deprem bölgesinde olan o isimlerden biri Ebru Baybara Demir... Tanınmış Şef Demir, "sırtında çantasıyla gelen ve üç gün mutfakta soğan doğrayan kişi otel sahibi çıktı. Deprem bölgesinde millet ruhu ortaya çıktı" diyor. Sinema Sanatçısı Cengiz Bozkurt, büyük bir çadır kentin kurulmasında görev alırken gönüllüleri uyardı "Sosyal medyada paylaşmak için değil, insanların acılarına ortak olmak için buraya gelin" dedi. Türev Uludağ da aynı görüşte: Vicdan turizmi yapmayalım. afetzedelerin bize gönülden ihtiyacı var
ABONE OLDidem Arvas'ın haberine göre büyük yıkım yaratan ve ağır trajik sonuçlar ortaya çıkan depremin hemen ardından bir çok ünlü isim o şehirlere koştu. Depremin ilk günlerinde afet bölgesine giden bir çok isim geri döndü ama bazı isimler var ki; onlar bölgeden hiç ayrılmadı... Kimi afetzedelerin lojistik ihtiyacını kimi de yeme ve geçici barınma hizmetini çözmeye çalıştı ya da bu çalışmalarda gönüllü oldu.
Sinema sanatçısı Cengiz Bozkurt halen bölgede ve Hatay’da büyük bir çadır kent kurulması için çalışıyor.
Tanınmış şef Ebru Baybara Demir ve Türev Uludağ ise depremzedelere her gün 100.000 kabın üstünde yemek çıkaran bir sistem kurdu.
Bu isimlerin ortak noktası depremden etkilenen bölgelerle olan ailevi ve hemşerilik bağları. Adanalı Şef Türev Uludağ depremde Adana’daki dayısını ve yengesini kaybetti. Yani o da bir afetzede. Şef Ebru Baybara da Mardin’li ama deprem bölgesinde uzun zamandır kaldığı için kendisini mağdurlar gibi yıkılan şehirlerden sayıyor.
Türev Uludağ deprem bölgesinde yaptığı destek çalışmalarını anlatırken “Adanalıyım. Bu
toprakların çocuğuz. Ortak kültürel mirası kaybetmemek için bu insanları burada tutmak zorundayız. Bu bir memleket meselesi. Boynumuzun borcu” diyor.
Sinema sanatçısı Cengiz Bozkurt "Ben buraya yaraların sarılması için geldim kendimi anlatmak istemiyorum" diyor ve ekliyor: “Depremden etkilenen insanların önceki hayatlarında barınma koşulları, temel ihtiyaçları neyse önce bunu karşılamak gerekiyor.”
Ebru Baybara ise barınma konusundaki endişesini ve kendisini üzen deprem bölgesinden göçü şu sözlerle anlatıyor: “İnsanlar can havliyle buradan gittiler. Kalanları burada tutabilmek için yaşam koşullarını iyileştirerek yanlarında olmamız gerekiyor. İnsanla doldurmadığınız sürece bu topraklar
eksik kalır.”
Bu isimlerin dikkat çektikleri bir başka nokta da depremde hayatları dağılan insanların duruşu. Türev Uludağ “Depremzedelerin acıları karşısındaki metaneti insanı şoke ediyor. Bu insanlar mutfaklarımızda çalışmak istediler. ‘Kayıplarımız konusunda yapacak bir şeyimiz yok; ama elimizden ne geliyorsa yapmak istiyoruz dediler.’ Geceleri uyumadan çalışan depremzede arkadaşlarımız var.”